Bugünkü yazım için esasında 2 başlık vardı, birisi yukarıda kullandığım, diğeri de Murat Karayılan’ın yaptığı açıklama. İkisi de Türkiye için çok önemli ve aynı yazı içinde ele alacağım ama Erdoğan Karayılan’ın açıklamasını yanıtlarsa, belki de günlerce konuşulacak bir konu.

NATO toplantısı o kadar konuşuldu ki, hep “Bugün ayın 14’ü, Erdoğan saçını kim ördü” diyesim geliyor yada Erdoğan’ın kürsüye çıkıp “Benden önce kimse ABD başkanıyla görüşmedi” diyeceğini bekler oldum.

Neyse, Erdoğan’ı şimdilik bir kenara koyalım -Çünkü zaten içeride ve dışarıda dışarı konuldu çoktan- gizli genelkurmay başkanı, dışişleri bakanı ve gerçek milli savunma bakanı Hulusi Akar’a gelelim.

Hulusi Akar NATO toplantısı öncesi “NATO’nun önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle ittifak daha da güçlendirilmeli ve NATO’nun gerçek bir müttefiklik ruhu içinde çalışması sağlanmalıdır. (S-400 tedariki) Muhataplarımızın teknik anlamda kaygısını ele almaya hazır olduğumuzu belirttik. Makul ve mantıklı çözümler her zaman mümkün” deyince beni aldı bir gülme, arkadaşlara telefon edeceğim edemiyorum, ediyorum konuşamıyorum. Sonunda bir arkadaşa “NATO önemli” deyip kapatmışım telefonu. Yarım saat sonra beni aradı ve iyi olup olmadığımı sordu, çünkü ben hep yazdığım gibi, ilk devrimci sloganım “NATOSUZ TÜRKİYE” idi. Neyse ki kendisine anlatmaya çalıştım, gülmekten Hulusi Akar diyemediğimi ve telefonu kapattığımı.

Artık bişeyden eminiz ve ben rahatladım: genelkurmay başkanlığına kadar gelen bir subay NATO’nun önemli olduğunu anladı, bir arabaya bir gün benzin, bir gün mazot koyamayacağın gibi, hem NATO’dan, hem de Şanghay’dan silah alamayacağını idrak etti. Daha ne isterim ki ben, sadece tek merakım var, o da boşu boşuna alınan S-400’ü nereye sıkıştıracağız. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra yıldızlı keplerin ve madalyaların satıldığı pazarlar vardı ya, oralara düşer mi bilemiyorum. Bama göre en iyi yol MİT tırları ayağına okutmak bir ülkeye.

Stêrk TV’de Arjin Ferat’a bir açıklama yapan Murat Karayılan’ın açıklaması daha da ilginç geldi bana, Karayılan “Birkaç ay önce Türk Devleti ve hatta Tayyip Erdoğan’ın kendisi bizlere haber gönderdi ve ‘Türkiye içerisinde yani Kuzey Kürdistan’da ateşkes ilan edin dedi” diye başlamış konuşmasına.

Kasım yada aralık ayında bitakım üst düzey görüşmelerin olduğu haberi gelmiş, ancak içeriğini öğrenememiştim. Hulusi Akar ayın 14’ünden önce NATO aşkını açıklarken Karayılan da ateşkes talebini açıkladı ve konuşmasına “Yani bu ne anlama geliyor; bize karşı ateşkes ilan edin KDP ile olan çelişkileriniz var, gidip onlarla savaşın. Bu düşmanın bir oyunudur. Düşmanın oyunlarına karşı uyanık olmamız gerekiyor.” dedi.

Bikaç yıldır konuşma ve yazılarımda Orta Doğu’da yeni bir tarihi sayfanın açıldığını ve demokratların bu tarihi sayfanın neresinde durmaları gerektiği konusunda ciddi bir karar aşamasında olduklarının altını çizdim hep. O sayfanın yazılmamış son 2 yada sadece son paragrafı kaldı ama biliyorsunuz final her zaman zordur ve daha çok efor ister. Hani kimi yarışlarda “Çıktığı gibi bitirdi” derler ya, bu esasında bir kandırmacadır, 100 metre koşusunun bile hiçbir metresinde aynı eforu gösteremezsiniz, milyonda bir, hatta trilyonda bir bile olsa bir fark vardır ve belki daha yavaş koşsanız da finalde daha çok efor sarfetmek zorunda kalırsınız. En uzun an gibi gelir o bitiş çizgisine varmak.

İşte tam da o noktadayız, en çok da karar verememişlerin karar verme aşamasındayız. Erdoğan büyük olasılıkla Karayılan’ı yalanlayacaktır, doğal olarak yandaş ve yalaka medya da. Kendilerine bir tavsiyem olacak, artık dünyanın sayılı ve önemli cumhurbaşkanlarının, başbakanlarının kabul ettiği ve görüştüğü bir konuyu, terör örgütü olarak görmekten vazgeçip, sadece Türkiye’ye değil, bütün Orta Doğu’ya barış getirecek bir olay olarak görmeleridir.

Şunu unutmayın, Türkiye “Biden Erdoğan’a ne zaman telefon edecek” diye yakınırken, o sayfanın içindeki insanlar politik her türlü görüşmelerini yapıyorlar.

14’ünde bu 2 konu konuşulur mu, şimdi herkesin merak ettiği bu. Bence Biden ile Erdoğan yarım saat görüşecekler ve merhaba kısmından sonra Biden sorunları yetkili temsilcilerin müzakerecilerine bırakılmasını isteyecek ve Erdoğan çok verimli geçtiğini söyleyerek Türkiye’ye dönecek ve Süleyman Soylu’yu bakanlıktan affedecek, ertesi gün de Sedat Peker dinlemeye devam edeceğiz.