Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 gün önce yaptığı bir açıklamada “Türkiye'nin Afganistan'daki askeri varlığı, yeni yönetimin de uluslararası alanda elini güçlendirecek ve işini kolaylaştıracaktır” dedi.

Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahit Afganistan’ın nasıl yönetileceğine dair açıklamalar yaptı: “Biz kadınların çalışmasına, okumasına izin vereceğiz. Tabii ki kendi kurallarımız çerçevesinde. Şeriat sistemi altında kadınların haklarına bağlıyız.

Burada basın mensuplarına teminat veriyoruz: Biz sizi koruyacağız. Bazı taleplerimiz var. İslam çok önemli bir değer ülkemizde, hiçbir şey İslami değerlere aykırı olmamalı, özellikle de medya aktiviteleri konusunda. İslami değerler her zaman hesaba katılmalı. Programlar yazılırken bunlar düşünülmeli.

Bizim mücadelemiz bir İslami hükümet kurma mücadelesiydi, bunu başardık.”

Anayasa MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Tam da yazıya başlamıştım ki Artı Gerçek’e bir haber geldi: “Taliban, Deutsche Welle çalışanlarının evini bastı, bir kişiyi öldürdü.” Önceki gün bir haber daha vardı Artı Gerçek’te: “ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından ülkeyi kısa bir sürede ele geçiren Taliban’ın stadyumda dört komutanı idam etmesinin ardından Afgan vatandaşların toplu bir şekilde kurşuna dizip çukura atıldığı görüntüler ortaya çıktı.”

SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi de geçmişte ilginç bir açıklama yapmış ve bu açıklamadan sonra Erdoğan’ın başdanışmanlığı görevini bırakmak zorunda kalmış ama SADAT’ı büyütmeye devam etmişti. Son askeri şûra toplantısında Ergenekoncuların emekli edilmesi beklenirken daha çok SADAT’a bağlı subayların terfi ettiği söylendi ve yazıldı. Adnan Tanrıverdi İslam Birliği Kongresi’nde “İslam birliği Mehdi hazretleri (İslam'da Ahir zamanda geleceğine ve İslam'ın dünya hakimiyetini gerçekleştireceğine inanılan kurtarıcı kişi) geldiği zaman olacak. Mehdi hazretleri ne zaman gelecek Allah bilir. Bizim bir işimiz yok mu? Ortamı hazırlamamız gerekmez mi? İşte aslen bunu yapıyoruz.” diye açıklama yapmıştı.

Peki Afganistan’da bunlar olurken, Türkiye’de neler oldu; dün Artı Gerçek’teki yazısında Ergun Babahan “Tüm dünyanın dikkati Afganistan’a odaklanmış, Amerika Başkanı Biden ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan ve göçmenler üzerinden gizli bir anlaşma yapmışken. Biden’ın Suriye Özel Temsilcisi göçmenler konusundaki  cömert tavrı nedeniyle Türkiye’ye teşekkür ziyaretinde bulunmuşken; Ankara Şengal’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

17 Ağustos günü Türkiye’ye ait savaş uçakları, Şengal merkezde bulunan Eski Çarşı yakınlarına hava saldırısı düzenlemişti. Sivil bir araca yapılan saldırıda, iki kişi yaşamını yitirmişti, üç kişi de yaralanmıştı.” diye yazdı.

Aynı zamanda dün İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, Halk TV'de katıldığı programın çıkışında bir kişinin yumruklu saldırısına uğradı.

Ve HDP İstanbul il ve ilçe örgütü yöneticilerinin de aralarında olduğu en az 19 kişi gözaltına alındı.

Arkasından TRT, 22 yıllık çalışanı Deniz Salmanlı'yı, Mahir Çayan ve dokuz arkadaşını andığı tweeti gerekçe göstererek terör örgütüyle iltisaklı olmak suçlamasıyla işten çıkardı.

Yani Tayyip Erdoğan, Afganistan'daki Birleşmiş Milletler'in 'Terör Örgütü' kabul ettiği Taliban'ın elini güçlendirecekmiş olacak.

Sayın savcılar, burada bir anayasa suçu işleniyor mu sizce, benimkisi sadece meraktan, yoksa hedef aynı mı?