MHP başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çok ilginç bir harita takdim etti. Bu haritada "Türk dünyası" olarak Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Kırım ve Rostov ili de dahil olmak üzere Rusya’nın güney kıyısının büyük kısmı yer alıyor.

Sadece bununla sınırlı kalmayıp Rusya’nın Sibirya bölgesi ve Uzak Doğusu da dahil edilmiş. Çin özel olarak belirlenmiş etki alanı olarak.

Maalesef şimdiye kadar ne Rusya ne de Çin topraklarının bir kısmının bu "Türk dünyası" haritasında gösterilmesine ilişkin herhangi bir tepki göstermediler.

Halbuki Recep Tayyip Erdoğan bu haritanın önünde özel olarak fotoğraf çektirip servis etti. Bir düşünün eğer Putin Donbassı, Transdinyestiri, Abhazya’yı ve Güney Osetya’yı içeren bir Rusya haritası önünde fotoğraf çektirip servis etse ne olurdu?

Peki Erdoğan’ın bu yaptığı ne idi ve ne anlama geliyor?

2018’den sonra Erdoğan yönetimindeki ‘ılımlı İslami parti’ dedikleri AKP ve radikal milliyetçiliği temsil eden MHP bir iktidar ittifakını kurdu. Bu ittifak Erdoğan’a geniş politik manevra alanını yaratı. Erdoğan radikal milliyetçileri kullanarak Pantürkist fikir ve projeleri öne sürüyor bunlar başarısız olduğu takdirde sahiplenmeyip milliyetçilerin işidir diye aradan çekilebiliyor. MHP radikal milliyetçileri ise Erdoğan’ı kullanmakta.

Erdoğan’la olan ittifakı kendi fikirlerini geliştirmek için bir koçbaşı olarak görüyorlar ve eğer Erdoğan kaybederse kazanımların kendilerine kalacağını sanıyorlar.

İşte tam da bunu ispatlarcasına Bahçeli, Erdoğan’a "Türk dünyası" dedikleri bu haritayı sundu ki içerisinde eski 5 SSCB cumhuriyetine dahil olan Rusya topraklarının bir kısmı da var.

Erdoğan şeklen, Kemalist Türkiye Cumhuriyeti’ni devam ettiriyor. Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak istediğini gizlemiyor. Tabii şu aşamada onu sadece "Türk dünyası" ile gizliyor. Erdoğan’ın imparatorluk adımları süreklilik gösteriyor ve Rusya’nın yetişemeyeceği bir hızla sürüyor. Türkiye özelikle de yumuşak güç kullanımıyla bunu çok iyi başarıyor. Türkiye çok başarılı bir şekilde birçok Türki devletlerin çok boyutluluk politikalarını suistimal ediyor ve bu ülkelerle asker, askeri-teknolojik işbirliğini geliştiriyor.

Bu gidişle Genel Türk(tek) askeri-politik bloğun oluşturulmasına az kaldı. Tabii ki böyle bir durumda KGAT(Kolektif Güvenlik Antlaşması Teşkilatı) üyesi olan Kırgızistan ve Kazakistan’ın hangi tarafa seçeceği sorusu ise büyük sorudur.

"Türk dünyasının" sınırlarını genişlettirmeye yönelik önemli bir adım ise Türkiye-Azerbaycan arasında 2021 yılında sağlanan Şuşa Anlaşması’dır.

Bu anlaşmaya göre Azerbaycan ve Türkiye diasporalarının bulundukları ülkelerde ortak Türk çıkarları için çalışması gerekiyor.

Önümüzdeki dönemde bu tür anlaşmanın Özbekistan ve Kırgızistan’la da yapılması büyük ihtimaldir. Rusya’ya en çok göçmen(işçi) gönderen bu iki ülkedir.

Türkiye ordusu NATO’nun ikinci büyük ordusu olmaya devam ediyor ve Suriye’de Rusya’ya bu çerçevede karşı koymakta. Kırım konusunda da Rusya’ya karşı Ukrayna’yı desteklemekte. Uygur sorununu kullanarak Çine baskı uygulamakta ve istediği zaman Çinin "İpek Yolu" projesini sabote ederek Pekin yönetimine zorluk çıkarabilmekte. Türkiye en çok da İngiltere’yle birlikte hareket etmekte. 2020 yılında İngiltere istihbarat örgütü Mİ-6 başkanlığına Erdoğan’ın aile dostu olan İngiltere’nin eski Türkiye elçisi Richard Moor getirildi.

Sonuç olarak, Rusya’nın güneyinde "Türk dünyası" adında yeni bir jeopolitik gerçeklik oluşmakta.

Buna kızmanın hiçbir faydası yok, Erdoğan çok bilinçli bir şekilde imparatorluk politikası izliyor. Rusya bundan ders çıkarıp çok şey öğrenebilir.

Türk milliyetçilerinin bu çıkışlarını cevapsız bırakmak olmaz. Aksi takdirde bu bir zayıflık olarak algılanacak. Önümüzdeki dönemde bu politikanın devamının geleceği kesindir.