Koronovirüs ‘epey’ mesafe kat ederek nihayet ülkeye ulaştı. Daha doğrusu önceki gece yarısı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kötü haberi verdi.

“Şeffaflık gereği” dedi, “sizi sık sık bilgilendirdim” dedi, “bütün tedbirlerimize rağmen Avrupa üzerinden Türkiye’ye de geldi” dedi.

Kimi ‘muhalif’ bilinen kalemler tam o sırada program yaptıkları kanallarda açıklamayı izlerken Bakan Koca’yı koronovirüse karşı alınan erken önlemler ve şeffaflığı için takdir ediyorlardı.

Oysa gece yarısına kadar nefesini tutup bekleyen kamuoyuna Bakan Koca’nın yaptığı açıklama tek cümleden ibaretti: “Avrupa’dan gelmiş bir erkek hastada yapılan koronovirüs testi pozitif çıkmıştır. Genel durumu iyidir.” Ertesi günü yaptığı açıklamaya göre de bir-iki hasta olması salgın olduğu anlamına gelmiyordu.

Galiba kamuoyunun muhalifi bile kritik bir konuda bir yetkilinin birilerini suçlamak için değil de ‘bilgi’ vermek için konuşmasına öyle hasret kalmış ki, sadece “şeffaflık” kelimesini telaffuz etmesi bile yeterli gelir olmuş.

Pes diyorum!

Sağlık Bakanı veya diğer yetkililer gerekli tek bir bilgi açıklamadıkları gibi sorumluluğun neredeyse tümüne yakınını vatandaşa yıktılar.

Söyledikleri, ellerinizi yıkayın, mümkünse kalabalığa girmeyin, yüzünüze el sürmeyin falan… Bunları uzmanlar en az bir aydır söylüyor zaten.

Oysa yetkililere özellikle de Sağlık Bakanı’na sorulmayan ama mutlaka yanıtlanması gereken önemli sorular var.

Sınırları kapatıp, toplu taşıma araçlarını dezenfekte etmek gibi önlemleri başarı diye sunsalar da günlerdir Tabip Odalarının uyarılarını dikkate aldıklarını, işbirliği yaptıklarını ya da yapacaklarını ifade eden bir işaret yok ortada.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin bir TV kanalında yaptığı açıklamalara göre koronovirüs testi bir-bir buçuk saat içinde sonuç veriyor. Ama bu Türkiye için hiçbir anlam ifade etmiyor çünkü halen tanı koymaya yetkili tek kurum Ankara’da. Bu kadar hızlı yayılan virüsün tespiti için önümüzdeki günlerde belki de günlerce beklemek zorunda kalacak olan hastalar ve yakınları için riskin ne kadar büyüyeceğini tahmin etmek zor değil.

Üstelik tanının erken konulması ileri yaşlardaki hastaları da ölümden kurtaracak kadar önemli. Çeşitli yabancı haber kanalları buna ilişkin pek çok örneğe de haberlerinde yer verdi.

İzmir Tabip Odası Başkanı Funda Barlık Obuz bu noktaya dikkat çekerek, çok önemli açıklamalar yaptı:

Korona Virüs tanısını koyma yetkisi sadece Ankara’daki Halk Sağlığı Kurumu’na verildi. Bu yetkinin büyük kentlerdeki üniversite hastanelerine de verilmesi gerekir. Türkiye’de tek bir merkezde tanı yapılabildiği için bu güne kadar sadece 2 bin örneğe bakılabildi. Belki de daha fazla hasta popülasyonu var ama tanı konmasındaki sınırlama nedeniyle anlaşılamıyor. Bu yüzden Ege Üniversitesi gibi, Dokuz Eylül Üniversitesi gibi büyük kentlerdeki sağlık kurumlarına tanı koyma yetkisi verilmesi gerekir. Üniversite hastanelerimiz bu hem teknik hem de tecrübe olarak bu konuda yeterlidir.”

Madem virüsün ülkeye geç geldiği iddia ediliyor, kazanılan zaman neden bu hazırlıklar için kullanılmadı?

Şeffaf Sağlık Bakanı hekimlerin dikkat çektiği konularda neden tatmin edici açıklama yapmıyor?

Daha önce de TTB internet sitesinde 2 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Bilindiği gibi, COVID- 19 tanısı için test sadece Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılmaktadır. Diğer bir deyişle "olası" olgulardan alınan tüm örnekler referans laboratuvarında test edilmektedir ve resmi açıklamalara göre henüz COVID- 19 tanısı alan hasta olmamıştır. Sağlık çalışanlarının ve sağlık kurumlarının aklında bir başka soru ise tanı testini tek merkezden yapılmasına dair ortaya çıkmaktadır. Daha önce TTB’nin vurguladığı gibi tanı test olanaklarının yaygınlaştırılması için hazırlık yapılması sürecin etkinleştirilmesi açısından önemli olacaktır” demişti.

Tanı test olanaklarının yaygınlaştırıldığına dair hiçbir bilgi yok henüz. Oysa TTB aynı açıklamada WHO’nun 27 Şubat’ta ülkelere yönelttiği sorulara da yer vermiş, Sağlık Bakanlığı’nı bu yolla da hem uyarmış hem de rehberlik ‘hizmeti’ sunmuştu.

-İlk vaka için hazır mıyız?

-Yeterli tıbbi oksijenimiz, ventilatörlerimiz (solunum cihazları) ve diğer önemli donanımlarımız var mı?

-Ülkenin başka yörelerinde de vakalar ortaya çıkmışsa bunu nasıl öğreneceğiz?

-Sağlık çalışanlarımız, kendi güvenlikleri açısından gerekli eğitime ve donanıma sahip mi?

-Hasta kişilere test uygulanması açısından havaalanlarında ve sınır kapılarında doğru önlemleri aldık mı?

-Laboratuvarlarımızda örnekleri test etmemizi sağlayacak gerekli kimyasallar bulunuyor mu?

-Durumu ağır ya da kritik olan hastalarımızı tedaviye hazırlıklı mıyız?

-Hastanelerimizde ve kliniklerimizde enfeksiyon önleme ve kontrol açısından doğru yöntemler ve yollar izleniyor mu?

Yetkililer vatandaşa panik olmamasını tavsiye ediyor, Erdoğan “Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir” diyor ya, bu soruların yanıtlarını verseler de biz de o güçlü tedbirleri görüp ikna olsak.

Sağlık Bakanlığı önce Tabip Odalarını sonra da toplumu ikna edecek yeterlilikte ve içerikte açıklama yapmalı.

Hem de acilen.