CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ne dedi?

Kılıçdaroğlu, konuşurken AKP milletvekillerinin sataşmalarına yanıt verdi.

5’li çeteden Fettah Tamince’ye; yoksulluktan işsizliğe her konuda yaptığı konuşma bir anlamda gölgelenmek istenildi.

Meclis’in birincil görevi olan bütçe bir anlamda sabote edildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte, AKP ve MHP’nin Meclis’in itibarsızlaştırılmasına ilişkin hareketleri neredeyse normalleşti. Geçen sene olduğu gibi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Meclis’e geldi ama konuşma yapmadı. Bütçe görüşmeleri liderlerin bir nevi düellosuna sahne olur, genel başkanlar geçen sene neler yapıldığını konuşur, hesap sorar ya da açıklama yapar. Bu teamül muhalefet liderleri tarafından sürdürülmeye çalışılsa da iktidar partileri tarafından çiğnendi.

İtibarsızlaştırma ve değersizleştirme süreçlerinden bir diğeri dün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu konuşurken, AKP milletvekillerinin sürekli sataşmaları oldu. Bu çok organize ve planlı bir sabote hareketiydi aynı zamanda.

“Aday ol… Aday olsana… Neden aday olmuyorsun?”

Sataşmalarıyla Kılıçdaroğlu’nun konuşması her seferinde kesilmeye çalışıldı. CHP Lideri de şu yanıtı verdi:

“Benim aday olup olmayacağımı nereden biliyorsunuz?”

AKP’liler de bu sözün üzerine kelimenin tam anlamıyla atladı… Yandaş medya da birkaç gündür Kılıçdaroğlu’nun adaylığı üzerinden yayınlar yapıyorlar.

Kılıçdaroğlu aday olacak mı?

Neden olmasın?

Ankara’da muhalefet ittifakı üzerinden uzun süredir konuşulan iki senaryo var.

Biri ittifak partileri Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna kendi adayları ile katılacaklar. Her parti Cumhurbaşkanlığına uygun bir aday belirleyecek. CHP’de o aday Kemal Kılıçdaroğlu olabilir mi?

Kemal Kılıçdaroğlu, AKP sıralarına adaylık konusunda yanıt verdikten sonra CHP grubunun ayağa kalkarak, alkışlaması dikkat çekici. Bu CHP’nin içinde uzun süredir süren çatı aday, dışarıdan aday tartışmalarına yönelik milletvekili grubunun yanıtıydı.

Seçim ikinci tura kaldığında, Erdoğan’ın karşısında kim kalırsa o aday yarışı sürdürecek ve ittifak, Erdoğan’ın karşısındaki adaya oy verecek.

Bu senaryo geçen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tutmadı. Keza seçim ikinci tura kalmadı. Yine kalmazsa ne olacak?

Muhalefetin böyle bir formül üzerinden siyaset yapması sadece belirsizliğe sürüklenmekle değil, politika alanını daraltmakla da riskli görünüyor. Muhalefetin Erdoğan karşıtlığı üzerinden bir politik alan oluşturması, hem AKP-MHP bloğunda bir kırılma yaratılmasını engelliyor hem de idealize bir politika oluşturulmasını engelliyor.

İkinci senaryo ise ittifakın bir çatı aday belirlemesi. Geçen seçimde bu da denendi ve başarılı bir sonuç elde edilemedi. İttifakın tarafları hiçbir çatı aday konusunda uzlaşamadı. Ortak bir seçim bildirgesi oluşturulamadı. Bu senaryonun yeniden konuşulmasının tek sihri var, o da çatı adayı belirleyecek ittifakın dengelerinin değişmesi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda muhalefet ittifakında dengelerinin değişeceğini “Dostlar ittifakı” diyerek açıklamıştı zaten. Önceki gün de İzmir’de yaptığı konuşmada, “Bana dostlarınız kim? Diye soruyorlar, çiftçiler, emekçiler, işsizler, işçiler diyorum” dedi, ittifak için tabanı işaret etti. Aynı gün ARTI TV’de Ankara Gündemi’ne katılan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel bir adım daha ileri attı, “İstanbul’u kim kazandı? İstanbul’u Millet İttifakı değil İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye’yi de Türkiye ittifakı kazanacak” dedi.

Türkiye İttifakı ne demek? Sadece Erdoğan karşıtlığında değil, Parlementer sisteme geri dönüş, yeni bir Anayasa yapma, yargı bağımsızlığı gibi en temel demokratik taleplerde bir araya gelebilen herkes. Ana muhalefetin tüm stratejisi bunun üzerine kurulu.

Tüm bu stratejiyi dışarıdan sürekli olarak bozmaya çalışan bir iktidar, içeride ise ittifakı bir türlü cesaretle konuşamayan bir muhalefet var. Bu kadar saldırı ve böylesi bir cesaretsizlik arasında ideal bir Türkiye ittifakı yaratmak zor. Eğer yaratılırsa işte o zaman bir çatı aday üzerinde konuşulacak.

Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı mı?

Birinci senaryoya göre belki, ikinci senaryoya göre hayır…