Özel hayatımıza ‘bekçilik’ yapacaklar



Artı Gerçek

Ne diyelim, Allah muhalefete de Erdoğan’ın yaratıcılığını verir inşallah!


On binlerce asker, jandarma, polisle kent güvenliğinin sağlanamayacağını iddia eden AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “yaratıcı fikri” Meclis komisyonundan geçti.

6 Ocak tarihli yazımda, Erdoğan’ın Şehir ve Güvenlik Sempozyumu’ndaki “Artık şehirlerimizin dış güvenliğini surlar ve hendeklerle koruyamayacağımız, içerideki düzeni de sadece kolluk gücüyle sağlayamayacağımız bir yere gelmiş durumdayız. Yeni fikirler geliştirilmeli” sözleri üzerine “bu sözler edildiyse çoktan alt yapısı hazırlanmış, kadroya alınacaklar isim isim belirlenmiş, mesele ya bir KHK’ya ya da Meclis’teki ellerin inip kalkmasına kalmıştır” diye yazmıştım.

İşte oldu ve sıra Meclis Genel Kurulu’ndaki o ellere geldi. Çoğunluk iktidarda olduğuna, iktidar milletvekillerinde de karşı oy kullanacak bir irade olmayacağına göre şimdiden yasalaşmış sayılabilir.

Bir ay 10 gün eğitim almış, orta okul mezunu gençlerden oluşan bu yeni ‘ordu’ya zor kullanma, silah kullanma, kişileri ve araçları durdurarak arama yapma, kimlik sorma gibi polise ait tüm yetkiler veriliyor. Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için “makul bir sebebin bulunması” maddesi eklenerek sözüm ona bekçilerin yetkilerini kullanmaları şarta bağlanmış. O sebebi artık bekçinin hayat görüşü, ahlak anlayışı, inançları, ideolojisi falan belirleyecek.

AKP’nin toplumu kuşatan, insan hakları ihlallerine kılıf hazırlayan bütün yasalarda yaptığı gibi bu yasaya da bir sis bombası ekleyerek, yaratacağı gerçek sonuçlar gizlenmeye çalışılmış.

Örneğin “bekçiler, yolda hastalanan, kazaya uğrayan ve genel durumu itibarıyla yardıma ihtiyacı olanlara yardım edecek, şiddet mağduru veya şiddete, istismara uğrama riski taşıyan kadın ve çocukları, engellileri en yakın genel kolluk birimlerine teslim edecek”miş.

İçimiz çok rahatladı! Hele kameralar önünde bel kıran, kol kıran, yumruk atan ve hatta kurşun sıkan güvenlik görevlilerini düşününce.

Toplumu zapturapt altına almak için dahiyane fikirler üreten iktidarın epeydir hazırlığını yaptığı bu yeni kolluk gücünün yaşamımıza nasıl müdahil olacağını İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “özel hayatımız 24 saat gözetim altına alınacak” sözleriyle açıkladı.

“Mahallelere kadar kontrol edecek bir sistem getiriyorlar” diyen Türkdoğan’ın karşılaşacağımız yeni hak ihlalleriyle ilgili söyledikleri özetle şunlar:

-Bunların bir görevi de muhbirlik olacak.

-Özel hayata saygı ve özel hayatın gizliliği kalmayacak.

-Kadınların güvenliğinin sağlanması bir yana geç saatte sokakta olması, sosyalleşmesi fiilen baskı altına alınacak, özel hayatı izlemede olacak.

-Gençlerin, LGBTİ bireylerin kimlik sorma, arama gibi yöntemlerle hakları ihlal edilebilecek.

-Protesto gösterilerine, etkinliklere, toplantı ve yürüyüşlere müdahale için görev verilmesi.

-Önemli bir nokta da polislerin aksine bekçilerin göreve alınma kriterlerindeki esneklik.

-İlk anda dikkati çekmeyen bir başka vahamet, valilere tanınan geniş yetkiler kapsamında bekçilere öngörülemeyen başka görevler de verilebilir olması.

“Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar”a karşı iktidara gelen AKP her üç alanda da rekor kırarak yönetemez hale geldi.

Ne medyasıyla, ne parti üyesi avukatlardan inşa ettiği yargı sistemiyle, ne dinci eğitim sistemiyle, ne tarikatlara teslim ettiği emniyet teşkilatıyla toplum üstünde istediği denetimi sağlayabiliyor.

“Uzaya duble yol yaptık desek inanırlar” özgüvenine yerel seçimlerde ağır bir tokatla karşılık veren seçmenlere artık algı yönetimi de işlemiyor.

Gazeteleri kapanıyor, televizyonlarının reytingleri düşüyor. Artık Erdoğan yerine dizi izlemeyi tercih ediyorlar.

Cezaevlerini tıka basa doldurmalarına, simge isimleri gözdağı olarak “terörist” ilan etmelerine rağmen darmadağın olan ‘korku iklimi’ni yeniden hâkim kılmanın aracı olarak son çözümleri ‘bekçilik’ anlaşılan.

Erdoğan’ın “nikâhsız yaşamanın ahlaksızlığı”na ilişkin görüşleri, Diyanet’in kadın ve kız çocuklarına ilişkin açıklamaları, kanaat önderleri olan imam-hoca takımının fetvalarıyla birlikte düşünülürse, her sokakta birer “ahlak bekçisi” ile karşılaşacağımızı öngörebiliriz. Menzil ve Süleymancılar gibi iki önemli tarikatın devlet kurumları içindeki yapılanmaları, bekçi kadrolarının kimlerden oluşturulduğu da bilindiğine göre.

Üstelik göreve başlayan ilk grup bekçilerin karıştığı olaylar henüz çok tazeyken, karşılaşacağımız uygulamalar sürpriz olmayacak.

Hatırlamamız gereken bir başka olay da, İstanbul seçimlerinde iktidar aleyhine yüksek oy çıkan B.Çekmece’de polisin seçmen avına çıkarılmasıydı.

Polisle aynı yetkilere sahip bekçilerin, YSK tarafından resmen görevli kılınmasa bile seçmenleri kuşatmada, eğilim belirlemede, fişlemede hatta oy verme hakkını kullanmada da son derece işlevsel olacağını tahmin etmek zor değil.   

Muhalefet ise sesini meclisle sınırlamış durumda.

Ne diyelim, Allah muhalefete de Erdoğan’ın yaratıcılığını verir inşallah!