Kız çocuklarını çakalların önüne atamazsanız!



Artı Gerçek

Kadınlar, Saray eşrafı çocuklarını özel okullarda, en iyi üniversitelerde okuturken, ‘tebaa’nın çocuklarını çakalların önüne atmasına sessiz kalmayacak elbet.


Elbette kadınlar yüz yıllardır patriarkaya karşı eşitlik mücadelesi veriyor, dünyanın her yerinde. Ama rejim ilklerden oluşan yepyeni bir mücadele alanı açtı. Adını koymak gerekir ki; Türkiyeli kadınlar bundan böyle İslami totaliterizmle mücadele etmek zorunda.

İktidarda oldukları yıllar boyunca imam hatiplerle, ellerinde tuttukları akmedyanın dizi, asparagas, film gibi çeşitli yayın politikalarıyla, trolleri ve din tüccarlarıyla giriştikleri kültür bombardımanı, ortaçağ yobazlığı, eğitimde çocukların bilincine kazımaya çalıştıkları cinsiyet rolleri… Her tür araçla yaratmaya çalıştıkları toplum modelinde başarısız oldular, rıza üretemediler. 

Tersine gençler dayatılan bu anlayışı benimsemediği gibi sorguluyor. Kaybettikleri seçmenin büyük çoğunluğu genç olduğu gibi, SODEV araştırmasına göre AKP’li gençlerin neredeyse yarısı, MHP’li gençlerin ise yüzde 68’i Türkiye’den gitmek istiyor. İşsizlik, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar, geleceğe ilişkin umutsuzluk ilk sıradaki nedenler.

SODEV’in 15-25 yaş aralığındaki gençlerle yaptığı araştırmada çıkan ilginç bir sonuç da şu:

“Suudi Arabistan’da aylık 10.000 dolar kazanarak veya İsviçre’de aylık 5.000 dolar kazanarak geçirme imkânları olsaydı hangisini tercih ederdiniz?” sorusuna AKP’ye oy veren seçmenlerin yüzde 60,5’i İsviçre’yi tercih edeceği yanıtını vermiş.

Yurt dışına gitmek isteyen AKP’li gençlerin bile yarıdan çoğu iki katı parayı veren S. Arabistan’a gitmek istemiyor. Çünkü özgürlüğün paradan önemli olduğunun farkındalar.

600 katılımcıdan yüzde 51,3’ü erkek, yüzde 48,7’si kadın olan gençlere “12 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesini onaylıyor musunuz” diye sorulsa acaba ne yanıt verirlerdi? 

Para yerine özgürlüğü tercih eden gençlerden en azından kadın katılımcıların onaylayacağını sanmıyorum. 

Hadi muhalefete sormuyorlar. 19 yıllık iktidar icraatlarının ülkeden ilk fırsatta kaçma noktasına getirdiği gençlere sormuyorlar, gençlerin ailelerine sormuyorlar, 19 yıl önce kapı kapı ter dökerek AKP’yi iktidara taşıyan kadınlara da sormuyorlar.

Peki, erk cephesinin konforunda, küçük kız çocuklarının bedenlerini istismara açarken yüzleri kızarmayan AKP’nin kadın vekiller, kendilerini milletvekili koltuğuna oturtanlara karşı hiç mi sorumluluk duymuyorlar? Kendi çocuklarının, torunlarının, akrabalarının, dostlarının yüzüne bakarken hiç mi utanç duymayacaklar?

Hepsini geçtim, sağlarında sollarında oturan bıyıklıların, inançlarını temsil ettiğini iddia eden ‘hoca’ların, din tüccarlarının küçük kız çocuklarını istismar etmesine, edilmesine ve bu suça teşvik etmelerine sessiz kalmalarını sağlayan menfaatin çapını merak eder oldum.

Bu nasıl bir menfaat ki, topluma benimsetilmiş, meşrulaştırılmış her tür şiddet ve istismarın mutlaka er ya da geç kendi hayatlarına da uzanacağını göremeyecek kadar, görse de es geçecek kadar esir alabiliyor. 

Bunca lafı şu nedenle ettim. AKP-MHP koalisyonunun Meclis’i haziranda açmak istemesinin nedeni toplumun hayrına değil. Eriyen iktidarlarını sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları yeni yasaklar ve ihlaller için “yasa” adında kılıflar çıkarmak.

İlk yapacakları, 4 yıldır uğraştıkları çocuk istismarcılarına af getirmek. İstismarcı mağdur çocukla evlenirse özgür! Tasarıya göre, 14 yaşına girmiş olması ve istismarcıyla arasında 15 yaş fark olması gerekiyor. İstismarcı 5 yıl evli kalırsa ceza almayacak. Ve şiddet suçu mağdurun şikâyetine bağlı olacak. 

Yani 13 yaşındaki bir çocuktan bahsediliyor. Hani bir takım trol yazılı ve görsel paçavra istismar nedeniyle cezaevine giren saldırganların, geride kalan çocukların ve ailelerin mağduriyetlerinden söz ediyor ya işin aslı bu işte.

Üstelik 13 yaşındaki bir çocuğun hamile kalması, 12 yaşında istismara uğradığını gösterir. Bu bir yana, henüz reşit olmamış, akli ve bedeni olgunluğa erişmemiş kendisine ağır travma yaşatan birine teslim edilmiş çocuğun i şikâyetine bırakılmış şiddet. 

Bu demektir ki, 5 yıl boyunca göreceği şiddete mahkûm edilmiş bir çocuğun şikâyet nedeni ile saldırgandan boşanmasının önü kesiliyor ve erkeğin cezasızlığı garantiye alınmış oluyor. 

Evlilik yaşını 13’e indirerek, kız çocuklarının okuması, meslek sahibi olması önlenecek, ömür boyu erkeğe bağımlı olacak. Hayallerindeki toplum düzeninde kadına düşen rol bu. Paralel olarak İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı kaldırmak istemelerinin nedeni de bu. Önce evlilik yaşını bir düşürsünler sıra bunlara da gelecek. 

Sonra da Diyanet fetvalarını bir bir uygular, kendi kızına şehvet duyabileceği belirtildiğine göre babalarına evlenme izni de verirler. Derken çifte hukuka geçer, imam nikâhını yasallaştırırlar. Eh bundan sonra çifte hukuka da gerek kalmaz, hoş geldin şeriat!

Kadın siyasetçilere, gazetecilere duydukları öfkenin en önemli nedeni, hedeflerindeki bu toplum düzeninin önünde duran “negatif” rol model oluşturmaları.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Gazeteci Nevşin Mengü, Sanatçı Berna Laçin gibi isimlere “milli-yerli” kırmızı toplu trollerin ahlaksız saldırılarına bile ses etmeyen AKP’li ve MHP’li kadın milletvekilleri umarım ileride utanacakları yasalara itiraz ederler.

Bu yasaya imza atacak olanların kız çocuklarını nerede okuttuklarını, hangi ülkeye yolladıklarını, hangi kurumda işe soktuklarını bulup paylaşmak da gazetecilerin işi olsun.

Kadınlar, Saray eşrafı çocuklarını özel okullarda, en iyi üniversitelerde okuturken, ‘tebaa’nın çocuklarını çakalların önüne atmasına sessiz kalmayacak elbet. 
 

YAZARIN TÜM YAZILARI