Artı Gerçek Editörü Anıl, Sony Music Türkiye'den yeni çıkarttığı şarkısından sebep az daha kendi kendisiyle söyleşi yapacaktı ki(!) onu bu durumdan kurtarayım dedim içimden. 'Hikayem Çok' henüz yapım aşamasındaydı haberini aldığımda. O günden sonra çıktı mı çıkacak mı diye beklemeye başladım. Şarkı, nihayet çıktığındaysa çok sevdim. Öyle ya bizim olan Anıl, titizliğiyle de göğsümü kabartmıştı. Kapak fotografını gördüğümde daha da sevdim. Ne yazık ki bu ülkenin tamamlansa da yarım kalsa da hikayeleri ağır mı ağır, taşımak için en basitinden kamyon gerek, bu basitliği çok sevdim. Bu sitenin okurları gayet iyi biliyorlar, nelerden dem vurduğumu onun için de pazar gününüzü ziyadesiyle karartmak istemem, ayrıca sabah sabah 'peker videoları ile' zaten kararmışsınızdır belki de. Yüzünüzü karanlık yerine aydınlığa çevirmeye ve çektiği çilelerden hiç yüksünmeyen pırıl pırıl bir gazetecinin, duru bir müzisyenin yani Sevgili Anıl’ın sözlerine kulak vermeye davet ediyorum Sizleri…

Anıl, sen Artı Gerçek ailesinin değerli bir editörüsün aynı zamanda, merak ediyorum müzik hayatın nasıl başladı şu an nasıl gidiyor, yeni eserinden biraz bahseder misin?

Öncelikle bu röportaj için size ve tüm Artı Gerçek ailesine çok teşekkür ediyorum. Şarkının yayınlanma süreci ve yayınlandıktan sonraki dönemde tüm mesai arkadaşlarımın büyük desteği söz konusu oldu.

Müzik hayatım ortaokul yıllarımda başladı aslında kendi kendime gitar çalarak başladım. Daha sonra lise yıllarında bir müzik grubu kurduk, o grup ile çeşitli yarışmalara, festivallere katıldık. Lise bittikten sonra İstanbul Üniversitesi-Gazetecilik bölümüne giriş yaptım. O dönemde müziğe ara vermek zorunda kaldım, barlarda garson ve barmen olarak çalıştım, bir yandan da öğrencilik devam ediyordu. Yanılmıyorsam 2017 senesinde barda bir gün çalışırken ve çok yorgun olduğum bir esnada bir sorgulamaya giriştim. Ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, hayatta en haz aldığım yer neresiydi? Bunun tek bir cevabı vardı müzik yapmak ve sahnelerde olmak istiyordum. Daha sonrasında o gün işi bırakma kararı aldım. Çevremde müzik piyasasında olan herkese yazdım. Müzisyen olarak değil ama teknik ekipler içerisinde çalışmak istiyordum. ‘Para istemiyorum, yeter ki bana şu işi öğretin’ dedim. Deniz Yardımcı vardı çok sevdiğim bir arkadaşım, abim kendisi. Yüksek Sadakat grubu ile çalışıyordu o dönüş yaptı ve gel bizim grupta roadie olarak işe başla dedi. Müzik piyasasına çıkış aslında biraz da o şekilde başladı. Zaman içerisinde bu işi yapıyorsam bunun okulunu okumam gerekli diyerek Gazetecilik bölümünü bıraktım ve Yıldız Teknik Üniversitesi- Müzik Teknolojileri bölümüne hazırlandım ve bu bölüme girdim, şu an 2. Sınıftayım.

Bu bahsettiğim süreçler içerisinde amatör olarak sürekli besteler yapıyordum, onları evdeki ufak stüdyo ortamımda demo şekilde kaydedip, çevremdeki insanlara dinletiyordum. Fakat bir şekilde profesyonel anlamda şarkılarımı kaydedecek bir stüdyom veya param olmadı. 5 ay önce Sony Music ile anlaşma sağladık o şekilde bu şarkıyı kaydettim ve 4 Haziran 2021 günü yayına soktuk.

‘SÖYLEYECEKLERİM, ANLATACAKLARIM, HİKAYEM VAR’ DEDİM. SÖZLERDE DE ASLINDA BIRAZ BU ÇEKİŞME, KENDİNLE KAVGA HALİ MEVCUT

Şarkının ‘Hikayesi’ne gelecek olursak eğer. Aslında şu an hali hazırda 30’a yakın şarkım mevcut. Fakat ilk çıkış için bunu tercih ettik. Anlattığım gibi biraz dolambaçlı, sarp bir hikayem oldu müziğe dair. Umudu da yaşadım umutsuzluğu da… Sadece müzik değil hayatta da hep bir mücadelenin içinde oldum. Yaşam mücadelesi, var olma mücadelesi, hak- hukuk mücadelesi…  Milyonlarca insanın hayallerinin, hikayelerinin, düşlerinin yarım kaldığı bir ülkede yaşıyoruz. Hikayemden vazgeçtiğim, şarkılarımı silmeye kalktığım, ‘başaramayacağım’ sanırım dediğim çok zaman oldu. Ama bir şekilde de hep umutlu yanımı da diri tuttum. Belki bazılarımız için çok bir anlam ifade etmeyebilir fakat bu şarkı özelinde söylemem gerekirse eğer ben bunu yolculuğumun başlangıcı olarak gördüm, ‘söyleyeceklerim, anlatacaklarım, hikayem var’ dedim. Sözlerde de aslında biraz bu çekişme, kendinle kavga hali mevcut. Sadece kendimle de değil, duranla, susanla bir mücadele hali. Ama kavganın finalinde ise ‘tepeleri aşıp gelen’ bir karakter mevcut. Bu sebeple de kendi hayatımdan yola çıkan bir anlatı bu. Şarkıyı ise aramızda olan, olmayan, beni duyan, duymayan bütün ‘Hikayesi yarım kalanlara’ adadım diyebilirim. Selamla, saygıyla…

Gazetecilik de müzisyenlik de hele şu anda yapılması en zor mesleklerden. Bu iki mesleki kimlikte seni harekete geçiren, senin için elzem olan en derin arzun neydi ve karşılaştığın zorluklar ne hayatına katılan güzellikler ne?

Açıkçası gazetecilik için de müzisyenlik için de ayrı ayrı çok şey söyleyebilirim. Gazetecilik için beni hareket geçiren en temel arzuların başında ‘özel’ olması geliyor. Tabii bu nasıl bir gazetecilik yaptığın ile de alakalı. Duyulmayanların sesini duyurmak, görülmeyenleri görünür kılmak bu gazetecilik açısından benim temel motivasyon kaynağımdı. Bu sebeple de sansüre uğrayacağım bir yerde çalışmadım hiç. Zor yanlarından uzun uzun bahsetmeyeceğim çünkü bilineni tekrar tekrar söylemeye gerek yok fakat bir örnek vereceksem eğer; intihal yapan biri rektör olup intihal savunusunu, ‘tırnak içine almamışım bundan dolayı intihal diyorlar’ diye savunurken biz yaptığımız bir haberde eğer kendi ismimiz de geçiyorsa tırnak içine almadıklarımız nedeniyle belki tutuklanabiliriz.

Müzik ise benim açımdan gazeteciliği anlatırken tanımladığım ‘görünmeyenlerin, duyulmayanların sesi olma’ konusunda bir yerde duruyor yine. Anlatmak istediğim, söylemek istediğim çok şey var. Benim de yapabileceğim, elimden gelen en iyi şey müzik. Bu açıdan da özel bir yerde duruyor. Çok farklı insanların, çok farklı hayatların içine girmek, neşesine, üzüntüsüne ortak olmak değerli bir his benim için. Ülkedeki milyonlarca insanın yaşadığı bir hayatı yaşıyorum. Bestelerimi de bu hayatı başkalarıyla da paylaşmak için yayınlama kararı aldım bir nevi. Daha önce söylediğim gibi karşılaştığım aslında çok fazla zorluk oldu. Bunun temelinin de ekonomik olduğunu söyleyebilirim. Ama yanımda duran dostlarım, arkadaşlarım, annem, şarkının yapım ve yayınlanma sürecinde yanımda olan tüm çalışma arkadaşlarım sayesinde de bu zorlukların üzerinden birlikte geldik. Eğer ileride bir gün ‘başardım’ dersem bu benim tek başıma başarım değil. Yanımda olan insanlarla kolektif olarak sağladığımız bir başarıdır.

BÜYÜK KARTELLERE, MAFYALARA DOKUNAMAYANLAR UYUŞTURUCU ILE MÜCADELE ADI ALTINDA RAP MÜZİSYENLERİNİ TUTUKLAYARAK GÖSTERMELİK BİR ŞEY PEŞİNDELER

Bir dönem rap ile ilgili çok konuştuk ve bu alanda üretim yapan sanatçıların çeşitli suçlamalarla sesinin kısılmaya çalışıldığını da görüyoruz. Sen nasıl değerlendiriyorsun rapi ve neden hedefteler?

Rap müziğe dair aslında söylenecek çok şey elbette var. İşin açıkçası uzmanı olmadığım için ‘derin’ bir yorumda bulunamayacağım. Fakat hikaye anlatıcılığı en güçlü müzik türlerinin başında geliyor benim için. Ben bir dinleyiciyim. Şu an Türkiye’de ve dünyada rapin bu denli başarıya ulaşmasını da büyük gıpta ile izliyorum. Bence sonuna kadar haklarıdır.

Suçlamaların temel sebebi uyuşturucuya özendirmek. Ama şarkı sözünde ‘Esrar, içki’ geçiyor diye de insan tutuklanamayacağını hepimiz az çok biliyoruz. Yani büyük kartellere, mafyalara dokunamayanlar uyuşturucu ile mücadele adı altında rap müzisyenlerini tutuklayarak göstermelik bir şey peşindeler. Bunu dışında da sadece rap müzikten ziyade aslında bir yanıyla gençlikle var olan bir kavganın ürünü olarak da görüyorum ben bunu. Yani gençlerin eğlenmesiyle, alkolüyle aslında bir kavgaya girişilmiş. Ezhel’in konserlerinde gördüğümüz bir pankart ile cevap vereyim ‘Bırakın gençler eğlensin!’ Bir yazıda geçiyordu, ‘Faşizm müziği yasaklar onun yasaklayamayacağı, üç kuruşa alınan bonzainin kaldırıma yığdığı gencecik bedenlerdir’ aslında rap ve rapçilere olan baskının temelinin de bu olduğunu düşünüyorum. Büyük kartellere dokunamayan, onlarla birlikte hareket edenler, müziği yasaklar çünkü kolay olan bu.

BEN İŞ BULDUM ÇALIŞTIM AMA HEM YAŞÇA DAHA BÜYÜK OLAN HEM DE HAYATI BOYUNCA MÜZİKTEN BAŞKA BİR İŞ YAPMAMIŞ PEK ÇOK EMEKÇİ RESMEN AÇLIĞA İTİLDİ

Anıl, Coronavirüs hepimizin hayatını değiştirdi ama müzisyenler için daha bir zorlu oldu süreç. Süreci nasıl değerlendiriyorsun, nelerdi talepler neler yapılsaydı iyi olurdu?

Yani Corona benim hayatımı da alt üst etti. Konserlerden geçimini sağlayan bir insandım. Yaklaşık 1.5 sene işsiz kaldım ve takdir edersiniz Türkiye gibi bir ülkede 1.5 sene işsiz kalmak bir insanın hayatını derinden etkiliyor. Sadece ben de değil benim başka bir mesleğim daha vardı gazetecilik. Ben iş buldum çalıştım ama hem yaşça daha büyük olan hem de hayatı boyunca müzikten başka bir iş yapmamış pek çok emekçi resmen açlığa itildi. Bu açıdan gerçekten çok öfkeliyim. Tanıdık tanımadık bir çok insan intihar etti, mesleği bıraktı, enstrümanlarını sattı… Ben de enstrümanını satan insanlardan biriyim. Talepler aslında basit yani çok kullanılan bir söylem fakat ben tekrar tekrar söylemekte de fayda görüyorum çünkü gerçek olan bu; ülkenin Coronavirus’ten kırıldığı bir ortamda kalabalık kongreler yapılırken müzisyenlerin 2 seneye yakın konser yapamamasını aklım almıyor. Ortak bir talep yoktu aslında parçalı parçalı sesler mevcuttu. Fakat herkesin söylediği tek bir şey vardı bu mağduriyet giderilsin, biz dilenci değiliz sizden para da istemiyoruz sadece işimizi istiyoruz… Bu çok insani bir istek. Yönetenlerin bu süreçte müziğe ve sanatın diğer alanlarına olan bu düşmanca tutumu da sanat dünyasını elbette politikleştirdi.

HER ŞEY SADECE SANATLA DEĞİŞMEYECEK ELBETTE AMA ÖNEMLİ EŞİKLER DE SANATLA BİRLİKTE AŞILACAK BANA KALIRSA

Sanatı ve sanatçıyı hayatın neresinde görüyorsun ve (eğer önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorsan) bu kadar önemli bir değeri olduğunu bildiğimiz bu alanın ancak tavizler verilerek ya da büyük zorlanmaları göze alarak sürdürülebilmesi sana nasıl geliyor daha sürdürülebilir ve insani olması için ne/neler yapılsa daha iyi olur?

Her şey sadece sanatla değişmeyecek elbette ama önemli eşikler de sanatla birlikte aşılacak bana kalırsa. Sanatın hayatımızda olan yeri, varlığı bizi her zaman bence diri tutacak. Sanat mücadelesi ya da mücadelenin doğurduğu sanat… Yani çok özel bir yorum olacak benim için ama ben bu zorlu mücadeleyi de seviyorum. Her şey çok kolay olması da beni tedirgin ediyor. Süreçteki zorluklar, yaşadığın sıkıntılar, problemler, anlatını daha da güçlü kılıyor. Bilgisayar oyunu oynarken Easy modundan sıkılıp hard seçmek gibi bir şey belki de…  Ama tabii bu dediğim gibi özel bir yorum. Daha sürdürülebilir ve insani olmasının ise şu an yaşadığımız ülkede ben kolay olduğunu düşünmüyorum. Burada çünkü iki taraf var, bir çember var. Çemberin dışında kalanlar tüm zorluklara rağmen vazgeçmiyor. Onları değerli kılan da bu.

Sanatı bu şekliyle önemli görmeme rağmen sanatçıyı da çok ulvi bir yerde görmüyorum. Kim elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Benim elimde bu geliyor, annemin elinden fabrika işçiliği… Kalabalığa seslenme açısından bir önem teşkil ediyor elbette, bu seslenme hali bir sorumluluk da gerektiriyor. Kendine ve topluma karşı bir sorumluluk. Bunu reddedenler olabilir ama ben reddetmiyorum.

Didaktik bir yerden yaklaşmak istemiyorum ama bana kalırsa eğer bu zorlu bir süreçse, sanatçı da elini taşın altına koymalı. Özgür sanat ve özgür toplum için.

Gelecekle ilgili hayallerin neler? Önünde neler var?

Gelecekle ilgili hayallerim elbette büyük. Bu çağ insanlara hayal kurmayı unutturdu, hayal kurmayı bile güçleştirdi. Ama ben henüz yayınlanmamış bir şarkımda da dediğim gibi ; ‘Hayaller kuruyorum, zaten o kadar varım’ diyorum. Önümde neler olduğunu şimdiden kestirmek çok zor. Umarım her şey beklediğim gibi yolunda gider, üretim hiç durmaz ve kalabalık konserlerde insanlarla buluşurum.

Önümde olanlardan daha somut bahsedecek olursam eğer temmuz ayında ikinci bir single daha yayınlamayı planlıyoruz. Daha sonrasında da bir albüm gelecek. Beklemede kalın…

Hikayem Çok ve önümüzdeki single/albüm projelerinde benimle birlikte yol alan kişilere de tekrar teşekkür etmek istiyorum. Şarkının düzenlemelerini ve prodüktörlüğünü yapan Çağahan Öztürk’e, yine prodüktörlük ve şarkının mixini yapan Mert Medeni’ye, masteringi yapan Evren Göknar’a, menajerimiz Hakan Yalçın’a, klip yönetmeni, yakın arkadaşım Haydar Taştan’a, şarkıyı yayınlayan Sony Music Türkiye’ye ve tüm süreçte desteğini esirgemeyen Kaan Boşnak’a büyük teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Anıl Bayraktar

Müzisyen