Türkiye tarihinin en kritik olası seçimine doğru gidiyor, ülke demir bir pençenin elinde acıyla kıvranırken şartları bir nebze bile olsa iyileştirecek her çaba büyük önem arz ediyor. +Gerçek beş yılı aşkın bir süredir bu çabanın önemli bir parçası. Haberleri ve yorumlarıyla farklı bir bakış açısı oluşturmaya; yazılmayanı yazmaya, söylenmeyeni söyleme çalışıyor, bunun mücadelesini veriyor.

Üstelik tüm bunları pek de ideal olmayan koşullarda yapıyor. Burası Türkiyeli demokrat iş insanlarının ve her sınıftan demokratların irili ufaklı katkılarıyla var olan bir kurum. Buna rağmen bu zaman zarfında önemli bir kurum ve kaynak haline geldi. Farklı görüşlere kapısını açtı, çok sesliliğin merkezi olmaya çalıştı. 

Türkiye’den ayrıldıktan bu yana online gazetecilik yapıyoruz. Kimimiz Yerevan’dan, kimimiz İstanbul’dan, kimimiz Diyarbakır’dan, kimimiz Viyana’dan, kimimiz Atina’dan, kimimiz Köln ve daha bir çok noktadan katkı ve gönül vere vere bu noktalara geldik. 

Ancak kağıt gazetecilik geleneğinden gelen biri olarak masaüstü yayıncılık ve editörlüğün uzaktan yapılabilse de, haber kaynaklarına ulaşma, yeni kaynak yaratma konusunda ciddi sıkıntılara yol açtığını gördüm.

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durumda en öncelikli çıkarımız, halkın haber alma hakkını en kötü şartlarda bile sağlamak ve içinde görev yaptığımız kurumu güçlendirmek olmalıdır. 

Yayın yönetmeninin Türkiye’de olması hem atmosferi daha iyi koklamasına, hem haber kaynaklarıyla birebir ilişki kurmasına imkan sağlayacaktır. Masa üstü yayıncılık ne kadar başarılı olursa olsun, imkanları sınırlı… Ankara ve İstanbul’da büyük bürolar, muhabirler olmadan yurt dışında yaşayan biri için yayın yönetmenliği zaman içinde künyede kalmaya mahkum olacak bir ünvan…

Bir süredir Köln’de arkadaşlarla bu zorlukları konuşuyoruz. Türkiye’nin bu konuda dünyada özgün bir yeri var açıkçası. Bütün baskı, sansür ve kısıtlamalara rağmen bağımsız medya bir şekilde var olmayı, ayakta kalmayı başarıyor. Bu hala önemli…

Görüşmelerimiz, tartışmalarımız sonucu, kurumun çıkarı ve mesleğin etkinliği açısından en azından genel yayın yönetmeninin Türkiye’de yaşayan biri olmasının en ideal çözüm olduğu sonucuna vardık. Yanlış anlaşılmaya yer vermemek için vurgulayım ki, bu benim de dahil olduğum süreçte ortaklaşa verdiğimiz bir karardır.

Bu kararı gönül rahatlığıyla verebildik, çünkü bunun için çalışma arkadaşlarımız arasında bu işi yapabileceğine hepimizin emin olduğu, Gazeteduvar’ı sıfırdan kurup büyük bir başarı hikayesine imza atmış olan yazarımız Ali Topuz var. 

Bugün itibariyle genel yayın yönetmenliği görevi Ali Topuz kardeşime bırakıyorum. Ali’nin gazetecilik kalitesi ve karakteriyle burayı çok daha iyi noktalara taşıyacağını biliyorum. Bu nedenle 40 yıla yaklaşan gazetecilik serüvenimin bu döneminde gözüm arkada kalmıyor.

Ali Topuz nezdinde tüm çalışma arkadaşlarımıza bu yeni yolda başarılar diliyor, Türkiye’nin demokratikleşme yolunda önemli katkıları olacağına inanıyorum… İşimiz aynı zamanda medyada kalite çıtasını yükseltmek ve Ali bunun için de biçilmiş kaftan. O işi de mükemmel bir şekilde yapacak ve bu kurumu bir gazetecilik okuluna dönüştürecektir, önümüzdeki yılların parlak gazetecilerinin buradan çıkacağından eminim…

Bana gelince +Gerçek’te mücadelem sürecek… Yazı ve programlarla katkı vermeye devam edeceğim gibi, bu dönemde dünyayı Türkiye’de olup biten siyasi gelişmelerden ve demokrasi mücadelesinden haberdar etmek için oluşturacağımız İngilizce bölümümüz, +GerçekEnglish’in sorumluluğunu üstlenip hayata geçireceğim, sonra da benden ne talep olursa onu yapacağım… 

Aslolan demokrasi talebi,  hukuk mücadelesi ve dayanışmadır…