12 Eylül cuntasına karşı kurulan Bir-Kom / Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi aslında kaçırılmış bir fırsattı. Latin Amerika da bu tür birliktelikler, cunta yönetimlerinden sonra solun yeniden yükselmesi için bir zemin oluşturdu.

Türkiye’de ise tam tersine 12 Eylül rejimi kendisine süreklilik kazandıracak bir yapılanma kuracak fırsata sahip oldu.

Latin Amerika deneyiminde kendine en uzun sürecek olan yapılanmayı sağlayan Şili deneyimi oldu. Ama orada bile zincir kırılabildi. Allende’nin siyasi çizgisi başa geçmeyi başardığı gibi, bu miras son seçim örneğinde olduğu gibi, yeni kuşaklara da aktarıldı.

Bir-Kom / Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi içinde yer alan kimi sol hareketlerin dağılmadan sonra da Kürt özgürlük arayışı ile dostluğu bugüne kadar devam etti. Ancak demokrasiye geçiş mücadelesinin de yükü de Kürtlerin omuzuna kaldı.

Bu dağılmanın nedenlerinden biri de sivil toplumculuğun yükselişiydi. Sivil toplumculuğun yükselişi ise, maalesef Siyasal İslamın iktidara yürüyüşünün önünü açtı.

Bir-Kom’un kurucu önemli öğelerinden biri olan DY’nin dağılması ile Bir-Kom’un sonlanması da iç içe geçti bir yerde, sivil toplumculuk ortalığı kaplayıverdi.

11. Tez dergisi, tam Bir-Kom’un dağılmasından sonra Sivil Toplumculuğun yükselişine karşı akademik ağırlıklı bir müdahale amacıyla çıkmaya başladı.

Zaten dizinin 1985 yılında çıkan ikinci kitabının başlığı da, “ Sağda ve Solda Liberalizm” idi.

Karl Marx’ın “Die Philosophen haben die Welt nur verschieden interpretiert; es kommt aber darauf an, sie zu verändern /Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir” mottosu dergiye adını vermişti.

11. Tez Kollektifi için yer alan ya da yazılarına yer verilen isimler, hatırladığım kadarıyla, Gülnür-Acar Savran, A. Adnan Akçay, Tanju Akad, Ahmet Akgündüz, Osman Akınhay, Bahattin Akşit, Feride Altan, Hacer Ansal, Fahri Aral, Ergun Aydınoğlu, Cengiz Arın, Tülay Arın, Zülküf Aydın, Yusuf Barman, Nefise Bazoğlu, Canan Bıçakçı, Korkut Boratav, Yücel Çağlar, Necip Çakır, Yıldız Ecevit, Adnan Ekşigil, Atilla Eralp, Korkut Ertürk, Ömer Erzeren, Süreyya Faruki, Arif Geniş, Haldun Gülalp, Gençay Gürsoy, Şehmuz Güzel, Lale Yalçın-Heckman, Can Ilgın, Alpaslan Işıklı, Ali Osman İnce, Asım Karaömüroğlu, Yıldırım Koç, Levent Köker, Ertuğrul Kürkçü, Kuvvet Lordoğlu, Saruhan Oluç, Hilal Onur, Oğuz Oyan, Sedef Öztürk, Şevket Pamuk, Faruk Pekin, Zeynep Pınar, Ömer Sakalsız, Nail Satlıgan, Sungur Savran, Bülent Somay, Mustafa Sönmez, Doğan Şahiner, Serdar Şahinkaya, Bülent Tanör, Gülay Toksöz, Ertuğrul Ahmet Tonak, Saffet Murat Tura, Ergun Türkcan, Murat Usman, İşaya Üşür, Serpil (Sancar) Üşür, Galip Yalman, Ragıp Zaralı…

12 Eylül cuntası, yeni sürekli yayın çıkmasına izin vermiyordu ve bu yasak sözde sivil yönetime geçilmesinden sonra da devam etti. Bu nedenle, 11. Tez dergi değil, dizi adıyla çıktı, her dizinin bir kitap gibi adı vardı.

Kurumsal olarak da, 12 Eylül ve sonrası rejimin tanıdığı tek özgürlük, “şirket kurma özgürlüğü” kullanılmıştı. 11 Tez Kollektifinin mensupları bir araya gelip Uluslararası Yayıncılık Ticaret Limited Şirketini kurup onun ortakları oldular.

Kimse bizi “örgüt” kurmak, “örgüt dergisi” çıkarmakla suçlayamazdı.

1985’de çıkan ilk kitabın başlığı “Bunalım, Azgelişmişlik ve Devlet”ti.

1987’de çıkan 6. Kitabın başlığı, “Demokrasi, Devlet ve Sınıflar”dı.

Birgün Emniyet’in Basın Şubesinden bir memur geldi yayınevine. “Artık kitap dizisi adı altında dergi yayınlamanıza gerek yok, bir beyanname ile başvurabilirsiniz. Hükümet yeni süreli yayınlara izin veren bir kararname yayınladı ” demez mi? Bunun üzerine 11 Tez’in sahibi olarak beni, sorumlu yazı işleri müdürü olarak Nail Satlıgan’ı gösteren bir beyanname verdik.

Aynı dönemde ben de, ayrıca Türkiye Sorunları ve Dünya Sorunları Dizisini yayınlamaya başladım. İki dergi de Alan Yayıncılık bünyesinde çıkıyordu. Alan Yayıncılık sonlanınca bunlar da sonlanmış oldu. Kitap stoğu kurulan Yeni Alan yayıncılığa devroldu.

Dünya Sorunlarının son sayısı 500 sayfayı bulmuştu ve Sovyetler Birliği ve Halk Demokrasilerinin çöküşünü konu alıyordu. Arnavuluk rejimi de derlemenin baskıda olduğu sırada çöktü. Dermede Kuzey Kore rejimine de yer vermiştim. Ama orası maşallah hala ayakta.

Dünya Sorunlarını Belge bünyesinde devam ettirmek istedim ve Latin Amerika’da askeri rejimlerin sonlanmasını ve demokrasiye geçişi konu eden bir derleme hazırladım. Bizim sol kesime perpektif açar umudundaydım. Brezilya’da Lula ve İşçi Partisi deneyimine, düzenledikleri Sao Paulo Forumu toplantılarına yer vermiştim.

İzmir’e bir konferansa Ankara gemisi ile gitmek istedim, derlemeyi de yanıma alarak. Gemi yanmaz mı, çantam bilgisayarımla birlikte kamarada kalmıştı ve almak için aşağı inmem mümkün değildi. Pes ettim.

İyi ki 11 Tez vardı! İyi ki Belge Yayınları vardı! Alan yayınlarında başlattığımız İsmail Beşikçi kitaplarına Belge’de devam ettik. Zaten kırılma noktalarından bir de bu olmuştu.

Alan Yayıncılık artık boş bir şirketti. Muhasebecimiz sevgili Nazik, aynı zamanda Beşikçi’nin savunmalarını yayınlayan MELSA Yayınlarının muhasebecisi idi. MELSA kişi şirketi idi. Bu boş Alan şirketini MELSA devralıp şirketleşti. Tarihin ironisi ne denir!?

Belge ise Uluslararası yayıncılığı ekledi ünvanına.

Tarih terk edilen boş alanı bir biçimde doldurur.

1989 Sonrası Dünya Düzeni” başlıklı yazımı, “Demokrat!” dergisi şef editörü beğenmeyince, 11. Tez kollektifi bu yazıya “11. Tez” de yer verecekti.

11.Tez’in “Küresellik ve Ulusallık” başlığı ile son sayısı 1992 Ocağında çıktı ve Maxime Rodinson’un yazdığı ana makalenin başlığı ise, “Kürtler ve Kürdistan” dı. Hani “İslam ve Kapitalizm” ve “Hz. Muhammed” kitaplarının yazarı Fransız marksisti.

1992 yılında Özgür Gündem gazetesi çıkmaya başladı, tam Ankara gemisinin yandığı günlerde.

Demokrat ğazetesinin yazı işleri müdürü, Özgür Gündem’in editörüydü şimdi. “Köşe yazar mısın?” diye sordu. Demokrat’tan sıyırmıştı ama, ÖG’den hapis yatacaktı

Tamam” dedim.

Tarihin yeni bir sayfası açılmıştı.