"İyi ki geldiniz..." 

Van'dan Diyarbakır'a uzanan 320 kilometrelik yolda en fazla duyduğum sözdü bu... 

HDP'nin 15 Haziran sabahı Hakkari'den başlayan Darbeye Karşı Demokrasi yürüyüşünün üçüncü gününü geride bıraktık.

Bugün dördüncü güne Diyarbakır'da giriyoruz. 

Yürüyüşün üçüncü günü, Van'dan Diyarbakır'a uzanan 370 kilometrelik bir güzergâhta geçti. 

HDP Heyeti sabah 10:00 sularında Van'da partililerle selamlaşarak yola çıktı. Van çıkışına varır varmaz, ilk güvenlik noktasıyla karşı karşıya kaldık. Hem havanın güzel olması hem de hafta içi olması nedeniyle trafik de yoğundu. Güvenlik noktasında HDP konvoyu durdurulunca, trafikte de gözle görülür bir aksama yaşandı. Güvenlik noktasının önünde HDP konvoyu, ardında ise araba ve yük kamyonları sıralandı. Polis tepkiler üzerine, konvoy dışındaki araçların geçişine izin verdi. 

Güvenlik noktasındaki arama o kadar uzun sürdü ki milletvekilleri de arabalarından çıkıp, etrafta beklemek zorunda kaldı. Van'da otoban kenarındaki dağlarda biten bovijanları toplamaya çıktılar. Polisin izin vermesiyle birlikte, konvoy arkasından ayrılıp güvenlik noktasına doğru hareket eden araçlar ve yük kamyonları konvoya doğru geldikçe, hızları düştü, aceleciliği bir kenara bıraktılar. Vekiller, ellerinde biriken bovijanları şoförlere sunarken, onlar da kornalarla karşılık verdiler. Bekleyiş o kadar uzun sürdü ki bir yerden sonra vekiller türküler söyleyip halay çekmeye başladı. Sosyal mesafe önemli tabi, halay sırasında sosyal mesafeyi korumak için HDP flamaları bir ucundan bir ucuna tutuluyordu. 

Van'dan çıkışımız işte böyle gerçekleşti... 

Van'ın ardından ilk durak, Bitlis'in Tatvan ilçesi oldu. İlçeye girer girmez, HDP konvoyu bir yandan kornolar çalıp, diğer yandan camdan flamaları sallayarak, halkı selamlıyordu. Kaldırımlarda biriken insanlar, konvoya el sallarken ilçedeki yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekiyordu. Çok kısa bir süre sonra HDP Tatvan İlçe Başkanlığı binası önüne geldik. HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir'in, HDP Tatvan İlçe Başkanlarını selamlamasının hemen ardından yeniden konvoylara binilmesi kararlaştırıldı. 

Bu sırada kaldırımda bekleyen ve el sallayarak milletvekillerine selam veren seçmenler de kaldırımlarda birikmişti. DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz arabasına doğru giderken, kaldırımdaki seçmenleri fark etti ve onlara doğru yürümeye başladı. Hemen arkasında da HDP Milletvekili Feleknas Uca. Aydeniz, kendisine el sallayan kadınlara varmak üzereydi ki aradaki bir iki adımı polisler ellerinde kalkanlarla kapadılar. Kısa süren bir gerginliğin ardından, HDP konvoyu yoluna devam etti. 

Feleknas Uca, bu küçük ilçede alınan olağanüstü güvenlik önlemlerini, "iktidarın korkusu" olarak yorumluyor. Uca, "Her attığımız adımda, her gittiğimiz yerde olağanüstü bir engelleme ile karşı karşıyayız. Buradaki tek amaç HDP'nin halkla temasını engellemek, ama engelleyemezler" diyor. 

Biz yolumuza devam ettik ama arkadan gelen haberler hiç de iyi değildi. Yol boyunca tek mola verildi. HDP'nin bu üç günlük yürüyüşü boyunca, artık alışageldiğimiz yemek mönüsü bisküvi ve çay molasındaydık. Ancak daha arabaları park eder etmez, arkamızdan Tatvan'dan yola çıkmış iki kişi geldi. Onların verdiği bilgiye göre heyet Tatvan'dan ayrılır ayrılmaz, HDP İl Başkanı polisler tarafından darp edilmiş, bir kişi de gözaltına alınmıştı. 

Tatvan'dan sonra istikamet, Bitlis merkez oldu. Ama Bitlis'e varmadan, bir güvenlik noktasına daha takıldık. Yine milletvekili araçları dışındaki araçların geçişine yasaklar, yoğun aramalar, listelemeler, plaka kayıtları... 

Konvoyun Bitlis merkeze daha rahat girdiğini söyleyebilirim. Bitlis İl Başkanlığı önünde Bitlis İl Eş Başkanları bekliyordu. Vardığımızda kalabalık seçmen grubunun en önünde yerel parti yöneticileri vardı. DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDK Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve HDP milletvekilleri, Bitlis'teki partililere kucaklarında getirdikleri kırmızı gülleri verdi. 

Bu güller çok anlamlıdır... 

Hakkari'den yola çıkıp, Bitlis'e kadar vardığımız yüzlerce kilometre yolun, bu yol boyunca merkez medyada yapılan HDP provokasyonu iddialarının, iktidar kanadından yükselen ötekileştirici propagandanın, yollar boyunca dizilen barikatların hepsinin engel olduğu tam olarak bu gibiydi. 

Kucak dolusu güllerin, elden ele geçmesi... 

Bitlis'ten rahat çıktı konvoy. Bir sonraki durak ise Batman'a bağlı Kozluk ilçesi. Kozluk'ta bu kez kucaktan kucağa taşınan bir demet bahar çiçeği. 

Batman'a varmak üzere Batman Silvan kavşağında yeniden durduruldu HDP konvoyu. Bu kez en büyük sorun basın. Polis basın aracını konvoyun en sonuna bırakmak istiyor. Bizim aracımız tam güvenlik noktasının kilit alanında durmuş. Milletvekillerinin hayli büyük bir ısrarı var, basın aracı en arkaya bırakılmasın diye. Biz kaygılıyız zira. Konvoy gider de yetişemeyiz, konvoy geçer de istikametimiz değiştirilir diye. Tüm tartışma basın aracına kilitlenmiş durumda. Konvoy, basın aracı geçmeden yoluna gitmeme konusunda kararlı. Tüm bu kararlılığı da Cüneyt Özdemir isimli kişinin, youtube kanalında HDP'lileri yayına çıkaramadığını, bir nevi HDP'lilerin basından kaçtığını, tüm bu manzara karşısında da "kendisini keriz gibi hissettiğini" anlattığı bir videonun gölgesinde gösteriyorlar. Israrlar sonuç veriyor, basın aracı konvoyun en önüne geçiyor. Her aşamada kavga olduğundan, konvoy bir köylünün otoban kenarına açtığı Batman'ın ünlü olgun kırmızı çileklerinin doldurduğu tezgâhının başında buluşuyor. 

Batman'a giriş işte böyle sancılı, kavgalı geçiyor. Ama bitmiyor, Batman girişine doğru otobanın ortasında yan bir şekilde durarak, tüm caddeyi kapatan bir TOMA çıkıyor karşımıza. Benzer tartışmaların ardından Batman'a giriyoruz. Korkunç bir trafiğin ortasına. Bu trafik doğal bir trafik değil. Batman kayyımının tam da yürüyüş güzergâhında oluşturduğu sayısız icraat ve trafiğin tek yönlü bırakılmasıyla gerçekleşiyor. HDP'nin Batman İl Örgütü önünde yapacağı açıklamaya da izin verilmiyor. Hatta HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç ve Ağrı Milletvekili Abdullah Koç'un geçiş güzergâhı değiştirilmeye çalışılınca polislerle vekiller arasında gerilimler yaşanıyor. 

Batman'daki bu gerilimli havayı, yol üzerinde bulunan Bismil'de de yaşadık. Bir sonraki durak Bismil'in giriş çıkışları ve geçtiğimiz otobana bakan tüm sokakları polis bariyerleri ve TOMA'larla tutulmuştu. Buna karşın kaldırımlarda bekleyen halk, konvoyu selamlamakta ısrarlıydı. Bu ısrarı gören milletvekilleri, Bismil'de arabalarından inerek, seçmenlerine doğru yürümek istedi. Ancak ilk adımda polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. 

Bir polis ilk önce HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'i kalkanıyla itti, buna müdahale eden HDP Milletvekillerine ise yakın mesafeden gaz sıktı. O kadar sert bir müdahaleydi ki bu, milletvekilleri polisin darp, yakın mesafeden gaz sıkması hatta zaman zaman da TOMA'nın tazyikli suyla müdahalesine maruz bırakıldı. 

Bitlis'ten çıkar çıkmaz yine bir güvenlik noktasında durdurulduk. Bu sırada benim de telefonlarım susmuyordu. Ankara ve İstanbul'dan sürekli gazeteci arkadaşlarım arıyor ve "HDP'yi Diyarbakır'a sokmayacaklar mı?" diye soruyorlardı. Sabah saatlerinde başlayan bu yürüyüş, engellemeler marifetiyle öyle gergin hale getirilmişti ki ülkenin dört bir yanında artık HDP'nin bölgeye alınamayacağı izlenimi yaratmıştı. 

Diyarbakır'a 21 kilometre kala yeniden bir güvenlik noktasında durdurulduğumuzda ve bu noktada da tartışmalar yaşandığında açıkçası ben de konvoyun Diyarbakır'a girebileceğini umut etmiyordum. Ama hiç de öyle olmadı. 

HDP konvoyu öyle inatçı, öyle ısrarlı, öyle istekliydi ki resmi programdan iki saat kaymayla da olsa, saat 20.00'da kente giriş yapıldığında her şey çok görkemliydi. Diyarbakır girişinde polis konvoyun yolunu değiştirdi. Böyle olunca HDP konvoyuna da tüm kenti gezerek Diyarbakır İl Başkanlığına gelmek kaldı. 

Yol boyu kaldırımlarda bekleyenler, el sallayan çocuklar, slogan atan gençler, zılgıt çeken kadınlar... 

Coşku görülmeye değerdi. 

Diyarbakır İl Başkanlığı'na geldiğimizde ise bambaşka bir coşku vardı. Diyarbakır İl Başkanlığının kapısı önünde yanan meşalenin kırmızı ışığında toplananlar, il başkanlığının içinden çalan güçlü bir müziğin etkisiyle türküler söyleyip, slogan atarak konvoyu karşılıyorlardı. Görülmeye değer bu coşkuya, hemen karşıda çekilen halaylar eşlik ediyor, iki tarafın ortasından HDP'nin yüzlerce kilometre tepmiş konvoyu geçiyordu. 

HDP Heyeti, tüm bu baskıların, merkez medya propagandasının, iktidarın ötekileştirici söyleminin gölgesinde; tüm güvenlik noktalarını aşıp, tüm polis barikatlarını geçip varmıştı. 

Güzel bir görüntüydü, 

Görülmeye değer bir görüntü. 

Bu görüntüye kadar geldiğimiz yüzlerce kilometre yolda ise esnaftan, kaldırımda bekleyen seçmenden, vekillerin gittiği ev ziyaretlerinden kulağımda kalan tek ses var: 

"İyi ki geldiniz"

Zira bu geliş, 

Bahsettiğim tüm bu durdurma, baskı ve sindirmeye yönelik bir umuttu. 

Ama dahası var, 

Zira HDP MYK Üyesi Veli Saçılık, sohbetimizde bu yürüyüşü şöyle tanımlıyordu: 

"Bu daha başlangıç!"