Bir süredir konuşulan İtalyan Unicredit’in Yapı Kredi Bankası’ndaki hisselerini Koç Holding’e devredeceği yönündeki haberler dün itibariyle doğrulandı. 17 yıllık ortaklığın ardından UniCredit, Yapı Kredi’nin yüzde 81.9’una sahip olan Koç Finansal Hizmetler’den çıktı. 

UniCredit ve Koç Topluluğu, Yapı Kredi ve Koç Finansal Hizmetler'deki payların devirleri ile aralarındaki ortaklık sözleşmesinin feshini kapsayan anlaşmaları imzaladı.

İşlemlerin tamamlanmasıyla birlikte Koç Topluluğu ve UniCredit iş ortaklığı sona ererken, Yapı Kredi'deki ortaklık yapısı da yeniden düzenlenecek. UniCredit ve Koç Topluluğu'nun yüzde 50 - yüzde 50 ortak olduğu Koç Finansal Hizmetler'in tüm hisseleri Koç Topluluğu'na geçecek.

Ekonomide geçen yıl yaşanan kur krizinin ardından yokuş aşağı inişin hızlanması, makroekonomik verilerin kötüleşmesi, faiz ve dövizde zorlama politik düzenlemeler, Merkez Bankası, Maliye ve Hazine’de itibar kayıpları, rezerv erimeleri, resesyon, zorlama politikaların bir uzantısı olarak bir türlü erimeyen konut stoklarının kamu bankaları kredileriyle eritilmek istenmesi, bankacılık düzeninde haksız rekabet yaratan uygulamalar derken, Türkiye piyasası yabancı bankalar için cazip olmaktan çıkmaya başladı. 

Türkiye’ye 2000’lerle birlikte giriş yapan ve Türkiye bankacılık sisteminde önemli bir orana ulaşan yabancı bankalar, son yıllarda günü kurtaran ekonomi politikaları ve siyasi müdahalelerle oluşturulmak istenen piyasa mekanizmaları sebebiyle uygun çıkışın yolunu gözlüyor olabilir. 

Yapı Kredi ve Unicredit ortaklığının AKP iktidarları döneminde ekonomi politikalarının ana omurgasını oluşturarak yükselen enerji, inşaat ve altyapı işlerine hatırı sayılır bir desteği oldu diyebiliriz. 

Perşembenin gelişi de aslında çarşambadan belliydi.

Bir süredir Bloomberg ve Reuters, başta kömürlü termik santraller olmak üzere enerji yatırımları olan şirketlerin kredi geri dönüşlerinde sorunlar olduğunu, şirketlerin borç yeniden yapılandırmaya gitmeye başladığını yazdı. 

Bunların arasında Yapı Kredi’nin özelleştirme projelerini finanse ettiği Bereket Enerji’nin öne çıkmasının bankada “rahatsızlık” yarattığı dile getirilmişti.

Borç yeniden yapılandırmalarına "siyasi yönlendirmeler" yapılmak istendiği de yine konuşulanlar arasında yer almıştı.

2018’in üçüncü çeyreğinde Yapı Kredi hisselerinde kur krizinin de etkisiyle 846 milyon euroluk değer kaybı görüldü. Bu kayıpta kömürün finansmanının etkilerinin olduğu belirtiliyor. Bunun ardından banka, zayıf ekonomilerin etkilerine maruz kalmayı azaltmak ve bilançosunu güçlendirmek için “müşterileri, sektörleri ve ülkeleri” yeniden gözden geçirmeye aldı.

Geçen yıl Bloomberg, enerji firmalarının aldığı kredilerin en az 6,1 milyar dolarlık kısmının yeniden yapılandırma içinde olduğunu belirtmişti. Bereket Enerji Grubu’nun 4 milyar dolarlık borcun yeniden yapılandırılması için bankalarla görüştüğünü yazmış, Bereket Enerji Grubu'nun en büyük alacaklısı bankanın Yapı Kredi Bankası olduğu, Vakıfbank ve İş Bankası'nın da aralarında bulunduğu altı bankaya 700 milyon dolar uzun vadeli kredi borcu olduğunu aktarmıştı. 

Bu haberlerle ilgili detaylara "Kömürlü saadet zincirinin en zayıf halkası: Bereket Enerji" başlıklı ve "Termik Santralciler Zorda: Bereket Enerji’den sonra Odaş Enerji" başlıklı yazılarda yer vermiştik.

Fosil yakıtların uluslararası alanda finansmanını takip eden İtalya merkezli RE:COMMON ve CAN Europe için gazeteci Elif İnce tarafından yapılan kapsamlı bir çalışmaya göre, tespit edilebilen projeler dahilinde Yapı Kredi ve Unicredit, Türkiye’de 79 büyük projeyi finanse etti.

Bunun özellikle termik santrallerle ilgili boyutunu “Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kömür karasına çeviren şirketleri finanse edenler: Yapı Kredi ve Garanti Bankası” başlıklı yazıda  detaylandırmıştık. 

O yazıda kömürlü termik santrallerin finansmanı odağında kaldığım için diğer işlerden bahsetmemiştik.

Ancak, kömürlü termik santrallerin baca filtresi takmadan 2.5 yıl daha çalışmasına izin veren yasa maddesinin Meclis’ten geçmesinin ardından mesele yeniden tartışmaya açıldı. 

O açıdan oradaki bilgileri tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. 

Çünkü, Yapı Kredi Bankası, baca filtresiz faaliyetlerine devam eden 16 termik santralin bir kısmının finansmanında özellikle önemli rol oynadı. 

O 16 termik santralin hangileri olduğundan ve nasıl finansman sağladıklarından, “Özelleştirilen dört termik santrali alan Çelikler Holding istedi, ‘kirletme hakkı’na uzatma geldi” başlıklı yazıda geçen hafta bahsetmiştik.

Yapı Kredi ve Unicredit’in kredi verdiği 79 projenin içinde yedi adet termik santral var. Bunların bir kısmı özelleştirmelerden satın alınmış ekonomik ömrünü tamamlamış santraller…

Muğla’daki Limak Enerji ve IC İçtaş Enerji ortaklığının sahip olduğu Yeniköy Termik Santrali ve Kemerköy Termik Santrali, Sivas’taki Konya Şeker Enerji’nin sahip olduğu Kangal Termik Santrali ve Bereket Enerji’nin sahip olduğu Zonguldak’taki Çatalağzı Termik Santrali ile Muğla’daki Yatağan Termik Santrali…

Yapı Kredi, bunların dışında Çanakkale’de Odaş Enerji’nin sahip olduğu Çan II Termik Santrali’nin özelleştirilmesini finanse etti. Ayrıca, Enerjisa’nın sahip olduğu Tufanbeyli Termik Santrali’nin finansmanını üstlenen bankalar arasında yer aldı. 

Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin özelleştirmesinde Yapı Kredi düzenleyici banka olarak yer aldı. Daha önce EÜAŞ’a ait olan Kemerköy ve Yeniköy özelleştirmeleri, Aralık 2014’te altı bankanın konsorsiyumuyla gerçekleşti. Termik santraller, IC İçtaş Enerji ve Limak Enerji tarafından alındı, Konsorsiyum 4,902 milyon dolar borçlandı. Bu, 2014’te küresel seviyede enerji sektöründe gerçekleşen beşinci en büyük şirket birleşmesi olarak kayıtlara geçti.

Daha önce EÜAŞ’a ait olan Muğla Yatağan’daki termik santralin özelleştirmesini Yapı Kredi, Halkbank ile birlikte üstlendi. Bereket Enerji, 2014’te santrale ait tüm varlıkları ve işletme hakkını devletten 1.1 milyar dolara kardeş şirketi Elsan Elektrik üzerinden aldı.

Sivas’taki Kangal Termik Santrali’nin özelleştirmesini Yapı Kredi, Garanti, İş Bankası, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank finanse etti. Önceden EÜAŞ’a ait bu santrali Konya Şeker aldı. Konya Şeker bu özelleştirme için 1,018 milyon dolar borçlandı. 

Aralık 2018’de devreye alınan Çanakkale’deki Çan II Termik Santrali’nin finansmanını Yapı Kredi ve Halk Bank birlikte üstlendi. Odaş Enerji, kardeş şirketi Çan Kömür ve İnşaat üzerinden, 136.77 milyon dolar borçlandı. 

Daha önce EÜAŞ’A ait olan Zonguldak’daki Çatalağzı Termik Santrali 2014’te Yatağan’ı satın alan yine Bereket Enerji tarafından satın alındı. Yapı Kredi tarafından bu özelleştirmeye dair de bilgiler gizlenmiş görünüyor. Özelleştirme anlaşmasının detaylarına ilişkin veri yok.

Sabancı Holding ve EoN ortaklığındaki EnerjiSa yatırımı olan Adana’daki Tufanbeyli Termik Santrali’nin finansmanını üstlenen bankalardan biri Yapı Kredi’nin ortağı Unicredit oldu. 2016’da açılışı Erdoğan tarafından gerçekleştirilen santral, Türkiye’nin New York’ta Paris Anlaşması’nı imzaladıktan bir gün sonra devreye alındı. Termik santral için EnerjiSa’nın yarısını satın alan Avusturyalı Verbund ve Sabancı Holding, toplamda 1,209.90 milyon dolar borçlandı. 

Yapı Kredi, yedi kömürlü termik santral dışında dört doğal gaz santralini, bir doğal gaz dağıtım şirketini, 11 elektrik dağıtım şirketini, bir rafineriyi, 18 HES projesini, yedi RES projesini, iki jeotermal projesini, iki altın, bir nikel madenini de finanse etti.

Enerji projeleri dışında biri Galataport olmak üzere beş limanın, biri Üçüncü Köprü diğeri Çanakkale Köprüsü olmak üzere iki köprünün, iki otoyolun, Avrasya Tüneli’nin, beş havalimanının, beş şehir hastanesinin ve Bomonti Bira Fabrikası’nın dönüşüm projesini finanse etti. 

Unicredit’in Türkiye’de kömüre en büyük fon sağlayıcı yabancı özel banka olması kimse için sır değil. 

Geçtiğimiz ekim ayında İtalyan L’Espresso gazetesinde konuyla ilgili “Erdoğan’ın sevdiği kirli enerji için İtalyan parası” başlıklı detaylı bir haber yayınlandı. Bankanın özellikle Muğla ve bölgesindeki termik santralleri fonlayarak orada yaratılan çevresel ve sosyal felakette nasıl bir rol oynadığı anlatıldı. 

Makalenin İngilizce versiyonuna buradan bakılabilir. 

Haklı olarak, “banka bu haliyle kredi verecek” diyebilirsiniz, ancak Paris İklim Anlaşması’nda mutabık kalınan fosil yakıtlardan çıkış stratejisi, azaltım ve uyum politikaları ile iklim kriziyle birlikte giderek bir kara deliğe dönüşen fosil yakıt projelerinin finansmanı meselesi dünyanın bu kadar odağındayken bunları kulak arkası etmek kabul edilemez. 

Bazı bankalar, fosil yakıtlara dayanan kirli enerji projelerini bundan böyle finanse etmeyecekleri yönünde taahhütlerde bulunuyor. Unicredit’e Türkiye’nin en kirli termik santrallerine kredi sağladıktan sonra dank etmiş olacak ki, Türkiye’den çıkış planının açıklandığı günlerde 2023 itibariyle kömür finansmanından da çekileceğini açıkladı. 

Fosil yakıtların finansmanını izleyen Banktrack tarafından yapılan açıklamaya göre, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığından beri UniCredit, Türkiye, Brezilya, Almanya ve Finlandiya dahil olmak üzere yeni kömür santralları inşa etmeyi planlayan şirketlere 4 milyar doların üzerinde para sağladı.

Türkiye’nin doğasını, havasını, suyunu, toprağını, geleceğini iktidar, sermaye, yerli/yabancı finansör el birliğiyle nasıl karartıyor, nasıl bir ülkenin geleceği tehlikeye atılıyor, ülke nasıl yaşanmaz hale getiriyor, işte bu rakamlar onun hikayesini anlatıyor…