Mazallah, “damar” tartışmalardan yana hiç eksiğimiz olmuyor. En uç noktalarda gidip gelen açıklamalar, tehditler, “yuh artık” dediğiniz iddialarla yoğruluyoruz şu salgın günlerinde...

Ancak keşke siyasetçiler ve siyasetin nabzını tutanlar, kafalarını biraz kaldırıp AKMHP mühendisliği ve çekişmelerinin dışına arada bir de olsa çıkabilseler...

Fırtına koparken başka nelerin usul usul yürüdüğüne odaklanabilseler...

Belki başka hayati meseleleri keşfedecekler.

AKMHP iktidarının zayıf noktalarını doğru tespit edip buna göre farklı bir siyaset üretmeye fırsat bulacaklar.

Mesela ülkenin her bir karışının, en değerli alanlarının nasıl maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekildiğini anlayabilseler...

Köylüsünden kentlisine, bu talanın korkunç sosyal, ekonomik, sağlık boyutlarını kavayabilseler ve buna göre bir siyaset belirleseler...

Belki oy oranlarında bir kıpırtı yakalayabilirler.

Ama ya meseleyi kavramaktan uzaklar...

Ya da anladıkları halde bu talanın sürmesine razılar.

BİZİM VERGİLERİMİZLE BİZİ ZEHİRLEYECEKLER

Geçen hafta Meclis’ten, kamuoyunda “torba yasa” olarak bilinen enerji piyasasına dair kanun teklifinin ilk 24 maddesi geçti. Muhalefetin şerhleri düşüldü.

Kalan 20 maddenin görüşülmesine devam edilecek. (#YASAYITÜMDENGERİÇEK etiketiyle halen kampanya sürüyor.)

Maden işletmelerinin ruhsat alanının dışında “geçiçi tesis” kurulmasını öngören madde 6 tekliften çıkarıldı.

Neden? Çünkü sivil toplum örgütleri, muhalif siyasetçiler konuya dikkat çekmeyi başardı.

Ama teklifin başka sorunlu maddelerinin çoğu geçti.

Sözcü gazetesi, “köylüleri ve çevrecileri ayağa kaldıran yasa neler getiriyor”? başlığıyla haberleştirmiş.

İşin aslı, Türkiye’deki her vatandaşı ilgilendiren bir dolu kritik değişiklik söz konusu. (Konuya dair podcast yayını için)

Doğalgazdan madenlere, şirketlere daha fazla imtiyaz, kolaylık sağlayan pek çok madde var. Misal, BOTAŞ ve TPAO’nun daha önce yurtdışında kurduğu şirketlere, Türkiye’de denetimden, kanundan uzak enerji şirketi kurma imkânı Cumhurbaşkanı iznine bağlandı... (Elektrik Mühendisleri Odası’nın konuya dair açıklaması)

Onaylanan maddelerin arasındaki en tehlikelisi “biyokütle santralleri”yle ilgili.

Buna göre araba lastiği, plastik çöp, belediye atıkları “yenilenebilir enerji” sayılacak ve teşvik edilecek.

Düşünebiliyor musunuz? Bizim vergilerimizle, bizi zehirleyecekler!

Burada tek olumlu değişiklik, tarımsal ve odun ürünlerinin “yenilenebilir enerji” kapsamından çıkarılması, çünkü ağaç kesimini, orman talanını hızlandıracak, tüm atıkları birbirine karıştıracak bir ifadeydi.

ACELE KAMULAŞTIRMA: ÖZEL MÜLKE ÇÖKMEK

Ordu’dan Bursa’ya, köylerdeki direnişi duymuşsunuzdur. Neden? Çünkü insanlar, genellikle enerji veya maden şirketi kapısına, tarlasına dayandığında haberdar oluyor, tepki gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı kararıyla pek çok yer için acele kamulaştırma kararı alınabiliyor: Buna, özel mülk de dahil!

Şimdi, bu teklifte henüz görüşülmeyen 37. Maddede, TEDAŞ ve EPDK kararıyla özel mülke el konabilecek.

Sadece köylünün değil, “doğal yaşam” için “şehirden kaçış” için kendine arazi, ev alanlar da bu düzenlemeden etkilenecek.

EMO Başkanı Mehmet Özdağ, Manisa Çapaklı’da bunun örneğinin yaşandığını hatırlatıyor:

“Depolama alanı için orada vatandaşın 25 dönüm malına el kondu. Yakın zamanda dokuz yer daha için Cumhurbaşkanlığı kararı yayımlandı. Amasya’da 3 mw’lik santral için vatandaşın arazisine çökmek ne demek? Kırsaldaki şahsi mülkiyetin, köylü ve çiftçinin malı el değiştirecek…”

MUHALEFET NE ZAMAN ÇEVRE POLİTİKASINA UYANACAK?

İnanın benzer haberleri, önümüzdeki günlerde daha çok duyacaksınız... “Çevreciler” ve dürüst meslek odaları olmasa, ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz.

Maalesef bu işlerin nereye evrildiğini görenler, sadece bir avuç muhalif siyasetçi. Onların çabaları çok önemli, ancak partileri, şirketlere açılan çevre talanını görmezden geliyor.

Oysa yakın gelecekte, başka birşey konuşamaz hale geleceğiz.

Hayvanları, ormanı, bitkileri önemsemiyoruz.

Ancak onların yaşamadığı yerde ne temiz hava, ne içilebilir su, ne yenilenebilir gıda, ne de yaşanabilir bir yer kalacak. İklim krizini de buna ekleyin.

Muhalefetin, bütüncül bir çevre politikasını merkezine koymasının saati geçmek üzere...