Bilim insanları, COVID-19'a karşı bir dizi önlem geliştiriyor. Hastalığın bulaşmaması için karantinadan sokağa çıkma yasağına, maske takmaktan fiziki mesafeye kadar çeşitli tedbirler uygulanıyor. 

Pandemiye karşı bu uygulamalara ilk önce ABD'nin orta-batısındaki eyaletlerde, aşırı-sağcılar, Trump yanlıları, Coronavirus'un var olmadığına ya da insanlar tarafından üretildiğine inanan komplo teorisi yanlıları muhalefet etti. Onlar kısıtlamalara, sokaklara dökülerek, silahlı gösteriler yaparak karşı çıktı. Beyazların üstün olduğunu sanan bu kesim, ABD Anayasasına dayanarak, kısıtlamaların bireysel özgürlüklere aykırı olduğunu iddia etti. Yaklaşık 3-4 ay önce muhafazakâr eyaletlerde gerçekleştirilen bu protestolar kısa bir sürede sonuç verdi ve bu bölgelerde COVID-19 kaygı verici bir şekilde yaygınlaştı, vaka ve ölüm sayıları rekor düzeye ulaştı. 

Daha yakın bir geçmişte, 1 Ağustos günü Almanya’nın başkenti Berlin'de binlerce kişi, benzeri gerekçelerle hükümetin COVID-19'a karşı aldığı önlemleri protesto etti. Burada da aşırı-sağcıların başını çektiği hareket, karantina, maske, fiziki mesafeye karşı çıkıyor. 

Fransa'da da son zamanlardaki tartışmalarda, maske zorunluluğu, zorunluluğu hangi makamın (Bakanlık mı Belediyeler mi?) kararlaştırıp uygulayacağı, takmayanlara kesilen cezaların yasallığı gündeme geldi.

Geri kalır mı hiç, güzide ama yalnız ve hasta memleket? 

Ayasofya gösterisi ile Kurban Bayramı tatil kalabalıkları henüz virüs istatistiklerinde görünmüyor. 

Yeni Akit gazetesinin bir yazarı, ki dikkat çekmek için zaman zaman acayip akrobasiler yapıyor, maske ve fiziki mesafeye muhalefet ediyor

Öğrenci velilerine de akıl vermiş, onlar da çocuklarını maske ve sosyal mesafe hatta aşıdan koruması için dilekçe örneği yayınlamış. Aynen şöyle diyor: 

"Okulda veya sınıfta herhangi bir sebeple ve herhangi bir surette çocuğuma aşı, sosyal mesafe, maske takma gibi zorunlulukların uygulanmasını istemiyorum ve buna rızam yoktur. Rızam olmadığı halde böyle bir uygulamaya geçilmesi halinde ise gerek cezai, gerek hukuki yollara başvuracağımı bildirmek isterim."

Yeni Akit yazarı, ilginçtir bu talebini gerekçelendirirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, TC Anayasa'sına ve Medeni Kanuna dayanıyor. Bu referanslar garip, bu kesimin sık başvurduğu metinler değil söz konusu kanunlar. 

Dilekçede geçen bir vatandaşın başvurabileceği ''cezai yollar'' ibaresi, şiddet tehdidi mi, Türkçe kıtlığı mı?

Aslında yazarın zihniyeti, ABD'nin orta-batısındaki sağcı, Trump yanlısı kişilerle Berlin'deki gösteriye katılan Nazi nostaljiklerininkiyle aynı. Onların her birinin kendilerine göre gerekçeleri var. O tür Amerikalılar, ''Bireysel özgürlük'' düşkünü sanıyorlar kendilerini, Berlin'deki Hitler yanlıları ise aynı temelsiz ''özgürlük'' idealinin yanı sıra pandeminin olmadığına inanmış insanlar. 

İnsan çocuğunu hastalıktan korumak istemez mi? Hoş, bu arada, dilekçe sahibinin çocuğu 27 yaşındaymış. 

Bizim yazar, büyük bir ihtimalle dar kafalı koyu dindar olarak COVID-19'un gökten gelen bir mesaj olduğuna inanıyorsa, buna karşı çıkmanın günah olduğunu düşünebilir. Ne var ki inanç, bireysel ve soyut bir mecra iken, bilimin, tıbbın, kamu sağlığının alanında egemenlik kurmaya kalktığında böyle saçma sapan dilekçeler gelir gündeme.

Maske ve fiziki mesafe kuralına muhalefet etmek için dilekçe filan hazırlamakla uğraşmayın. Vakit kaybı. Üstelik amacınıza ulaşacağınızın kesin garantisi de yok. Bir COVİD-19 hastanesine gidin, acildeki hastalardan birine sarılıp kucaklayın, her tarafından uzun uzun öpün hastayı, sağlam olsun diye hastanın kullandığı çatal ve kaşıktan bir-iki lokma bir şeyler yiyin (Tercihen kendi helvanızı), çok daha kısa sürede hedefinize ulaşacaksınız.