Dünyanın en güçlü yedi ekonomisine sahip ülkelerin liderleri, Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un ev sahipliğinde geçtiğimiz Pazar günü (26.06.2022) Almanya'nın Bavyera eyaletindeki Elmau Şatosu'nda bir araya geldi. Zirvede Ukrayna'daki savaştan iklim değişikliğine kadar birçok konu ele alındı.

Zirveye Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Japonya, Kanada ve Almanya liderlerinin yanı sıra Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, Alberto Ángel Fernández ve Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa da katıldı.

Olaf Scholz Hindistan, Güney Afrika, Senegal, Endonezya ve Arjantin’in yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'i de misafir ülke olarak davet etti. Zirvenin ilk gününde Batı’nın önde gelen sanayileşmiş ülkelerinin Ukrayna Savaşı’nda Rusya’ya karşı kurdukları birlik, uyum ve ortak eylemlerini teyit etmek ana konu oldu. Scholz, kendilerini "kararlı ve birleşik" göstermek istediklerini zirveden önce söylemişti.

Ancak zirvenin ikinci gününde G7’nin kendisini dış dünyadan izole eden özel bir kulüp olmadığı mesajı verildi. İttifak üyeleri diğer demokrasilere de açık olmak ve dünya için sorumluluk almak istediklerini belirtti. G7 dünyanın geri kalanında müttefik arıyor ve bu beş ülke de bu yüzden zirveye davet edilmişti. Batılı ülkeler için bu konu Ukrayna savaşından bu yana daha da önem kazandı.

Scholz, uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi ve demokrat ülkelerin dünyanın otoriter rejimlerine karşı sıkı bir dayanışma içinde olmasını istediğimi dile getiriyor. Bu nedenle Scholz bu planının reklamını önce Japonya'da yaptı. Ardından Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Berlin'deki görüşmesinde ve son olarak Senegal ve Güney Afrika'daki ziyaretlerinde de fikrini anlatarak bu ülkeleri kazanmaya çalıştı. Konuştuğu her yerde tekrar tekrar "birbirimize bağlı kalmalıyız" dedi. Elmau'daki zirvede de Scholz, "Putin'in dünyanın küresel Batı ve diğer herkes olarak ikiye ayrıldığını iddia ederek kurduğu tuzağa düşmemeli dünyanın her yerinde demokrasiler var ve de çok benzer bakış açılarına sahipler" dedi.

GÜNEY AFRİKA, HİNDİSTAN, SENEGAL RUSYA KONUSUNDA G7’DEN FARKLI TUTUMA SAHİP

Ancak Scholz’un görüştüğü her liderle fikirlerinin uyumlu olmadığını anlaması da pek uzun sürmedi. Güney Afrika ziyareti sırasında Scholz, Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş hakkında yaptığı görüşmenin ardından, "dünyadaki sınırların zorla değiştirilmemesi gerektiği" konusunda iki liderin hem fikir olduğunu vurguladı. Fakat Ramaphosa savaş kelimesini kullanmaktan kaçınarak 'çatışma' demeyi tercih etti. Ramaphosa, ayrıca BM Genel Kurulu'nda Rusya'nın kınanmasına karşı oy veren tüm devletler için anlayış gösterilmeli "Sayın Scholz da bunu anlar" dedi. Fakat Scholz Ramaphosa karşı çıkarak, "Bunu kabul edemem" demişti.

Güney Afrika'nın yanı sıra Hindistan ve Senegal de BM Genel Kurulu'nda Rusya'yı kınamaktan kaçındılar. Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Afrika Birliği başkanı olarak geçtiğimiz günlerde Putin ile görüşmek için Moskova'ya gitti. Batı yaptırımlarına bazı ülkeler büyük bir şüpheyle yaklaşıyor. Yaptırımların küresel gıda kıtlığına, artan tahıl ve enerji fiyatlarına neden olduğu oldukça yaygın bir görüş.

BORİS JOHNSON RUSYA’YA KARŞI SAVAŞMAYI HİTLER’E KARŞI SAVAŞMAYA BENZETTİ

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya'ya karşı savaşta Ukrayna'yı desteklemeyi Nazi diktatörü Adolf Hitler'e karşı savaşmaya benzetti. Johnson Pazartesi günü G7 zirvesinin oturum aralarında BBC'ye verdiği demeçte, "özgürlüğün bedeli ödenmeye değer" dedi.

20. yüzyılın ortalarında tiranlığa ve saldırganlığa bir cevap bulmak demokrasilerin uzun zamanını aldı ve de bedeli çok pahalıydı diyen Johnson, "Ancak diktatörlerin, özellikle de Nazi Almanyasının yenilgisiyle, onlarca yıllık istikrar, kurallara dayalı bir uluslararası sistemin olduğu bir dünya düzeni getirdi. Korumaya değer, savunmaya değer, çünkü uzun vadeli refah getiriyor" dedi. Johnson, İngiltere'nin Putin'in saldırganlığına karşı mücadelede, bedeli ne olursa olsun Ukrayna'nın yanında olmaya hazır olması gerektiğini söyledi.
İngiltere, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna'ya yaklaşık 1,5 milyar sterlinlik mali ve insani yardım ve yaklaşık 1,3 milyar sterlinlik silah tedariki sağladı.

G7 ÜLKELERİ UKRAYNA’YI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİNE SÖZ VERDİ

G7 liderleri yatıkları ortak açıklamada Ukrayna’ya desteklerinin süreceğini belirttiler. Açıklamada, "Ukrayna’ya mali, insani, askeri ve diplomatik destek sağlamaya ve gerektiği sürece Ukrayna'nın yanında olmaya devam edeceğiz" ifadesi kullanılırken, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü koruması, savunması ve kendi geleceğini seçmesi konularında G7 ülkelerinin desteğine sahip olduğu ifade edildi. Bu yıl 28 milyar euro Ukrayna devlet bütçesine akacak. Rusya dünya pazarlarında daha da izole olacak ve altın ihracatından elde ettiği gelir azalacak. Ayrıca Rusya'nın savunma ve teknoloji sektörlerine yönelik yeni yaptırımlar getirme sözü de verildi. Rusya’ya Ukrayna’nın tarım ve ulaşım altyapısına yönelik saldırıları durdurma ve Karadeniz'deki Ukrayna limanlarından tarım ürünlerini taşıyan gemilerin serbest geçişine izin verme çağrısı da yapıldı.

İKLİM KRİZİ VE KITLIK TEHLİKESİ

Zirvede G7 ülkeleri ve misafir ülkeler sadece Ukrayna'daki savaşı konuşmadılar. İlk ortak çalışma oturumunda iklim, enerji ve sağlık konularına odaklanıldı. G7 ülkelerinin hedeflerinin çoğununun gelişmekte olan ülkelerin desteği olmadan uygulanması neredeyse imkansız. Örneğin iklimin korunması hedefi bunların başında geliyor. G7 ülkeleri dünya nüfusunun yüzde 10'unu oluşturuyor. Küresel CO2 emisyonlarının yüzde 21'ini üretiyor. G20 ülkeleri de küresel emisyonun yüzde 59’unu üretiyor. G-7 ülkeleri bu beş partner ülkeyle Scholz'un Almanya Maliye Bakanıyken ortaya attığı bir "İklim Kulübü" fikri hakkında da konuştular. Scholz konuyla ilgili olarak "Durumu iyileştirmeye ve şu anda gerekli olan büyük endüstriyel dönüşüme kendini adamış olan dünyadaki herkes katılabilmelidir. Böylece CO2 nötr bir şekilde çalışabilir ve dünyanın her yerinde hala iyi işlere sahip olabiliriz" demişti. Ancak Pazartesi günü yayınlanan iklim koruma bildirgesinde Scholz’un fikri olan “İklim Kulübüne” dair bir cümle geçmedi. Sadece altyapı ve yatırımların inşasında ortaklıklardan söz edildi. CO2 emisyonları Almanya gibi ülkelerde zaten fiyatlandırılırken ve AB ithal ürünlere CO2 vergisi getirilmesini müzakere ederken, ABD bu tür araçları kullanmayı düşünmüyor.

G7'de tartışılan konulardan biri de dünyada yaklaşan kıtlık oldu. Savaş başlamadan önce dünya buğday ihracatının üçte biri Rusya ve Ukrayna'dan geliyordu. Çoğu Ortadoğu ve Afrika ülkelerine gitti. BM Dünya Gıda Programı için Ukrayna en önemli tedarikçiydi. Şimdi 2021 hasadı Ukrayna limanlarında sıkıştı, sadece küçük bir kısmı ülke dışına trenler veya mavnalarla taşınabiliyor. Barış zamanında, Ukrayna ayda yaklaşık beş milyon ton tahıl ihraç ediyordu. Savaşın başında ihracat 350 bin tona düşmüştü. Mayıs ayında en az 1,7 milyon ton tahıl ülkeden çıkarılabildi.
Scholz, G7'nin Ukrayna'dan daha fazla tahıl ihracatı sağlamaya çalıştığını söyleyerek "Müzakereler şu anda gece gündüz devam ediyor" dedi.
G-7 ülkeleri ayrıca, iklimin uygun olduğu yerlerde, gelişmekte olan ülkelerde yerel ekimi desteklemeyi istiyor.

SHOLZ: G20’Yİ SABOTE EDEMEYİZ

G7’ye misafir olarak davet edilen Endonezya, başlıca gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri içeren G-20 grubuna başkanlık ettiği için ayrı bir öneme sahipti. Başkan Joko Widodo, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i G20 Kasım zirvesine davet etti.
Putin’in davet edilmesi nedeniyle G20 zirvesini boykot etmesi yönündeki çağrılara Almanya ikinci devlet kanalı ZDF'e konuşarak cevap verdi. Dünyanın önde gelen ekonomilerinin dünyadaki gelişmelerle ilgili önemli rol oynamaya devam edeceğini ve yakın iş birliğinin önemli olduğunu belirten Scholz, bu nedenle Almanya'nın G20'nin faaliyetlerini sabote etmek istemediğini söyledi. Zirveye katılıp katılmayacağı ile ilgili kararı yolculuk öncesinde ve güncel duruma göre vereceğini kaydeden Almanya Başbakanı, ev sahibi Endonezya'nın Putin'in yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'i de zirveye davet ettiğini hatırlattı.

ÇİN’E KARŞI 600 MİLYARLIK YATIRIM

ABD Başkanı Joe Biden, ülkesinin diğer G7 ülkeleri ile birlikte önümüzdeki yıllarda dünyanın değişik noktalarında altyapı çalışmaları için yüz milyarlarca dolar yatırım yapmayı planladığını açıkladı. Çin'in dünya üzerindeki etkisini kontrol altında tutmak istedikleri için 600 milyar dolarlık bir program açıkladılar. Ancak birçok detay hala belirsiz görünüyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Avrupa ülkelerinin Çin'in 2013 yılında başlatmış olduğu Kuşak ve Yol Girişimi'ne bir alternatif oluşturmak için 300 milyar Euro‘yu seferber edeceğini söyledi.

ZİRVEYİ PROTESTO EDENLER SERT POLİS MÜDAHALESİYLE KARŞILAŞTI

G7 zirvesinin ilk ve ikinci günü dünyanın farklı ülkelerinden ve Almanya’nın farklı şehirlerinden gelen protestocular tarafından protesto edildi. Pazar öğleden sonraki protestoda iki bin kişi vardı. İkinci gün ise kimi protestocu gruplar Schloss Elmau'ya doğru yürüdü. Ancak hepsinin doğrudan kaleye gitmesine izin verilmedi.

Eylemcilerin taleplerini G7 ülkelerinin liderlerine haykırdıkları Schloss Elmau'nun yakın çevresine polis tarafından sadece 50 katılımcı götürüldü. 500 metre ötedeki mitingin ardından, altı gösterici barikat nedeniyle geçici olarak tutuklandı. Yerel bir polis sözcüsüne göre, eylemcilerin çoğu mitingden sonra barışçıl bir şekilde otobüslere geri döndü ve ayrıldı.

Protesto düzenleyici ekip barış, iklim adaleti, küresel olarak daha adil bir ekonomi, tarım ve gıda egemenliği gibi çeşitli konulara odaklandı.

Stop G7 Elmau ittifakının sözcüsü Lisa Poettinger, bunun G7 toplantıları fikrine karşı genel bir protesto olduğunu söyledi. Poettinger, “Bu bir "emperyalist birleşmedir. G7, iklimin yok edilmesinden en çok sorumlu olanlardır" dedi.