“İnsanlık düzeni” diyorum buna. Karıncanın, arının, yılanın, filin, ağacın, derenin hakkını da evrensel bildirilere yazan bir adalete ihtiyacımız var. Ulusların kaderine; kralların, senyörlerin, padişahların, kapitalistlerin, diktatörlerin karar verdiği binlerce yıldır, dünya huzur yüzü görmedi. Toplumlar, sistemler değişti, bu kader değişmedi. Tarihte ilk kez şimdi… Şimdi başka bir şey oluyor. İşte şimdi bir “insanlık düzeni” aranıyor. Tarihte ilk kez eski sistem defolup gittiğinde yenisi, sömürücü, zalim ve kanlı olmayacak. İngiltere, Hollanda, İtalya, Almanya, İspanya, Fransa, Danimarka, Belçika… Daha birçok ülkede yürüyenlerin sloganlarında böyle bir dünya tahayyülü beliriyor.

Şu tarihe bakın!

Köleci imparatorluklar… Roma’yı, Mısır’ı, İskender’i, Pers’i hatırlayın… Yağma, işgal, toprak ve servet peşinde 4 bin yıl!

Sonra ortaçağın, feodalitenin krallıkları, imparatorlukları… Yüzyıl Savaşları, 30 Yıl Savaşları, Haçlı Seferleri!.. Bu sonuncusu 200 yıl sürmüştü! Ona da 200 Yüzyıl Savaşı diyelim. Yine yağma, işgal, toprak ve servet peşinde bin yıl!

Koca bir kıtanın… Üzerindeki ağaçlar, taşlar kadar hak sahibi yerlilerini… 60 – 70 milyon yerliyi tarihten silen batılı haydutlar, Roma’dan 2000 yıl sonra, Afrika’da insan talanı yaparak Amerika’da yeni bir köleci devlet kurdular. Kapitalizm, eski sistemlerden daha az zalim çıkmadı. O da yağmacıdır. İki kez dünyayı savaş cehennemine attı. İkincisinde tam 50 milyon kişi öldü! Yüzlerce bölgesel çatışma yarattı. Milyonlarca insanı emperyal, yayılmacı çıkar savaşlarında yok etti.

Geldik bugüne! Peki şimdi ne olacak?

Tarihte ilk kez eski sistem defolup gittiğinde yenisi, sömürücü, zalim, yağmacı, işgalci, soykırımcı ve kanlı olmayacak. Eskinin “yeni” güçleri, eski sistemlerin deviricileri de sömürücüydü, zalimdi. İlk kez bu çağda deviriciler... Kapitalizmi zorlayan toplumsal kesimler, barışçı, özgür, sömürüsüz bir dünyaya yöneliyor. Tarih 10 bin yıl sonra değişiyor. İnsan kendine doğru yola çıkıyor.

Kapitalistler seçeneksizdir. Yılışık konuşacaklardır. Aşırılıkları kabul eder görüneceklerdir, “sosyal devlet” masallarına sarılacaklardır.

Şimdi sorun şu: Bu masalı ne kadarımıza yutturabileceklerdir? Bunu bilmiyoruz.

 Bildiğimiz şu; hiçbir “sosyal devlet” önlemi kapitalist hırs arazını iyileştiremez, durduramaz. Sosyal devlet, kapitalist fıtrata aykırı olduğu için yaşayamadı, yaşayamaz. Kapitalistlerle hiç bir “adil bölüşüm” pazarlığı “sınırlı sömürü” düzeni dahi kuramaz. Sınırsız kar hırsı, onun kendinde bilinci, iç güdüsü, dna’sıdır. Pandemide ekonomiyi bir an önce açmak uğruna milyonlarca insanın hayatını tehlikeye attı. Sırf bu yüzden on binlerce insanın hayatını kaybedebilir. Umursamadı, umursamaz. Hiçbir zaman umursamamıştı. Bu da deneyimlenecektir. Zaman! Ama saflar netleşiyor. Kölecilerin heykelini dikenlerle, devirenler!

* * *

ABD’deki protestolarda, Güneyli köle tacirlerinin savaşını yöneten Konfederasyon Generali Robert E. Lee'nin heykelini devirdiler. Kolomb heykellerini devirdiler. (Bir yerlerde Cortes heykeli var mıdır? Tarihteki en büyük vandallardan biridir!) Yine İngiltere’de köle taciri Edward Colston’ın heykelini devirdiler. “Karanlık mirası tartışılan İngiliz köle taciri” yazıyor haberin başlığında. Ama heykelinin üstünde de "Bu heykel, Bristol halkı tarafından kentlerinin en faziletli, en bilge evlatlarından birinin anısına dikilmiştir" yazıyor.

Hikayesi şu:

Bristol doğumlu bu yağmacı, gemileriyle 1672-1689 yılları arasında Afrika'dan Amerika kıtasına 80 binden fazla erkek, kadın ve çocuk köle taşıdı. Bir-buçuk iki ay süren bu zorlu yolculuklarda hastalık ya da işkenceden hayatını kaybeden ya da öldürülerek denize atılan köle sayısının 20 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

Gözümde canlanan şu: Duvarları dışında mahmuz ve kamçıyla gezdikleri şatoların içinde, tablolar, figürler, yüksek sanat ve zevk ürünü eserler önünde wals ederken hijyen, hassa ve kibarlar görünen Avrupalı lordlar, kontlar, senyörler kuşağı…  Edward Colston, işte bu kibar haydutlar çağının bayrağını, ganimet ve köle dolu gemilerle kapitalistlere devreden sancaktar! Heykelini dikmeleri normal. Köle tüccarı Edward Colston’ın şirketinin adına bakın: Royal African Company!

Ve yağma servetinin afiyetinden mest olmuş İngiliz kodamanları, bu barbarın heykelini dikerek, önünden saygıyla geçiyorlar. Dolayısıyla ABD’nin göbeğinde, Floyd’u boğarak öldüren Carlston töremesi polis Chauvin cinayetinin tetiklediği çatışma, köklerine yürüyor. Şaraptan, sanattan anlayan, gurme, canti barbarlarla partal kılıklı uygar dünya çatışmaya giriyor. Protestocular, bu barbarları, karanlık mirasları ile birlikte eşek cennetine göndermek istiyor! Saflar da böyle beliriyor: Köle tacirinin heykelini dikenlerle devirenler!

Protesto, tepe üstü duran tarihi doğrultuyor.

İngiliz köle taciri Robert Milligan'ın heykelini bizzat “yetkililer” söküp götürüyor. Belediye Meclisi üyesi Ehtasham Haque, "Heykel onu övmek için yapılmıştı. 21'inci yüzyılda medeni bir toplumda yerinin olmaması gerekiyor" diyor.

* * *

Ne olacağını, bugünkü çatışmaların ne sonuç vereceğini bilemiyoruz. Sönümlenebilir, yatışabilir. Ama emin olun her yerde kol geziyor artık. Adaletsizlik her yerdeyse o da her yerde! Her seferinde gücünü keşfediyor. Pandemi kral çıplak dedi.

Son 30 – 40 yılda peydah olan yeni tip bir mücadele var.

Siyah kuğu! Öngörülemeyen!

İdeoloji, politika değil vicdan ayaklanmaları. Bir anda yıkıcı bir sel oluyor. Düşmanları diz çöküyor önünde. Dünyada yankılanıyor.

Buradan enternasyonaller, yeni siyaset akımları, mücadele partileri çıkabilir. Bir yol bulacak insanlık. Yeni bir dünya kurulacak.