Türkiye’nin güneyinde bir ilde, hekim kadın ile (sonradan hâkim olan) erkek 2006’da evleniyorlar. 2010’da oğulları dünyaya geliyor. Adam evlilikleri süresince kadına şiddet uyguluyor. Hatta 2012’de ‘kasten yaralama ve tehdit’ suçlarından yargılandığı davada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı çıkıyor. Kadın 2013 yılında adamın kendisine “Hâkim oluyorum, hakkından geleceğim” şeklinde mesajlar attığını iddia ediyor.

2014’te boşanıyorlar ve çocuğun velayeti anneye veriliyor. Çocuk babasını ziyarete gidip eve döndüğü her sefer huzursuz ve hırçın oluyor. Anne babanın çocuğu istismar ettiğinden şüphelense de, elinde somut bir delil olmadığı için bir şey yapamıyor. Sadece, eski eşinin çocukla görüşmesine engel oluyor. Hal böyle olunca baba da, çocuğu her seferinde icra yoluyla almak istiyor. 

Temmuz 2014’te babasının yanından gelen çocuğun gözündeki ve dizindeki morlukları fark eden anne, onu hastaneye götürüp darp raporu alıyor. Çocuk, babasının kendisine şiddet uyguladığını söylüyor. Anne ifadesinde, eski eşinin daha önce çocuğu öperek dudağını morarttığını anlatıyor. 

Kasım 2015’te HSYK, hâkim baba hakkındaki şikâyetin işleme konulmamasına karar veriyor. Bu şikâyetteki, adamın hâkim olmak için yaşını küçültmesinden tutun da, boşanmadan sonra mal paylaşımına ilişkin davada yalancı tanıklar getirmesine, çocuğuna kendi memesini öptürmesinden çocuğun özel yerlerine dokunmasına kadar pek çok ciddi iddiaya rağmen HSYK, ‘iddiaların genel ve soyut nitelikte olduğu, somut delil olmadığı’ gerekçesiyle hâkim hakkındaki şikâyeti işleme koymuyor. 

HSYK ‘SOMUT DELİL’ YOK DİYEREK HÂKİM BABA HAKKINDAKİ ŞİKÂYETİ İŞLEME KOYMUYOR

Aralık 2015’te, baba hakkında ‘sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ hakkında soruşturma açılıyor. Çocuk ifadesinde, babasının kendisini dudağından öptüğünü söylese de, babanın suçu işlediğine yönelik ‘yeterli ve inandırıcı delil olmadığı’ gerekçesiyle hakkında takipsizlik kararı veriliyor. 

Bu kez baba, 2016’da görev yaptığı ilin aile mahkemesinde, eski eşinin oğluyla görüşmesini engellediği gerekçesiyle çocuğun velayetinin kendisine verilmesi, bu mümkün değilse şahsi ilişki tesisi talebiyle dava açıyor. Dava 3 yıl sürüyor.

Kasım 2016’da, annenin talebi üzerine, okuldaki rehber öğretmeni çocukla görüşme yapıyor. Çocuğun babasının istismarına uğramış olabileceği ilk kez bu rehber öğretmenin hazırladığı raporda ortaya çıkıyor. Rehber öğretmen, çocukla görüştükten sonra, çocuğun istismara maruz kalmış olabileceğini hem sözlü hem de yazılı olarak beyan ediyor. 

Aralık 2016’da, HSYK bir kez daha, “Somut delil yok” diyerek, baba hakkındaki şikâyetin işleme konulmamasına karar veriyor.

Haziran 2017’de annenin başvurusu üzerine aile mahkemesi, baba aleyhine 6284 Sayılı Kanun’a göre koruma kararı veriyor. Baba 30 gün süreyle kadına ve çocuğa yaklaşmaktan men ediliyor. 

Eylül 2017’de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen Tıbbi Belgeleme ve Bilimsel Değerlendirme Raporu’nda ise “Babanın küçüğe yönelik uygunsuz cinsel davranışları bulunduğu” saptanıyor.

Aile mahkemesinden bir kez daha, baba aleyhine 6284 sayılı kanuna göre koruma kararı çıkıyor. Ocak 2018’de koruma kararı yenileniyor. 

Şubat 2018’de baba hakkında bu kez ‘çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçlarından açılan soruşturma da takipsizlikle sonuçlanıyor. 

Mayıs 2018’de aile mahkemesi yine baba aleyhine 30 gün süreyle koruma kararı çıkarıyor. Haziranda aynı mahkemeden, baba aleyhine 60 gün süreyle ek koruma kararı çıkıyor. 

ÇOCUK 9 YAŞINDAYKEN İSTİSMARI TÜM DETAYLARIYLA ANLATIYOR

Daha önce iki kez ‘baba hakkındaki şikâyetin işleme konulmamasına’ karar veren HSYK, Eylül 2018’de (yeni adı HSK) baba hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar veriyor.

Baba Temmuz 2019’da ihbarda bulunarak, eski eşinin akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasıyla vasi atanmasını istiyor. Kadının akıl sağlığının yerinde olduğuna dair hastaneden rapor çıkıyor ve dava reddediliyor.

2019’da sonuçlanan velayet davasında, mahkemeye sunulan iki raporda da “…küçük annenin dolduruşuna gelmektedir, baba velayeti alma konusunda gerekli şartlara haizdir…” yazıyor. Mahkeme bu raporları gerekçe göstererek velayeti babaya veriyor. 

Kasım 2019’da çocuk, 5-6 yaşlarındayken yaşadığı istismarı detaylarıyla bu kez bulunduğu ildeki Çocuk İzleme Merkezi’nde (ÇİM) anlatıyor. Sonrasında Savcılık soruşturma açıyor. 

Aralık 2019’da hâkim babanın başka bir ile tayin olması üzerine savcılık yetkisizlik kararı vererek, dosyayı babanın tayin olduğu ildeki başsavcılığa yolluyor. 

Haziran 2020’de, velayet davasında anne ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın istinaf başvuruları esastan reddediliyor, karar kesinleşiyor. Aynı kararda anne ile çocuk arasındaki şahsi ilişki düzenlendiği için, 1-31 Temmuz tarihleri arasında çocuk yaz tatilini geçirmek üzere annesinin yanında kalıyor. 

Bu arada 21 Temmuz’da, çocuğun yeniden ifadesine başvuruluyor ve bu görüşme neticesinde ÇİM tarafından düzenlenen Adli Görüşmeci Değerlendirme Raporu’nda çocuğun ifade sırasında anlattıklarının doğru olduğu yönünde rapor düzenleniyor. Çünkü çocuk, olay sırasında izlediği çizgi filmin ismini dahi hatırlıyor.

VELAYETİN BABAYA VERİLMESİ HUKUK İÇİNDE AÇIKLANAMAZ

Anne 24 Temmuz’da, bir kez daha 6284 Sayılı Kanun çerçevesinde tedbiren geçici velayetin kendisine verilmesi için mahkemeye başvuruyor. Aile mahkemesinden, önce yalnızca anne için 3 ay süreli tedbir kararı çıkıyor. Ama burada esas mesele çocuğu babadan korumak olduğu için, anne bir kez daha Aile Mahkemesine başvurarak geçici velayet için ek karar verilmesini istiyor. Mahkeme, bu kez velayeti ‘geçici olarak’ anneye veriyor. Verilen bu karar 6284 Sayılı Kanun gereği verilen bir tedbir kararı. Yani yasal olarak şu anda çocuğun velayeti Aile Mahkemesi kararı gereğince babada. 

Anne, bulunduğu ilde velayetin tekrar kendisine verilmesi için temmuz ayında ‘velayet davası’ açtı. Baba hakkında hâlâ devam eden cinsel istismar hakkında bir soruşturma dosyayı da var. 

Sonuç olarak, kendi çocuğunu istismar ettiği iddiası ile hakkında savcılık soruşturma dosyası olan hâkim bir babaya, Aile Mahkemesi kararı ile velayetin verilmesi, hukuk sisteminin sorgulanmasını gerektirir. Baba hakkında istismar gerekçesi ile soruşturma dosyası olduğunu bile bile, velayetin babaya verilmesi hukuk içinde açıklanamaz. 

Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına yönelik çıkartılan 6284 Sayılı Kanun’un bu olayda, yani cinsel şiddete maruz kalan küçük bir çocuğu ek karar düzenleyerek, nasıl koruduğunu da görmek çok önemli.