Çoklu Baro Sistemine ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine TBMM Genel Kurulu’nda başlandı. Genel Kurul’da teklifin görüşme usulüne ilişkin olarak alınan kararlar, Genel Kurul görüşmelerinin Adalet Komisyonundaki gibi gayri meşru olacağını şimdiden gösteriyor.

Baştan sona usulsüzlüklerle dolu bu görüşme sürecinde neler yaşandı?

Çoklu Baro Sistemine ilişkin kanun teklifi, Pazartesi AKP Grup Başkanvekilleri tarafından Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Apar topar siyasi parti gruplarına çağrı yapılıp, teklif gruplara iletiliyor.

Ama nasıl iletiliyor?

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in anlattığına göre, AKP ve MHP milletvekillerinin imzalarını taşıyan bu teklif Siyasi Parti Grup odalarının kapalı kapılarının altından atılıp, bırakılıyor. Kapının altından atıldıktan sonra da süre işletiliyor ve 48 saat sonrası için Adalet Komisyonu toplantıya çağırılıyor. Adalet Komisyonu görüşmeleri boyunca, bu usule aykırılık çokça dile getirildi ama teklif görüşmeleri nasıl olduysa yapıldı.

Komisyon görüşmelerinde teamül gereği, bir teklif görüşülürken, taraflar da burada olur. Ama pandemi gerekçe gösterilerek, Meclis’e kadar gelen Baro Başkanları Meclis kapısından içeri bile alınmadı.

Meclis abluka altına alındı.

Meclis’te olan biteni izlemek isteyen gazeteciler de sosyal mesafe cezası kesilerek, oradan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Israrla olup biteni izlemek isteyen bir gazeteci olarak ben gözaltına alındım, muhalefet milletvekilleri de polis tarafından tartaklandı. Bu manzara bile Komisyon görüşmelerinin ne kadar gayri meşru olduğunu ortaya koyuyor.

Milletvekillerinin dile getirdiği gibi Anayasa’ya aykırı olarak, bu manzaranın ortaya koyduğu gibi gayri meşru bir halde Barolara ilişkin teklif Adalet Komisyonundan geçirilmiş oldu.

Dün akşam itibariyle de teklifin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerine başlandı. Meclis Genel Kurulunda milletvekilleri ilk iş olarak Anayasa’ya aykırılık önergesi verdiler.

AKP bu usul tartışmaları açısından dolaylı olarak topu Anayasa Mahkemesi’ne atıyor. CHP’ye, “Anayasa Mahkemesi’ne git” diyor.

Yanıt CHP’li Zeynel Emre’den geliyor:

“Bu Meclis kimsenin babasının malı değildir. Topu Anayasa Mahkemesi’ne atamazsınız. Teklif Anayasa’ya aykırıdır, burada görüşülemez.”

Bu kadar açık ve net itiraza karşın, TBMM Başkanvekili Adalet Komisyonun Anayasa’ya aykırılık iddialarını reddettiğinden bahisle görüşmelerin başlamasını istiyor.

Gerekçe bu kadar, böyle ciddi bir iddiaya yönelik verilen yanıt bu kadar!

Bununla da sınırlı değil,

Genel Kurul’da teklif görüşmelerine ilişkin olarak bir dizi önlem de alındı. Hemen onu da söyleyelim. Barolarla ilgili teklif için muhalefet milletvekillerinin sesi resmen kısılıyor. Mesela iktidarın teklifi üzerine Barolarla ilgili her teklif için sadece iki milletvekilinin söz alabilmesi gibi kararlar alındı, önerge hakları kısıtlandı.

İşte Barolara ilişkin görüşme böyle karartmalarla başlıyor.

YİNE BAŞÖRTÜSÜ SOSU

İçeride bunlar olurken, kamuoyuna verilen mesajlar da dikkatleri çekiyor.

Teklifin Genel Kurul görüşmeleri başlamadan önce AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan Meclis bahçesinde bir basın toplantısı düzenledi. Tüm haber kanallarının canlı verdiği basın toplantısında Turan, söz konusu teklif içinde “başörtülü avukatlara özgürlük” getiren bir düzenleme olduğundan bahisle, kamuoyundan destek istiyordu.

Baro Başkanlarını başörtülü avukatlara ruhsat vermemekle suçlayıp, başörtülü avukatların kılık kıyafet serbestisini yasayla garanti altına aldıklarını söylüyordu.

Ne Komisyonda ne de Genel Kurul’da hiç gündeme gelmeyen bu konunun, sürekli olarak kamuoyunun dikkatine sunulması AKP’nin yasa yapma tarzında 18 yıldır hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. Evet, AKP 18 yıldır hep aynı şeyleri söylüyor, yeni söylemler üretemiyor.

Eski söylem de bugünkü kamuoyunun hafızasına seslenmiyor!

AKP’yi iktidara taşıyan 2002 yılındaki seçmen kitlesi doğal seleksiyonla ister istemez eridi. 24 Haziran 2018 seçimlerinde, 3 Kasım 2002 ile karşılaştırıldığında 16 milyon yeni seçmen vardı. 2023 seçimlerinde 7 milyon yeni seçmenin oy kullanacağı konuşuluyor. Basit bir hesapla, 2002 seçimlerinde oy kullanan seçmenin sadece yüzde 40’ı 2023’de yeniden oy kullanabilecek.

Yani AKP’nin kemik seçmen tabanı eriyor. Başörtüsü ve buna yönelik söylemlerin de toplumda karşılığı olmuyor.

Toplumsal hafıza başörtüsü nedeniyle kendilerine ruhsat verilmeyen kadın avukat adaylarını değil, geçen sene duruşma salonunda etek boyu ölçülen kadın avukatı belleğinde taşıyor.

Dolayısıyla AKP, kılık kıyafet üzerinden Baro Başkanlarının değiştirilmesi gerektiğini söyleyince, aklımıza başörtülü kadınlara yapılan hak ihlalleri değil, başörtüsüne sığınarak yapılmaya çalışılanlar geliyor.

20 yıl önce Baro Başkanlarının başörtülü avukatlara ruhsat vermediğini hatırlatmaya çalışarak zoraki bir bağlantı kurmaya çalışan iktidarınız, 29 Mayıs’ta İstanbul Anadolu Adliyesi 2. İş Mahkemesi’ndeki duruşmada kadın avukatın etek boyunu ölçen Hâkim Mehmet Yoylu’ya ne yaptı?

Şu an görevde olan hiçbir Baro Başkanı, başörtülü bir avukatı kapısından dahi göndermemişken; başörtülü kadın avukat stajyerlerin her türlü başvuruları Barolarda işlem görürken; etek boyu ölçen Hâkim Mehmet Yoylu neden hâlâ görevde?

Amaç çok açık ki, kılık kıyafet özgürlüğünü korumak değil, başörtüsünü suistimal ederek teklife gelen eleştirileri karartmak.