O, ülkesini yönetenlerden biraz ekmek, biraz özgürlük biraz da huzur istedi ama faşist devletin gaddar ve vicdansız yöneticileri kendisine mapusluk, işsizlik ve trajik bir ölümü reva gördüler… Oysa Sabahattin Ali, (25 Şubat 1907- 2 Nisan 1948) öğretmen, romancı, şair ve çeviri ustası olarak dönemin en üretken şahsiyetleri arasında yer alan edebiyat ustası ve entelektüeli olarak biliniyordu.

Komünistti… Özgürlük sevdalısı, bağımsızlık yanlısıydı. Adil ve eşit bir dünya için yılmadan, boyun eğmeden direnerek mücadele etti. Yayıncılık yaptı, dergi çıkardı, makaleler yazdı… Yapıtlarında yoksulluğu, işsizliği, esareti konu edindi… Yapıtları dünya dillerine çevrildi… Şiirleri bestelendi… Öyküleri filme alındı, romanları tiyatroya uyarlandı. Böylesi üretken ve onurlu bir hayata devlet tahammül etmedi ve O’nu faili belirsiz bir biçimde ortadan kaldırdı, mezarını bile söylemedi kimseye ve trajik ölümü faili meçhul olarak geçti devletin kayıtlarına…

Çileli yaşamı, kıymetli eserleri ve trajik ölümü ile devletin “sakıncalılar” hanesinde kayıtlı olan Sabahattin Ali, uzun zamandır aynı devletin (özür dilemeden) eğitim müfredatında yer alıyor…  Üstad edebiyat ortamında yeniden gündeme alınıyor, tartışılıyor, övülüyor, insan ve edebiyatçı olarak hakkı teslim ediliyor kamuoyuna…

Bugünlerde kitaplarını yayınlayan Yapı Kredi Yayınları, yazar Sevengül Sönmez’in küratörlüğünde üstadın Anadolu’da yaşadığı ve uğradığı şehirlere ve Berlin’deki hayatına odaklanarak “Şehirlere Alışamadı- Sabahattin Ali’nin Şehirleri” adıyla bir sergi açtı. 14 Şubat'ta açılan sergi 27 Nisan tarihine kadar izleyicilerin ziyaretine açık kalacak.

Küratör Sevengül Sönmez, Sabahattin Ali’nin hayatının izlerine dair ortaya çıkan yeni belgelerin yanı sıra Tarih Vakfı’nın arşivi ve Ömer M. Koç’un belgelerini de ekleyerek zengin bir görsel malzemeyle yazarın yaşamını tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Sergide Sabahattin Ali’nin Sivas-Kayseri-Erzincan-Zonguldak gezi notları ve bu gezide çektiği fotoğraflar, Balıkesir Öğretmen Okulu’nda tuttuğu günlük, kült romanı Kürk Mantolu Madonna’nın taslakları, el yazısı şiirleri ve mektupları da yer alıyor.

Sabahattin Ali’nin kendi anlatımıyla kurgulanan sergi de yazarın yakınında yer almış edebiyatçı, şair, sanatçı dostlarının anılarının yanı sıra, yazarın Almanya’dan şair dostu Mustafa Seyit Sutüven’e yazdığı “Mustafa’ya Mektup” şiiri, Nahit Vedat Fıratlı ve Ayşe Sıtkı İlhan’a yazdığı mektuplar gibi çeşitli belge ve notlar dikkat çekiyor…

Sabahattin Ali’nin Şehirleri’ni gezerken üstadın üretimlerine bakarak, kısacık hayatına neler sığdırdığını görünce bu trajik yaşama imreniyor ve bir kez daha hayran kalıyor insan… Ve öfke duyuyor insan, O’nun hayatına kasteden kötücül yüreklere…  Ve bir kez daha, lanet olsun faşist idarenin edebiyat düşmanı aygıt ve aparatlarına… Çünkü Sabahattin Ali, komünist olarak yaşadı, yapıtlarıyla haklı olarak enternasyonal bir edebiyatçı kimliği ile yaşadı, boyun eğmedi, bir idealin peşinden gitti ve bedelini ağır ödedi.

Yaşamı, yapıtları ve anısı bizim için değerlidir… Anısı önünde saygıyla eğliyorum…