“Süpermarkette tuvalet kâğıdı almak için sıraya giren insanların bile, neden tuvalet kâğıdı aldıklarına dair bir fikirleri yok” dedi Singapur’da bir profesör.

Bunun adı ‘Panik Alışverişi.’

Ve sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde rastlanan bir davranış.

Geçenlerde bir köşe yazarı, Türkiye’de boşalan raflara dair yazısını iktidara bağlamış, insanların marketleri boşaltma nedeninin iktidara duyulan güvensizlik olduğunu kendinden çok da emin bir şekilde yazmıştı.

Ülkede aksi giden pek çok şey iktidar ve politikaları kaynaklı olsa da insan muhakemesini yitirmemeli. Panik alışverişi ne sırf bize has ne de dünyada sadece bizim marketler boşalıyor.

Öte yandan, panik alışverişinin müsebbibi iktidar olmasa da buna son vermek, fırsatçıları ve stokçuları durdurmak ve dahası panik alışverişine karşı farkındalık yaratmak yine iktidarın elinde.

Koronavirüs nedeniyle ortaya çıkan panik alışverişi yüzünden örneğin Avustralya’da, ülke genelinde tuvalet kâğıdı ve ekmek sıkıntısı yaşandı; büyük süpermarketler talebe yetişemedi. Süpermarketlerde kavgalar çıktı. Ülkede 460 ilaç ve aşının tedariki konusunda sıkıntı yaşandı. Bazı ilaç firmalarının sadece 2-3 aylık stoku kaldığı yazılıp çiziliyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’da evlerinde stok yapmak isteyen insanların süpermarketlere akın etmesiyle temizlik ve sağlık ürünlerinin marketlerdeki stokları bitti.

İtalya’da market raflarında makarna kalmadığını gören yaşlı bir İtalyanın yorumu, “II. Dünya Savaşı’nda bile böyle bir panik yaşanmadı” oldu.

SOSYAL MEDYA PANİK ALIŞVERİŞİNİ TETİKLİYOR

İspanya, Kanada, ABD, Almanya…

Pek çok yerde durum benzer; insanlar panikle kendilerini alışverişe vermiş durumda.

Kimi yerlerde kişi başına satın alınan ürün sayısına kısıtlama getirilirken, kimi yerlerde de tuvalet kağıdı reyonunun başına güvenlik görevlisi yerleştirildi.

ABD Kamu Sağlık Hizmetleri Birimi Başkanı Jerome Adams, Twitter’da yaptığı paylaşımda “Maske almayın!” diye çağrı yaptı. Zira insanların avuç avuç maske almasıyla oluşan yoğun talep nedeniyle, maskeler tükenme noktasına gelirken, hasta olup da gerçekten ihtiyacı olanların maske bulmak için zorlanacağı anlaşıldı.

Japonya keza, maske alıp yeniden satanlara hapis cezası veya 1 milyon yen para cezası getirdiğini duyurdu.

Uzmanlara göre panik alışverişinin nedeni, Korona virüsünün yarattığı korkuyla insanların kontrol duygularını kaybetmesi. Kontrol duygusunu yeniden kazanmak için de alışverişe yöneliyorlar.

Uzmanların tavsiyesi ise sosyal medyadan uzak durmak. Zira sosyal medyada boşalan rafları gördükçe kaygı dozu artıyor ve insan kendini markete atıyor.

Türkiye’de de, ilk Korona vakasının görülmesiyle beraber, insanlar marketlere akın ettiler. Panik alışverişi birkaç gün içinde azalsa da, vaka sayısının artmasıyla yeniden yaşanma olasılığı yüksek. Zira Avustralya’da geçen haftaki panik alışverişinin ardından, iki gün önce binlerce insan yeniden soluğu süpermarkette aldı.

BİR PAKET MERCİMEĞİ KÖTÜ GÜNLER İÇİN SAKLIYORUM

Geçen hafta, gündelik alışverişimi yapmak üzere mahallemdeki süpermarkete girdiğimde, uzun kasa kuyruklarında market arabalarını düzinelerce tuvalet kâğıdıyla ve kiloluk unlarla doldurmuş insanlarla karşılaştım. Bu beklenen ve ‘bir yere kadar’ anlaşılabilir manzara karşısında şaşırmasam da, açıkçası ne yapacağımı şaşırdım.

İnsanın temel içgüdüsü olan ‘Hayatta kalma’ güdüsü belki de bende eksikti. Süpermarkette manasızca birkaç tur attıktan sonra, gündelik alışverişime koyuldum. Domates, kereviz, havuç, patates derken, yumurta reyonuna geldiğimde dolapta yumurta kalmadığını gördüm. Kaygı düzeyim yükselmeye başladı. Diğerlerinin panik alışverişi yüzünden, daha ülkede tek bir Korona vakası olmasına rağmen, günlük ihtiyacımı bile süpermarketten karşılayamadığımı görünce -Korona yüzünden olmasa bile- açlıktan ölebileceğim düşüncesine kapıldım. Hızla bakliyat reyonuna koştuğumda, rafta bir adet kalmış mercimek paketi tüm yalnızlığıyla karşımdaydı. Almasam olmazdı.

Yan kasalardan art arda kiloluk unlar, tuvalet kâğıtları, paket paket makarnalar ve konserveler geçerken, benim elimde o günkü yemeklik birkaç kilo sebze, üç adet meyveli yoğurt ve bir paket mercimek vardı.

O gün aldığım sebzeler ve yoğurtlar bitti bile.

Bir paket mercimeği ise kötü günler için saklıyorum.

Ve az biraz korkuyorum; sonumuzu Korona değil belki ama fırsatçılar, stokçular ve bencillik getirebilir.