Görsel: Maria Ressa/Filipinler - Dmitry Muratov/Rusya 


İsveç Akademisi’nden sonra, bu kez de Norveç’deki Nobel Barış Ödülü komitesi iyi bir seçim yaparak ödülü, 1935 yılında Carl von Ossietzky’den bu yana ilk kez bir değil, iki gazeteciye veriyor. Filipinli gazeteci Maria Ressa ve Rus gazeteci Dmitry Muratov.

60’lı yıllarda Türkiye’de “Filipin Demokrasisi Olmayacak!” diye slogan atılırdı. İsveç’te sürgünde yaşayan araştırmacı Ahmet Arif Mücek, “Filipin Demokrasisinde Barış Süreci” diye çok değerli bir araştırma yaptı. Yakında çıkacak. Filipin demokrasisi diye dalga geçiyorduk ama, bak adamlar daha başarılı oldu bu süreçte. Eh, biraz da Başkanlar arası temas ve empati!

Ne güzel, Filipinlerde de, Rusya’da da susmayı kabul etmeyen özgür, muhalif basın geleneği var. Bizde olduğu gibi.

Ama biz katlıyoruz hapisteki gazeteciler sayısında, Filipinleri. Ben bu yılki ödülü hapisteki gazetecilerimize verilmiş sayıyorum. Çoğu Kürt!

Yine “Başkan”lı bir ülke ikinci ödülü alan. Rus gazetecinin adı da aşina bize. Muratov, yani Murat’ın oğlu. Selam olsun ona.

1935 yılında Nobel Barış Ödülü Komitesi ödülü pasifist, yani barış yanlısı Alman gazeteci Carl von Ossietzky’ e verdi.

Carl Von Ossietzky’nin toplama kampı  kimliğindeki fotoğraf . Dergisi die Weltbühne'nin (Dünya Sahnesi)  yazarlarından gazeteci Kurt Tucholsky 1939 Aralığında sürgünde olduğu İsveç’te intihar edecekti.

Ona ödül verilmesi aslında bir öngörü idi. Ossietzky’nin Nazilerin hedefi haline gelmesinin nedeni, gizli Alman yeniden silahlanmasına ilişkin olguları deşifre etmesiydi. Ve Nazi ordusu 1940 yılında hiç beklenmedik bir anda Norveç’i işgal ediverdi.

Hani Can Dündar’ın Suriye’ye gönderilen silahlara ilişkin TIR kamyonları haberi gibi. İnsani yardım yazılıydı resmi belgelerde. Ama ne insani yardım!

ABD’nin Afganistan’daki “özgürlük savaşçılarına” yardım göndermesi gibi, bizimkiler de Suriye’deki “özgürlük savaşçılarına” yardım gönderiyordu. N’olacak canım!

Kamuoyu yoklamalarında düşüş hızlanınca yine bayatlayan senaryoya müracaat…

Neymiş, “Güneyden gelen saldırılar sabrı taşırmış, bindirecek” miş Reis.

Hani kurt suyun başında, aşağıda su içen kuzuya bağırıyor: “Suyumu kirletiyorsun!”

Cevap: “Nasıl kirleteyim, sen yukardasın!”

“İster aşağıda ol, ister yukarıda, ben seni yiyeceğim”!

Afrin yetmedi, niyet Rojava/Kamışlıya” bindirmek, işbirlikçi cihatistlerle birlikte.

Bir insanlık suçu daha işlenecek. Sesini çıkarmayan dünyanın da bir ayıbı daha olacak.

***

1998 Dünya Yayıncılar Birliği Ödülünü Ayşe Nur Zarakolu adına oğlu Sinan Zarakolu aldı.

Birinci Dünya savaşını sonlandıran Versailles Barış Anlaşması, Alman ordusuna sınırlandırma getirmişti.

Müthiş bir haber patlatmıştı Ossietzky, yayın yönetmeni olduğu, ünlü Die Weltbühne dergisinde. Küçük ama müthiş bir dergiydi. Almanya’da tıpkı basım kolleksiyonu da basıldı yeniden. Weimar Almanyası’nı hiisediyorsunuz bu kolleksiyonu kariştırırken.

Ossietzky’nin bu haberi Alman hava kuvvetlerinin Sovyetler Birliği’nde gizlice pilot eğittiğine ilişkindi. Vatana ihanet ve casuslukla suçlandı Ossietzky ve Alman adaleti onu 1931 yılında 18 ay hapse mahkum etti. Ancak 1932 aralığında çıkan afla serbest kaldı.

Ve ne öngörüsüzlük! Kendi topraklarında eğitilen pilotlar bombalayacaktı acımasızca Sovyet topraklarını.

Herkes Hitler’i, Nazi partisini bilir de, Rosa Luxemburg ve Kal Liebknech’in çok erken deşifre ettiği Alman militarizminin rolü gölgede kalır.

Hitler’i başbakan atayan General Hindenburg’du, genel kurmay başkanının onayı ile. Ve iktidara geçer geçmez SS’ler kapıda infaz edecekti eski genel kurmay başkanını. Bu komplonun içinde yer alan merkez sağ partinin lideri von Papen ise, evde olmadığı için yırtacaktı. Hemen biat edecekti alel acele.

Hitler de onu Ankara’ya yollayacaktı elçi olarak! Von Papen, Nazi liderlerini Nurenberg’de yargılayan Müttefikler Mahkemesi’nde de 5 yıl hapisle yırtacaktı.

Ossietzky, Naziler iktidarı ele geçirdikten sonra da Alman militarizmini eleştirmeye devam edecek ve şaibeli Reichstag yangınından sonra tutuklanıp, Esterwegen toplama kampına konulacaktı. Yığınsal tutuklamalar başlamıştı. Nobel ödülünü almak üzere Oslo’ya gitmesini izin verilmedi elbette Ossietzky’nin. Az işkence ve kötü muamele ile karşılaşmadı ve 1938’de veremden öldü bir Berlin hastanesinde.

Mahkumiyet kararı 1992 yılında Alman Yargıtayı tarafından iptal olunacaktı. Hayli geç! Ama olsun!

Norveç PEN’i Ossietzky Ödülü veriyor uzun yıllardır. Ayşe Nur Zarakolu 1996 yılında aday gösterilmişti bu ödüle. 1993 yılında verilen ilk ödül ise Aziz Nesin’eydi. Sebep elbette Sivas kıyımı!

12 Eylül darbesinden sonra uzun yıllar Cem-May Kitapçılık Dağıtımı Ayşe Nur Zarakolu Aziz Nesin ile birlikte omuzlamıştı.

Bu duyarlılık anlaşılır. Çünkü Salman Rüşti’nin Humeyni tarafından lanetlenen kitabını Norveç’de yayınlayan yayıncı William Nygard bir suikast sonrası ölümden dönmüştü .

1998 yılında Ayşe Nur Zarakolu, İnsan Hakları Beyannamesi’nin 50. yılı vesilesiyle Uluslararası Yayıncılar Birliği tarafından kendine verilen İfade Özgürlüğü Ödülü’nü alacaktı Frankfurt Kitap Fuarı’nda. Kendi katılamasa da törene. Fuarın da 50. yılıydı.

Törende sunuş konuşmasını William Nygard yapacaktı. Nygard şimdi Uluslararası PEN yönetiminde. Başkan ise Burhan Sönmez. TYB Başkanı Kenan Kocatürk ise IPA, yani Uluslararası Yayıncılar Birliği yönetiminde.

 

Türkiye’de bütün baskı dönemlerinde iyi sınav veren, güçlü olan yazma , okuma ve yayınlama özgürlüğü kavgası geleneğinin farkında olunduğunun bir yansıması bence.

İlk  Ossiotsky ödülünü alan Aziz Nesin sevgili çocukları ile…