İki yıl önce Muharrem İnce için “küfürbaz”, “tekin biri değil”, “çilingir sofrası müdavimi”, “alkolik” gibi tanımlamalarla yazılar yazan Saray kalemşorlarından biri tutmuş dün Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısında ciddi bir rakip olabileceğini söylüyor. Her cümlesinde gaz vermeye devam ettiği yazısında İnce’nin Macron gibi bir yürüyüş hareketi başlatabileceğini bile yazıyor.

Oysa iki yıl önce 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde bu kalemşor, İnce’ye yapmadığı hakareti bırakmamıştı, hatta 24 Haziran akşamı “çok sarhoş olduğu için yakınları tarafından odaya kapatılarak kaçırıldığını” iddia eden bir yazı bile kaleme almıştı.

Üstelik sadece o da değil. İki gündür Saray kanalları İnce’nin parti kurup kurmayacağını tartışıyor. Ve görevli AKP’li gazeteciler, İnce’nin parti kurması gerektiğinin ateşli savunucusu olarak karşımıza çıkıyor.

Hani sanki İnce parti kursa oy verecekler!

İşin başka bir tarafı ise İnce’nin parti kuracağına dair yazıların çıkmaya başlamasından birkaç gün sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e güzellemeler yaparak “evine” geri çağırıyor!

Niye mi?

ArtıBir Araştırma şirketinin dün açıkladığı sonuçlara bakalım.

AKP’nin oy oranı yüzde 34,2. MHP ise yüzde 8,2 ile baraj altında kalıyor. İkisinin oylarının toplamı yüzde 50+1’e yetmiyor. Aslında uzun süredir birçok araştırma şirketinin sonuçları benzer rakamları veriyor.

ArtıBir Araştırma’ya göre Erdoğan’ın oy oranı ise karşısına Ekrem İmamoğlu’nun çıkması halinde yüzde 39’larda. Mansur Yavaş’ın çıkması halindeyse yüzde 49,7’lerde.

Yani seçim ikinci tura kalıyor…

Ayasofya beklenen ilgiyi bulmamış. Yurttaş, ülkenin en önemli sorununun ekonomi olduğunu söylüyor.

Ve bu sırada Muharrem İnce, üstelik kendisi de konuşmayarak “yakınları” aracılığıyla parti kurma hazırlığında olduğunu yayıyor. Daha dün İnce’yi yerden yere vuran yandaşlar gaz veriyor. Ve derken Bahçeli’den İYİ Parti’ye güller uzatılıyor.

İster istemez insanın aklına “Saray yeni bir oyun mu kuruyor” sorusu düşüyor.

Elbette CHP yönetimine yönelik çok haklı eleştirileri var İnce’nin. Ancak, işte araştırma sonuçları ortadayken yeni parti tartışmalarının ortaya çıkması da insanın kafasını kurcalıyor.

Öyle bir günde parti kurmaya karar verilemeyeceğine göre; Sayın İnce’nin özellikle CHP kurultayını beklediği anlaşılıyor. Parti yönetimince nasıl dışlandığını anlatması açısından elini rahatlatacak bir tarih kolluyor yani. Tipik siyasetçi kurnazlığı…

Ve bu siyaset anlayışıdır ki Türkiye’yi bir türlü düzlüğe çıkarmıyor.

90’lı yıllar “solun birlikteliği” tartışmalarıyla geçti. Hatta Bülent Ecevit’e “bir bölen” yakıştırması yapıldı.

30 yıl sonra elbette soldan bahsetmek söz konusu değil ama bu kez yeni bir bölenle daha karşı karşıyayız.

“40 sene sonra yüzde 30’u geçtik, umudu tazeledik” diyen İnce, o oyu tek başına almadığını bir ittifakın adayı olarak ortaya çıktığını unutmuş görünüyor. 

Belli ki yeni bir adaylık hayalleri kuruyor.

Ama daha 24 Haziran gecesini tam olarak açıklayamamış ve “Yenildim, yenilgiyi kabullenemedim, o geceyi iyi yönetemedim, özür dilerim, kapatın artık”, “CHP genel başkanlığının bilgisayarları çökmüşse hesabı niye ben veriyorum, CHP yönetimi verecek” diyen İnce, hayal kırıklığına uğrattığı milyonlar için nasıl yeniden umut olacağına inanıyor.

İki yıl önce “adam kazandı” dediği anda kaybeden İnce, bugün Saray’ın tuzağına mı düşüyor?

Her durumda da Türkiye siyaseti yine birilerinin koltuk hesabı üzerinden yürüyor…