Ben bugün yine nispeten daha iyi bildiğimi düşündüğüm ekonomi konusuna, özel olarak da faizlerin indirilmesi meselesine değineceğim.

Kanımca, aslında faizlerin indiği falan da yok.

Her ayın galiba üçüncü perşembesinde Merkez Bankasının bir odasında birileri toplanıyor, adlarına PPK (Para Politikaları Kurulu) deniyor, bağımsızlıkları (yasal zorunluk) çok şüpheli, başlarında da Merkez Bankası Guvernörü unvanını taşıyan, AKP bir eski milletvekili var, PPK toplantısından bir gün önce Cumhurbaşkanı “faizlerin düşmesine itiraz eden ile beraber yürümemiz imkansız, zaten Nas’a (Allah'ın ve Peygamber'in Sözü Anlamında Nas. İslâm ilimlerinde nas (çoğulu nusûs) denilince genellikle Kur'an ve Sünnet'in lafızları kastedilir-TDV İslam Ansiklopedisi) da aykırı  mealinde bir açıklama yaptı  ve faizler yüz baz puan düşürüldü, kararın üzerinden saatler geçmeden dolar on bir lirayı, avro 12 lirayı geçti.

Geçerken (“en passant”=bir satranç deyimi) şunu da düşünelim, laik bir devletin Cumhurbaşkanı ve AKP Başkanı tamamen kamusal alandan bir konu olan ve Merkez Bankası başkanını görevden alabilme, yenisini atayabilme yetkisi (!) olan biri olarak faizler üzerine yine tamamen dini alandan bir kavrama, Nas’a gönderme yaparak karar alınmasını istiyorsa kanımca bu konu artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ve arkasından Anayasa Mahkemesinin görev alanına girer ama galiba o önemli görev, Başsavcılık HDP kapatma davası iddianamesi yazma dışında boş. 

Tüm bu finansal atraksiyonların arkasında hangi desiseler yatıyor, bilmem olanaksız; keza, kararın neden beş dakika gecikmeli açıklandığını da bilmemin olanaksızlığı gibi.

Ancak, bildiğim bir şey var, o da bu faiz indiriminin aslında faiz konusuyla bir alakasının olmadığı.

Neden mi, anlatacağım ( 27 Ekim Çarşamba 2021 günü yine bu sütunda son faiz kararından önce de değindim bu konuya).  

Yukarıda belirttim, PPK toplantısında kerametleri kendinden menkul, piyasa dinamikleri ile yani paranın marjinal maliyeti ile ilişkileri kopuk, kulakları piyasalara değil de sadece Saray’a dönük birileri bazı kararlar alıyorlar, faiz indiriyorlar, avro bugün on üç liraya doğru yöneliyor.

Ancak, öte tarafta, Hazine muntazaman ihaleler açıyor, ihalelerin amacı Hazine nakit dengesini sağlamak.

Söz konusu olan büyük meblağlar ve bu Hazine ihalelerine aralarında kamu bankalarının da olduğu “piyasa yapıcısı” denen çok sayıda banka katılıyor, gerçeğe (paranın marjinal maliyeti) PPK kararlarından çok daha gerçekçi bir faiz oranı bu ihale sonucunda oluşuyor.

Hazine en son 8 ve 9 Kasım tarihlerinde iki ihale gerçekleştirdi ev bu ihalelerde ortalama bileşik faiz oranı yüzde 19.44 olarak gerçekleşti.

Bu ihalelerde oluşan faiz oranı doğal olarak Hazine’nin nakit ihtiyacı ile doğru orantılıdır yani Hazine nakit açığı büyüdükçe (bütçe açığı ile çok doğrudan ilişkili) sorunlar da büyüyecektir.

Önümüzdeki dönemde bütçe açıklarının ve buna bağlı olarak Hazine nakit açıklarının artacağı açıktır yani Hazine ihalelerindeki faizler de yükselecektir.

Öte yandan da Merkez Bankası PPK daha şimdiden Aralık toplantısında faiz indirimi yapacağı sinyalini piyasalara vermiştir.

Bu aşamalarda kamu bankaları piyasa yapıcısı banka rolleri çerçevesinde Hazine ihalelerinde ellerinden geleni yapıp faizleri düşürmek isteyeceklerdir ama bunun da bir sınırı var.

27 Ekim’de bu köşede yazdığım gibi önümüzdeki dönemde iki birbirinden muntazaman ayrışan faiz oranı göreceğiz piyasalarda.

Biri Merkez Bankasının politika faizi, manipülasyonu çok kolay (sadece birileri karar veriyor).   

İkincisi ise Hazine ihalelerinde oluşacak, manipüle edilmesi imkansız değil ama zor, bir başka faiz oranı.

Bugün için makas beş puana yaklaşmıştır.

Yarın, önümüzdeki haftalar ve aylarda bu makas muhtemelen daha da açılacaktır.

Erdoğan PPK politika faizlerini düşürerek çok yüksek enflasyon oranları pahasına bankaların yatırımcıya, tüketiciye daha ucuz kredi  vermesini  ve böylece seçim ortamında piyasaların canlanmasını istemektedir.

Ancak, acaba özel bankalar (piyasa yapıcısı bankalar) daha fazla getiri elde edecekleri Hazine ihaleleri varken ucuz faizle kredilere kaynak aktarmak isteyecekler midir?

Temel soru budur.

Unutmayalım herkesin ve dahi bankaların kaynakları da sınırlı.

Bu konuyu önümüzdeki dönemde ilgiyle izleyelim.