Ana muhalefet partisi CHP, korona salgını gerekçesiyle ertelenen 37’inci kurultayını yapıyor.

Salgın şartları nedeniyle açık havada ve seyircisiz gerçekleştirilen kurultayın bugünkü ilk gününde malum, genel başkan seçilecek. Yarın ise Parti Meclisi üyeleri seçimi yapılacak.

Muhtemelen aynı genel başkan, Kemal Kılıçdaroğlu, 7’inci kez yeniden seçilerek 10 yıllık parti içi iktidarını sürdürecek. 

Parti Meclisi üyeleri de büyük bir sürpriz olmazsa yine genel başkanın hazırladığı çarşaf liste doğrultusunda belirlenecek. Araya tek tük muhaliflerin girmesi de mümkün. Hatta tek seçici genel başkanın, bazı muhalif isimleri listesine alarak birlik, beraberlik  mesajı vereceği söyleniyor.. 

CHP yönetimi bu kurultayın tek genel başkan adayıyla yapılmasını arzu etse de birkaç isim önceden adaylığını açıklamıştı.

Bunlardan biri eski milletvekili ve Parti Meclisi üyesi İlhan Cihaner, diğeri de eski Mersin Milletvekili  Aytuğ Atıcı idi.

Kurultay saatine kadar başka adaylar da çıkar mı bilemiyorum. 

Gözlemciler buna rağmen Kılıçdaroğlu’nun seçilmesine kesin gözüyle bakıyorlar.

CHP’de yönetimin uzunca bir süredir kongrelerde delegeler üzerinde yoğun çalışmalar yaptığını ve birçok ilçe ve il kongresinin tek adayla gerçekleştirildiğini duymayan yok. 

Biliyoruz, CHP kurultaylar partisi ama bu kurultayın daha önceki pekçok benzeri gibi sıradan kurultaylardan farklı olması beklentisi içinde olanlar vardı. (Var mıydı?)

TARİHİ OLMASI GEREKEN AMA SIRADAN BİR KURULTAY

Bu kurultay, Cumhuriyetin çok önemli bir sürecinde, yüzüncü yıla iki kala, Türkiye tipi tek adam rejiminin, diktatörlüğe yönelmiş otoriter yönetimin ülkeye tümüyle yerleşme hamlelerine giriştiği bir dönemde gerçekleştiriliyor.

Bu açıdan tarihi -olması gereken- bu kurultay, ülke açısından son derece önem taşıyor olmalı(idi!). Ama öyle olmadı. Liderin yeniden seçilme ve yönetici takımını kısmen değiştirme amaçlı bir kurultay oldu.

Burada verilmesi beklenen mesajların, alınacak kararların ve çizilecek yeni muhalefet stratejilerinin ülke açısından hayati bir önemi olması gerekiyor (du!)

Gerek hazırlanışına, seyircisiz oluşuna, gerekse parti yöneticilerinin kurultaydan ne beklediklerine ilişkin açıklamalarına baktığımızda, bu konuda ana muhalefetten önümüzdeki kritik döneme ilişkin ilginç ve umut verici sesler, öneriler ya da yeni adımların habercisi olabilecek heyecanlı kararlar duyma olasılığının çok az olduğunu anlıyoruz.

Çünkü CHP’nin, son dönemde yumuşak, ılımlı, kavgacı olmayan, hatta ulusal meselelerde iktidarı desteklemekten çekinmeyen ehlileştirilmiş, devletçi bir muhalefet anlayışını benimsediğini biliyoruz. 

Baskıcı iktidarın zalimliğine ve hak-hukuk, insan hakları ihlallerine karşı, en doğal demokratik haklardan olan toplantı ve gösteri özgürlüğünün kullanılmasına karşı çıkan bir yaklaşımı benimseyen mevcut yönetimin, yeni dönemde de iş başında kalmaya devam ederek aynı politikayı sürdürmesi sürpriz olmayacak.

CHP’nin dokunulmazlıklar meselesinde, değişik sınır ötesi operasyonlar (savaşlar) konusunda, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi hamlesinde iktidara verdiği destek yerleşmekte olan faşizme karşı yapılması gereken mücadeleye ilişkin umutları kırıcı nitelikte.      

Genel başkan adaylarından İlhan Cihaner uygulanan bu muhalefet anlayışını terk edilerek CHP’nin toplumun sorunlarına ilişkin daha müdahaleci ve dönüştürücü bir tavır sergilemesi gerektiğini söylüyor.

Cihaner, HDP’li belediyelere atanan kayyımlar ile tutuklanan siyasetçiler üzerinden örnek vererek, “Kürt meselesinde artık ırkçı bir rejim inşa edildiğini düşünüyorum. Kürt seçmenin seçme seçilme hakkı elinden alınmış durumda. Bunu siyasallaştırmamız lazım. Şırnak ve Cizre’de ne olduğunu bile tartışamadık” diyor.

Cihaner, partisinin HDP’den aldığı desteğin adını koyması ve yapılan ittifaklar konusunda daha cesaretli bir tutum sergilenmesi gerektiğini de ifade ediyor.

“SOKAĞA ÇIKMAYACAĞIZ DEMEK İKTİDARA AÇIK ÇEKTİR”

Sokağın siyasetin bir alternatifi olduğunu ve “sokak eşittir şiddet” kodlamasının yanlış olduğunu belirten Cihaner, “sokağa çıkmayacağız demenin iktidara açık çek” vermek anlamını taşıdığını söylüyor.

CHP yönetiminin son  zamanlarda neredeyse en etkili muhalefet yöntemi olarak ilan ettikleri, “Suç duyurusunda bulunmak” ya da “AYM’ye (Anayasa Mahkemesi) gitmek anlayışını da eleştiren Cihaner bunu, çocukça bir yaklaşım olarak görüyor.

Cihaner partisinde bir değişim ihtiyacı olduğunu, kadınlara ve gençlere umut verip işin içine katılması gerektiğine değiniyor.

Eko-sosyalist bir yaklaşımı sorgulamak, cinsel yönelimlerle ilgili cesaretle bir şeyler söylemek, çevre meselelerine odaklanmak gerektiğini ifade ediyor.

Ve, “Biz bunların tamamında etkin sonuç alacak politikalar üretmek yerine iktidarın kendi kendine düşmesini bekliyoruz.” diyor.

Nitekim bu kurultayın ana teması da ‘İktidar’ olarak belirlenmiş. 

CHP yöneticileri ne zamandır önümüzdeki ilk seçimde iktidara geleceklerini dile getiriyorlar ama genel başkanlığa adaylığını koyan Aytuğ Atıcı aynı fikirde değil.

CHP Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geldiğinde CHP’nin oy oranının yüzde 20,9 olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun göreve gelmesiyle ilk girilen 2011 seçimlerinde bu oranın yüzde 25,9’a çıktığını ama sonrasını  gelmediğini söylüyor.

Daha sonraki 10 yıl boyunca partisinin 25,9 oy oranını yüzde 26 bile yapamadığını belirtiyor.

“Oy oranımız her seçimde azalarak 2018 seçimlerde yüzde 22,6’ya kadar düştü. Bu bir alarmdır, CHP inişe geçmiştir. Bu nedenle CHP’de parti içi demokrasi başta olmak üzere örgütlenme modellerinde bir değişiklik gerekiyor.” diyor.

CHP’nin, 2019 yerel seçimlerinde bir başarı elde ettiğini kabul etmekle birlikte bu başarının gerçek sahibinin CHP olmadığını, CHP’nin adaylarını destekleyen HDP seçmeninin çok önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Ve şu can alıcı soruyu cesaretle soruyor:

“Şimdi 2023 seçimlerinde HDP, yine aynı duyarlılıkla CHP’yi destekleyecek midir? İYİ Parti ile ittifak devam edecek midir? Siyaset sahnesine yeni çıkan partilerin de varlığı ile yeni ittifaklar söz konusu olabilir. Bu durumda CHP’nin B Planı var mıdır?”

101’LERİN BİLDİRİSİ VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN İTTİFAKI 

Bu noktada ‘101 Aksaçlı’ imzası ile 101 aydın ve sanatçının yayınladığı bildiriye de değinmek gerekiyor.  

Son günlerdeki vahim gidişatla ve olaylarla ilgili bildiri, özünde muhalefetin yetersizliğinden söz ederek bu nedenle de toplumda büyük bir hayal kırıklığının mevcut olduğunu tespit ediyor.

Bildiriyi Artı Gerçek için değerlendiren Eşber Yağmurdereli AKP-MHP ittifakının oy kaybettiğini, ancak oradan kopanların kararsız olarak kaldığına dair anketlerin olduğunu hatırlatarak, “İktidar kaybediyor, ama muhalefet kazanmıyor” diyor.

O da bizim ve bizim gibi düşünenlerin sürekli tekrarladıkları gibi, “Türkiye’de muhalefet partilerinin büyük bölümünün kendilerini sağcılık üzerinden konumlandırdığını” söylüyor.

Çözümün sağ politikalarda olmadığını savunuyor.

101’ler de çözümün bütün muhalefet güçlerinin, kendi çizgilerini, kendi varlıklarını koruyarak temel ilkelerde buluşacakları demokrasi ittifakını gecikmeden kurmalarıyla sağlanabileceğini söylüyor.

Bakalım CHP’nin yeni yönetimi içinde bulunduğumuz bu kritik süreçte ne yapacak?

İktidar kaybettikçe onun kaybettiklerini kazanabilecek mi yoksa yine yerinde mi sayacak?

Göreceğiz...