İddiaya göre, Ankara’da Gazi Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olan erkek akademisyen 8 Kasım 2018’de ODTÜ Kütüphanesi’ne gelerek, harçlığını çıkarmak için kütüphanede çalışan 26 yaşındaki Duygu’ya tuvaletin yerini sordu; cevabını almasına rağmen genç kadının yanından ayrılmayıp “Evde mi kalıyorsun, yurtta mı? Mesain saat kaçta bitiyor? Mesai sonrasında bir şeyler içelim mi?” gibi şeyler söylemeye devam etti. Duygu teklifini reddedip raftaki kitapları sıralamaya koyulunca, adam arkadan bir anda Duygu’nun elini sol bileğinden yakalayarak “Senin ellerin ne güzel sıcacıkmış, benim ellerim soğuk” dedi. Duygu elini çekip panikle oradan uzaklaşırken de bu kez “Arada gelip seni izlerim” diyerek kütüphaneden ayrıldı. Olayın akabinde Duygu durumu güvenlik görevlisine anlattı; bütün katları arasalar da adamı bulamadılar. Duygu ertesi gün kütüphane müdürlüğüne giderek olayı anlattı. Adli soruşturma için okula yaptığı başvurunun yeterli olduğunu düşündüğü için şikâyetçi olmadı; ta ki aynı adam, kütüphanede çalışan başka bir öğrenciyi taciz edene kadar. 

BİR AY SONRA AYNI ADAM, BAŞKA ÖĞRENCİYİ TACİZ EDİYOR

13 Aralık 2018’de bu kez ODTÜ Kütüphanesi’nde çalışan Yelda, elindeki kitapları rafa yerleştirirken, aynı adam ona yaklaşıp 2-3 saattir bir kitabı aradığını ama bulamadığını söyledi. Duygu önceki günlerde görüntü kayıtlarından adamın fotoğrafını gösterdiği için, Yelda onun aynı kişi olduğunu anladı, o yüzden yardım talebini reddederek kütüphanedeki erkek görevliden yardım isteyebileceğini söyledi. Ancak adam “Sen de burada çalışıyorsun, senin yardım etmeni istiyorum” derken dirseğini Yelda’nın kitapları yerleştirdiği rafa koydu, ayağını da karşı rafa uzatarak koridoru tamamen kapattı. Adam sonra ayağıyla Yelda’nın dizine değince Yelda “Sapık var! Duygu yetiş; K. abi yetiş” diye bağırdı. O sırada bazı öğrenciler Yelda’nın bulunduğu koridora uzaktan baksalar da tepki vermediler. Duygu ile erkek görevli, Yelda’nın yanına geldiklerinde adam gitmişti. 

Hatta iddiaya göre, aynı adamın tacizine uğrayan ve henüz 18 yaşına basmamış başka bir öğrenci daha vardı. ODTÜ’de kampüse ulaşmak için otostop çeken öğrenciyi bu adam arabasına almış ve sonrasında kapıları kilitleyip okuldan sonra onunla buluşmak için ısrarcı olmuştu. Kız öğrenci camlara vurmaya başlayınca da adam mecburenkilidi açmış ve öğrenci arabadan hızla çıkmıştı. Söylenen o ki, bu öğrenci yabancı olduğu için korkup şikâyetçi olmadı. Ki burada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel taciz suçları da söz konusu; öğrencinin 18 yaşından küçük olması da ağırlaştırıcı bir neden. 

‘KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ’NE RAĞMEN ÜNİVERSİTE DOSYAYI KAPATTI

Duygu ve Yelda’nın şikâyeti üzerine8 Mart 2019’da, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı bu akademisyen hakkında disiplin soruşturması başlattı.

Bir hafta sonra 14 Şubat 2019’da, adam hakkında ‘sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan iddianame düzenlendi, 20 Şubat’ta mahkeme iddianameyi kabul etti ve dava açılarak yargılama başladı.

Üniversitenin soruşturması 27 Haziran 2019’da sonuçlandı. Soruşturmacı raporunda, şikâyete konu olayın nitelik ve unsurları göz önüne alındığında cezai bakımdan mahkeme süreçlerinin ve sonucunun takip edilmesinin faydalı olacağını not düşerek şöyle dedi: “Şüphelinin sürekli olarak olayları inkâr ve reddetmesi, inceleme ve soruşturma sürecinde herhangi bir pişmanlık duymadığı ve soruşturma sürecini kolaylaştırıcı bir tutum sergilemediği, ifadelerinin bazı çelişkiler barındırdığı, olayın savcılığa ve mahkemeye intikal ettiği göz önünde bulundurulduğunda, şüphelinin şikayete konu olayları gerçekleştirdiğine ilişkin kuvvetli bir suç şüphesi bulunmaktadır.”

Soruşturmacı bu nedenle, ceza ve disiplin soruşturması kapsamında bu akademisyenin ‘Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak’ suçundan dolayı 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasının; şikâyete konu birden fazla olayın olması, suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphelerin bulunması ve suça ilişkin olayın bir öğretim elemanına yakışmayacak niteliği dikkate alınarak da kademe ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasını istedi. 

Gazi Üniversitesi’nin soruşturma raporunda çok ciddi sonuçlara varılmasına rağmen
Dekanlık, “İddia edilen suçun gerçekleştiğine dair kesin delillerin ve olay anına bizzat tanıklık eden kişilerin olmaması nedeniyle, herhangi bir disiplin cezası verilmesine gerek olmadığına” karar verdi.

Üniversite, birden fazla öğrencinin aynı iddiayla şikâyetçi olmasını ve açılan davayı görmezden gelerek akademisyeni koruma yoluna gitti.

Oysa tanık da var. 

‘BASİT CİNSEL SALDIRI VAKALARI NORMALLEŞTİRİLİYOR’

Öğrencilerin vekilliğini üstlenen Avukat Çağrı Ayhan Şenel şöyle diyor: “Ülkemizde maalesef ancak kadınların öldürülmesi ya da tecavüze uğraması halinde mahkemeler ve kamuoyu olayı ciddiye alıyor. Gün geçtikçe basit cinsel saldırı vakaları normalleştiriliyor. Halbuki bir kadın basit cinsel saldırıya uğrasa da bu çok ciddi bir travmadır ve üzerinde önemle durulması gerekir. Gazi Üniversitesi kendi akademisyenini korurcasına soruşturma raporuna ters şekilde sanığa disiplin cezası vermediği gibi, bu kararını müşteki sıfatıyla ifadeleri alınan müvekkillerime de göndermeyerek yargı yoluna başvurmalarına da engel olmuştur. Akademik unvana sahip birinin bu davranışlarının hem ceza hukuku hem de disiplin yönünden yaptırıma tabi tutulması, bundan sonra bu olayların engellenmesini de sağlayacaktır. O yüzden bu yargılama neticesinde mahkemenin hak ettiği cezayı sanığa vereceği umudunu taşıyoruz.”

ODTÜ NEDEN ÖĞRENCİLERİNİN YANINDA DURMUYOR?

Yarın Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 14.10’da görülecek duruşmada, tanık olarak üç kişi dinlenecek. Biri, Yelda “Sapık var” diye bağırdığında koşup gelen kat görevlisi. Diğeri, arkasından koşan temizlik görevlisi. Üçüncü tanık ise, kütüphanenin giriş kapısında duran ve sanık kaçtıktan sonra nöbetçi amirliği arayıp “Bu adam okul sınırları içerisinde, dikkat edin, kampüsten çıkmasın” diyen güvenlik görevlisi. Bundan sonra aynı olayların yaşanmaması için bu öğrencilere destek olmak adına duruşmaya gidemesek de, bu davayı gündemde tutma görevi hepimize düşüyor.
Ve son olarak…

Bu kadınlar ODTÜ öğrencisi olmalarına ve olayın ODTÜ’de gerçekleşmesine rağmen, ODTÜ bu davanın takipçisi olmadı, davaya müdahillik talebinde bulunmadı. 

Öğrencileri düşünmedikleri ortada ama ya üniversitenin saygınlığı?

(Not: Yazıdaki isimler değiştirilmiştir.)