Sonda söyleyeceğimi başında söyleyeyim; Beşiktaş bu oyunuyla iki puan yitirmedi bir puan kazandı, ki o da tartışmaya açık!..
Mücadele etmeden, emek harcamadan kazanmak olası mı? Günümüz koşullarında, kendi şirketinden ihalesiz dokuz milyonluk dezenfektan satın alan bakan ve eşigiller ile yandaşlar için ‘evet’, ama ne yazık ki  sahada gözler önünde mücadele eden sizler için aynı şey geçerli değil! Klişe futbol yazarı deyişidir; "bu maçı 10 kere oynasanız yine kazanamazdınız", yeri gelmişken yinelemek gerekti. Beşiktaş’ın dün geceki futbolu ile kazanması bu nedenle olası değildi. Siz kendinizi Liverpool ya da Barcelona mı sandınız, kendi liginizi kurup orada oynayacaksınız! Memlekette 1959’dan bu yana en üst kategoride bir lig var, onda da art arda puanlar yitirip duruyorsunuz. Sizler de haklısınız tabii, rakipleriniz 1959 öncesi için mücadele ederken günün koşullarına uyum sağlamakta sorun yaşıyorsunuz! 

Sivas 4 Eylül Stadı’nda kısmi aydınlatma sorunu yaşandığında hakem Fırat Aydınus Sivasspor ve Beşiktaş’ın kalecilerine sordu; "bu koşullarda oynayabilir misiniz?" Bana kalırsa o esnada Beşiktaşlı futbolculara "böyle oynarsanız şampiyon olacağınızı mı sanıyorsunuz" sorusunu da yöneltti ya neyse! Sergen Yalçın’ı eleştirmek bu kez doğru olmayacak! Ne yapsın, eline kızılcık sopası alıp ‘oynuyormuş’ gibi yapanlara mı vursun? Mevcut kadro ortada, zaten Beşiktaş sakatlıklar nedeni ile Georges-Kévin N'Koudou’ya hâlâ gereksinim duyuyorsa söyleyecek fazla bir şey kalmıyor. Adı Sergen Yalçın elinden gelen budur… Aslında çok huyum değil, ama biraz da teknik olarak bakmak istiyorum yazının sonunda. Sezon başında Porto tarafından sakatlığı nedeniyle gözden çıkarılan Vincent Aboubakar ile Suudi Arabistan liginden 31 yaşındaki Josef de Souza transfer edilirken, iki oyuncunun yanı sıra risk de transfer edilmişti aslında. Aboubakar sakatlanıp takımdan ayrı kalana kadar bu risk neredeyse hiç ortaya çıkmadı. Ama şimdi çıktı. Şurası açık: Sergen Yalçın sezon başında takımın omurgasını kurarken ilk olarak Aboubakar'ı santrfor pozisyonuna koymuştu. 

Etrafına da Cyle Larin, Rachid Ghezzal, Atiba Hutchinson'ı dizmişti. Şimdi Aboubakar yine sakatlandı ve Cenk Tosun da sezonu kapattı. Bozulan takım dengesi belli ki yerine gelmeyecek. Beşiktaş haftalardır temelde bu eksikliği çekiyor. Bir de sezon yorgunluğunu. Bu nedenle artık söylemenin zamanı da geldi galiba; Beşiktaş ligin son düzlüğüne hiç iyi girmiyor.
Diğer tarafta bu Sivasspor'u yaratan Rıza Çalımbay da övgüyü hak etmiyor mu? Sezona Avrupa Ligi karşılaşmaları nedeniyle yorgun başlayan Sivasspor daha sonra temposunu artırarak geçen sezonun flaş takımı olma unvanını boşuna eline geçirmediğini kanıtladı. Her pozisyonda 11 kişiyle topun arkasına geçmeyi başaran ve her topu sonuna kadar savunan Sivasspor, Beşiktaş'a tempoyu artırma fırsatı vermediği gibi, Beşiktaşlı oyuncuları da sık sık pas hatasına zorladı. Bilindiği gibi iktisat kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları giderme disiplinidir. Rıza Çalımbay bu açıdan ligin ekonomiyi en iyi bilen teknik direktörü olabilir…