Dün Milliyet’te bir haber çıktı. İktidar, “sosyal medyaya düzenlemenin tartışıldığı bir dönemde” ABD ve Fransa modelini örnek alacakmış. Haberde “modeller”in astronomik para cezası, içerik kaldırma gibi ABD ve Fransa’da uygulanan yasalar örnek gösterilmiş.

Ancak “küçük” bir detay unutulmuş veya kasten yanlış aktarılmış: Fransa’da Macron’un, ABD’de Trump’ın getirmek istediği sözkonusu düzenlemeler, ya reddedildi ya lafta kaldı. Zira her iki ülkede de hukukun üstünlüğü geçerli. Türkçesi: Siyasetçiler, kafasına estiği gibi, bizdeki gibi karga tulumba, Anayasa’ya aykırı yasaları geçiremiyor.

Ama Türkiye’nin başındakiler, “Cumhurbaşkanlığı Hökömet Sistemi’ veya “nefret söylemi”nde olduğu gibi sanki Batı’da uygulananı getirecekmiş gibi bir hava yaratmayı seviyor. İlginçtir, Batı’yı “gayrı ahlaki” olarak tanımlayan, hatta nefret kusanlar işlerine gelince “Ama abedede, ama avrupada...” şeklinde yalan yanlış bilgilerle halkı kandırmaya çalışıyor.

Milliyet haberinde Fransa Parlamentosu’nun “nefret söylemiyle mücadele” amacıyla çıkardığı yasanın onaylandığı yazılmış. Oysa bu yasa teklifi, 1 Temmuz’da en üst merci olan Yüksek Mahkemece reddedildi. Gerekçe: İfade özgürlüğü bu şekilde kısıtlanamaz.

FRANSA: ÜST MAHKEME TASLAĞI NEDEN REDDETTİ

Facebook, Twitter, YouTube gibi sosyal medya platformlarını düzenleme çabası, Türkiye kadar tarafgir ve ayrımcı olmasa da Batı’da da tartışılıyor. Macron hükümetinin geçirmek istediği yasa taslağı, “nefret söylemi” içeren paylaşımların 24 saatte kaldırılması, aksi takdirde 1.25 milyon euroya varan cezalar kesilmesini öngörüyordu.

Fakat çıkarılan yasaların Fransa Anayasası’yla bağdaşıp bağdaşmadığını denetlemekle görevli olan Yüksek Mahkeme, bu kadar sürede, bir yargıcın kararı olmadan teknoloji platformlarına bu cezanın verilmesini yasaya aykırı buldu. (NYT)

Sözkonusu uygulamanın, nefret söylemine girip girmediğine bakılmadan içerik kaldırmasına yol açacağını ekleyerek şu kararı verdi: “...İfade ve iletişim özgürlüğünü gerekli, uygun, adil olmayan biçimde çiğnemeye yol açabilir.” Ayrıca “çocuk pornografisi” veya “terör propagandası” olarak bildirilen içeriğin kaldırılması için 24 saatin yetmeyeceği bildirildi. Mahkeme, sadece internette nefret söylemini takip edecek bir gözlemci kuruma onay verdi.

Bu arada Türkiye’nin aksine, Fransa’da nefret söylemine karşı ciddi yasalar var fakat online ortamda yeterince uygulanmıyor. Macron, internette başta anti semitik söylem olmak üzere, azınlıktaki gruplara yönelik nefret söylemine savaş açarken bizde Cumhurbaşkanı, ailesi ve yönetici eliti “korumak” için bu düzenleme getirilmek isteniyor.

ABD: HERŞEY BAŞKANIN DEMESİYLE OLMUYOR

AKP’nin sosyal medya kısıtlaması için model aldığı ikinci ülke, ABD. Daha doğrusu, ABD Başkanı Trump’ın sosyal medyaya getirmeye çalıştığı kısıtlama. Milliyet haberinde, sosyal platformların üçüncü kişilerin yaptığı paylaşımlardan hukuken sorumlu tutulması için Başkanlık kararnamesinin imzalandığı yer alıyor.

Ne var ki ABD’nin, Türkiye gibi her konuda kararnamelerle yönetilmediği bilgisini vermeyi unutmuşlar.

İşin esası şu: Trump, “Madde 230” denen ve internet şirketlerini koruyan federal yasanın gözden geçirilmesini istiyor. Amaç, FB, YouTube, Twitter’da kullanıcıların paylaşımlardan şirketleri sorumlu tutmak. Ayrıca Trump ve bazı Cumhuriyetçiler, sosyal medyada “sansüre” uğradıklarını iddia ediyor.

Peki Trump, Madde 230’u değiştirebilir mi? Hayır. Sadece ABD Kongresi bu yetkiye sahip.

Sözkonusu yasa, tamamen ABD’ye özgü ve teknoloji şirketlerini koruyor. Uzmanlara göre interneti internet yapan, sosyal medya şirketlerinin ABD’de kurulmasına imkan veren de bu yasa. Trump’ın bu koruma kalkanını tırpanlamak istemesi ise ABD’de ifade özgürlüğüne saldırı olarak yoğun eleştiri altında.

TÜRKİYE: HER YIL 5 BİNDEN FAZLA HABER ENGELLENİYOR

Türkiye, “model” gösterdiği ülkeler şöyle dursun, hali hazırda internetteki içeriğe en yoğun sansür uygulayan ülkeler arasında. İfade Özgürlüğü Derneği’nin Engelli Web raporuna göre:

- 2019'da Türkiye'de 5 bin 599 habere erişim engellendi.

- Twitter’a gönderilen 7 bin 396 mahkeme kararından 5 bin 487'i (yüzde 74) Türkiye’den gönderildi.

- 130 bin URL adresine, 7 bin Twitter hesabına, 40 bin tweete, 10 bin YouTube videosuna ve 6 bin 200 Facebook içeriğine de 5651 sayılı Kanun ve diğer hükümlere istinaden erişim engellendi.

Anlayacağınız Türkiye’de internet, zaten yoğun ve keyfi kısıtlamalarla denetleniyor. En büyük sorun, nefret söylemini bizzat iktidar ve sözcülerinin üretmesi, azınlık gruplarının neredeyse hiç korunmaması.