Gülistan’ın katli

Süleyman Soylu’nun ekibinde olmak, bir dönemler mutlak bir koruma sağlarken, artık sağlamıyor. Peki neden artık sağlamıyor?

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistann Doku’nun katli, altı yıllık bir sis perdesinin ardından, nihayet aydınlanmaya başladı. Bu sis perdesinin bir ihmalin değil, tam tersine bilinçli ve kasıtlı, örgütlü bir örtbasın sonucu olduğu ortaya çıkıyor. Dersim Kadın Platformu’nun, Gülistan’ın acılı ailesinin, genel olarak kadın hareketinin ısrarlı ve kararlı mücadelesi olmasaydı elbette Gülistan’ın ölümü asla aydınlatılamazdı. AKP milletvekili Oya Eronat’ın Meclis’te söylediği gibi, bu bir “aşk intiharı”(!) olarak kayıtlara geçecekti. Cinayetin üstü pervasızlık ve küstahlıkla örtülecekti.

“Ben devletim” diyen ve halka korku salarak yönetmeye çalışan, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in bu cinayetin delillerini nasıl karattığını kamuoyu şaşkınlıkla izliyor. Elbette akıllara ilk düşen soru, 6 yıldır gizlenen gerçeklerin nasıl bir anda ortaya çıktığıdır. Bunun, tek bir açıklaması olabilir. Dönemin valisini koruyan kalkan, artık bu işlevi yerine getirmiyor. Süleyman Soylu’nun ekibinde olmak, bir dönemler mutlak bir koruma sağlarken, artık sağlamıyor. Peki neden artık sağlamıyor?

Anlaşılan, devlet, bu cinayetin failini ilk günden beri biliyordu. Örtbas etme işine ne çok devlet görevlisinin karıştığına bir baktığımızda, bu bilginin sadece halktan ve aileden gizlendiğini net olarak görebiliyoruz. Elbette mekan Dersim, öldürülen de bir Kürt kadını olmasaydı, böyle bir susku komplosu da mümkün olmazdı.

Bugün ise, çatışmanın sona ermesi, süregelen çözüm süreci, bu türden sayısız suistimalin en azından en sivri ve en teşhir olmuş olanlarından başlayarak, kısmen deşifre edilmesine yol açıyor. Süleyman Soylu’nun bakanlığı döneminde kurduğu kriminal ilişkilerin de tasfiye sürecine sokulduğunu görüyoruz. Ankara’da Ayhan Bora Kaplan, Dersim’de Tuncay Sonel… Acaba Süleyman Soylu’nun himayesi altında daha ne kadar suçlar işlendi? Acaba başka hangi suçlara “devletin bekası”(!) adına göz yumuldu?

Cinayet faili şüphesiyle tutuklanan Zeynel Abarakov’un, tüm ailesiyle birlikte Antalya’da 5 yıldızlı bir otelde yıllarca, ücreti devletin kasasından ödenerek ve kayıtsız şekilde barındırılması, hakikaten büyük bir skandaldır. Örtbas etme faaliyetinin Dersim’de açık bir göstergesidir. Yasalarda yeni olmayan bu tür uygulamalar, Soylu döneminin tipik özelliğini oluşturmaktadır. Kendi ifadesiyle “güvenlik konusunda bir makale bile okumadan” İçişleri Bakanı yapılan Soylu’dan beklenen de zaten selefi Efkan Ala’nın kabul etmediği yasadışı işlere imza atmasıydı. Soylu dönemi, yasadışı işlere dolu derin bir kuyudur.