Öfke büyük bir güç yaratıyor kabul ama sevginin gücü yerine öfkenin gücüyle hareket almak zorunda kalınca nadiren kalıcı, genelde anlık çözüm ya da üretimler inşa ediyor oluyoruz ki öfkenin ağırlığı ve sevginin hafifliğinden hiç bahsetmiyorum bile. Bunun içindir ki uzun bir süredir çok yorgunuz büyük çoğunluğumuz. Ki Defne’nin satır aralarında da biz “büyüklere” karşı olan haklı ve çok usturuplu öfkesini görmek mümkün. Yine de her cuma paylaştığı el boyamalarına bakınca gördüğümüz; sevgisi, özeni, emeği göz alıcı olan ve parıldayan. Belki de artık kendimizden umutlanmayı ve “büyük” kibrimizi bir yana bırakıp, onlardan öğrenmeye başlamalıyız. Yani koşulsuz sevgi ile donanmış olan, henüz bizim kadar duvar örmemiş/kirlenmemiş/tükenmemiş çocuklardan ve gençlerden… Hizamızı  onlardan almalıyız. Ne de olsa yarını yaşayacak olan onlar ve bulacakları dünyanın sorumlusu gelecekte de biz olacağız. 

Çünkü her seferinde daha fenası olmaz dediğimiz ne kadar müsibet varsa hepsi de başımıza geldi ve korkarım ki gelmeye de devam edecek. Biz ayağa kalkıp karşı durmadığımız sürece elbette. Defne’nin dikkat çektiği gibi müsilajın olmayan faydalarını nafile bir çabayla arayıp bulmaya çalışırken korkarım ki gözümüzün önünde, avuçlarımızın arasından akıp gidecek iyi olan ne varsa. Deniz gibi, denizlerimiz gibi… (Canım Deniz, yattığın yer incitmesin…) Hasılı, eksik uyanmaya başlayacağız her yeni güne.

Oğlum ebeveynlik ehliyetinin olması gerektiğini düşünen bir çocuk, çok katılıyorum; bugün Babalar Günü, bu kadar çok ölmeseydik yazıyı babalık üzerine kurmayı düşünüyordum. Şimdi ise içimden sadece Defne’nin babası gibi babaların Babalar Gününü kutlamak geçiyor. İyi okumalar dilerim.

Defne “genç bir iklim aktivisti” olarak tanımlıyorsun kendini. Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz ve biraz bahseder misin neler yapıyorsun ve neden yapıyorsun?

Merhabalar, ben Defne Belkıs. 16 yaşındayım, lise 10. Sınıf öğrencisiyim. Ben sanatla aktivizm yapıyorum. “Genc_bir_iklim_aktivisti” diye bir Instagram hesabım var ve orada her cuma boyadığım elleri paylaşıyorum. Her hafta yeni bir çevre sorununu anlatan bir tasarım oluşturuyorum ve o tasarımı avucumun içine boyuyorum. Yaptığım çizimlerle insanların dikkatini çekmeyi umuyorum. İnternette iklim krizini anlatan on binlerce paylaşım bulabilirsiniz ama benim yaptıklarım çok farklı ve bu yüzden de insanlar benim paylaşımlarımı görünce merak ediyorlar, inceliyorlar.

Nasıl başladın çevre ile ilgilenmeye, seni etkileyen ne veya nelerdi?

Ben kendimi bildim bileli etrafımda olup bitenlerle çok ilgiliydim. Hoşuma gitmeyen, değişmesini istediğim ne varsa o konu hakkında insanların dikkatini çekmeye çalışırdım ancak bunu şu an yaptığım gibi düzenli yapmazdım. Fridays For Future Türkiye’ye katıldıktan sonra kendi sayfamı açmaya karar verdim ve her Cuma düzenli bir şekilde paylaşımlar yapmaya başladım. Bu kararımda Greta ve diğer aktivistleri görmek beni çok cesaretlendirdi. Onlar gibi ben de bir şeyleri değiştirebilirim diye düşündüm ama bunu kendi özgün yöntemimle yapmak istedim, 58 haftadır da yapmaya devam ediyorum

Sesini duyurmak ya da farkındalığı arttırmak için neler yapıyorsun?

Önceden de yazdığım gibi resimler çiziyorum. Onların dışında animasyonlar yapıyorum, radyoda röportaj veriyorum, yazılar yazıyorum, podcast kaydediyorum, seminerlere konuk oluyorum, canlı yayınlar yapıyorum…

Bu konuyla ilgili çevrende seni destekleyenler var mı? Okulda ya da ailende ya da arkadaş çevrende?

Ben aslında çok şanslıyım çünkü ailem beni hep destekliyorlar. Arkadaşlarımın çoğu bana destek verirken bir kısmı neden böyle bir şey yaptığımı anlamıyor. Okulda yaptıklarımdan bahsedince eskiden alay konusu oluyordum ama şimdi başarılı olduğum için herkes destekliyor. Tabii çok zor ve alışılmadık bir şey 16 yaşındaki bir kızın aktivistlik yapması. Her şeye rağmen ben amacıma odaklıyım, insanları bilinçlendirdikçe amacıma daha da yaklaşıyorum…

Şu anki çevre gündemimizde müsilaj var, sen bu konuda neler düşünüyorsun ve bu çözülebilir ya da önlenebilir bir durum mu? Bununla ilgili neler söyleyebilirsin?

Biz maalesef ki müsilajı (deniz salyasını) “önleme” aşamasını çoktan geçtik. Ocak ayında harekete geçseydik önleyebilirdik ama yapmadık. Çok uzun zamandır bilim insanları bizi uyarıyordu bu konuda (her konuda uyardıkları gibi) ancak kimse durumu ciddiye almadı, çünkü daha etkilerini görmemiştik. Ancak her felaket filminin başında olduğu gibi bu felaket de bir bilim insanının söylediklerini dikkate almadığımız için yaşandı. Şu an yapılan şeyler de çok yetersiz, yeterli temizlik ekipmanı ve bu konuda uzman kişi yok. Beni en sinirlendiren şeyse insanların müsilajı zararlı bir şey olarak görmemeleri. İnternette sürekli insanlar müsilajın aslında iyi bir şey olduğunu, cilde iyi geldiğini yazıyorlar ve okudukça sinirleniyorum. Deniz canlıları yok oluyor, denize güneş ışıkları ulaşmıyor, müsilaj hayvanların hareket etmesini engelliyor… Bunlar kötü etkilerinden sadece birkaçı…

Gündemimizde başka neler olmalı, senin için dikkat çekici olan tehlikeler neler bu günlerde, Türkiye’de ve dünyada?

Yaşadığım şehir olan İzmir’in Gaziemir ilçesinde radyoaktif etkinlik var. Gaziemir’deki 70 dönümlük kurşun fabrikası arazisinde gömülü radyoaktif maddenin, normal değerin 7 bin 291 katı değerinde ve kimse bunu konuşmuyor, nasıl temizleneceği hakkında kesin bir şey yok. Gündemde çok fazla önemli konu var konuşulması gereken ancak ben bu konunun daha konuşulduğunu hiç görmedim. Müsilaj sorununda olduğu gibi; bir felaket yaşanmadan önlem alamıyoruz.

Sen yetişkinlerin uğraşması gereken bir sorunla ilgili çözüm üretmeye çalışan, ezber bozan bir "küçüksün" Küçüksün söylemi üzerinden zarar verici bir tutumla karşılaştığın oldu mu hiç ve ne düşünüyorsun büyükler ve küçükler ayrımcılığıyla ilgili? Sen bu konuyla ilgili genel olarak nelere itiraz ediyorsun ya da neyi çok önemseyip söz hakkı talep ediyorsun?

Bazen büyüklerden hiç beklemediğim tepkilerle karşılaşabiliyorum. Bazıları beni rahatsız etmese de bazı söylemler beni çok sinirlendiriyor ve onları sizlerle paylaşmak isterim; “Bu yaptıkların ileride iş bulurken çok işine yarayacak”, “ileride çevre mühendisi ol” gibi biz çocukların şu an yaptığı her şeyin ilerideki iş hayatımız için olduğunu düşünüyorlar. Ben aynı anda farklı şeyler yapabilirim, şu an ve gelecekte de yapacağım bir şey benim işim olmak zorunda değil, aktivizm portfolyonuzu doldurabileceğiniz bir “Sertifika” ya da ünvan değildir. “Siz kurtaracaksınız bu dünyayı bizden geçti artık” deyip her işi bizim omuzlarımıza yüklenmesi. Dünya’yı bu hale biz getirmedik, siz getirdiniz. Şu an değişime başlarsak bize daha az yük kalacak. Biz artık iş işten geçti deyip oturursak gezegenimizi hiç kurtaramayız.

Corona ile beraber 1,5 seneden beri kapalı okullar. Online eğitim ve bu süreç senin için nasıldı?

Online eğitim açıkçası benim için olumlu sonuçlandı. Kendime daha çok vakit ayırabildim ancak ben şanslı olanlardanım. Eğitimde eşitlik yok, bu yüzden herkes aynı olanağa sahip olamıyor. Ben her gün 6 saat canlı ders yapabilirken bazı öğrenciler internete bile erişim sağlayamıyor. Ben ne kadar mutlu olsam da diğer arkadaşlarımı düşününce üzülüyorum.

Son olarak hayallerin neler Defne?

Hayallerim biraz karışık şu anda. Ama öncelikli olarak bir değişim yaratmak istiyorum. İnsanlara ilham ve cesaret vermek istiyorum. Duyulmak ve görülmek, anlatmaya çalıştıklarımın dikkate alınmasını istiyorum. Bu hayallerimin yanında da sürdürülebilir sanat yapmak istiyorum.