Değişik zamanlarda Koalisyon Güçleri, Batılı İttifak vb. gibi farklı isimler alan emperyalist yağmacılardan oluşan "Sırtlanlar Çetesi" yine kendisine bir avlanacak ülke seçti: Venezuela'ya hücum!..

Bu leşçi çete daha önce de "Arap Baharı" diyerek Suriye'yi cehenneme çevirmişlerdi. Suriye'ye demokrasi götüreceklerdi. Olanlar ortada. Suriye'nin yağmalanmış şehirleri, İslamcı teröristlere emanet edilmiş petrol havzaları, dünyanın dört bir yanına savrulmuş bir halk (Suriyeliler) uluslararası Sırtlanlar Çetesi'nin "küresel zaferi" olarak orta yerde duruyor.

***

Yapılanlar yetmiyormuş gibi şimdi (en zengin petrol rezervlerine sahip ülke) Venezuela'yı yemek için dişlerini sivriltiyorlar.

Demokrasinin "merkez üssü" Avrupa ve ABD, Venezuela'da vatandaşların seçtiği Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu değil de Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu tanıdıklarını açıklıyorlar, peş peşe...

Demokrasi şampiyonları Venezuela ordusuna davetiye yolluyorlar: Bi zahmet şu Maduro'yu devirin!

Maduro'nun Latin Amerika'daki durumu pek iç açıcı görünmüyor. Ama Türkiye için tam anlamıyla bir milli birlik ve beraberlik abidesi haline geldiği tartışılmaz.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yakın arkadaş haline geldiği Maduro'ya destek verirken demokrasi için tarihî tespitler yapıyor:

-Seçimle gelen seçimle gider!..

Gitsin... Gitsin... Taa Şam'a Beşar Esat'a varsın. Oradan bir U dönüşü yapsın, Türkiye'ye gelsin, Mardin-Diyarbakır-Batman-Siirt-Şırnak-Van-Ağrı il merkez ve ilçe belediye binalarının ön yüzlerine boydan boya asılsın:

-Seçimle gelen seçimle gider!..

(Kayyım uygulaması istisnadır.)

Maduro'nun Türkiye üzerindeki birleştirici etkileri üzerinden ilerleyelim. Yılların anti-komünisti Devlet Bahçeli de Venezuela'nın "sosyalist" liderine karşı gönülden bir destek verdi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) 26 Ocak 2019 Cumartesi günü Kadıköy'de bir sokak gösteriyle Venezuela Devlet Başkanı'nın yanında olduklarını açıkladı. Venezuela'nın Ankara Büyükelçisi de katıldı. Sosyalist solun bütün partileri ve grupları "doğal olarak" ABD karşısında kim varsa onun yanında dururlar.

Bu defa sağ cenah da anti-emperyalist kanatta konuşlandılar.

***

Böylece şeriatçı sağdan radikal sola kadar bütün siyasi yapılar Nicolas Maduro'nun yanında saf tuttular. Bir başka anlatımla Maduro, Türkiye'yi birleştirdi.

Başka bir ülkede böylesine geniş yelpaze olabilir mi? Bunu ateist sosyologlar açıklasınlar da görelim.

Ama reel durum ortada. Eğer Maduro kendi ülkesinde, seçim kaybedip de siyasete devam etmek istemezse Türkiye'nin bütünlükçü sevgisini dikkate almalıdır. Sloganı da hazır bekliyor:

-Maduro buraya yumruk havaya!