Timur Selçuk’un “Ekonomi tıkırında” şarkısı artık sadece Recep Tayyip Erdoğan için geçerli olsa da, onun için de kötü olmaya başlıyor esasında. Erdoğan açısından tıkırında olan ekonomi, sadece kendisi için tıkırında olduğundan yerini soru işaretlerine, hatta sesli tavırlara bırakmaya başladı.

Türkiye savaştan barış durumuna geçmiş olsa, Erdoğan’ın 20 yıllık yanlış ekonomi politikasına karşın daha dik durabilirdi. Erdoğan bugüne değin kimsenin yapamadığını yaptı ve iç savaşı, dış savaş haline getirdi. Dış savaş haline getirirken yeni bir ticaretle tanıştı ve köktendincilere silah satmaya da başladı.

MİT tırlarını anımsamayanınız yoktur, aylar önce yazmıştım silahların gidişiyle MİT’in bir alakası olmadığını. Sonunda SADAT denilen kuruluş tarafından silah gönderildiği, yurt içinde köktendinci militanlar yetiştirildiği de ortaya çıktı. Duyumlara göre Türkiye’de kurulan kamplar 2 ay önce kapatılmış ve bütün çalışma yurt dışına kaydırılmış.

Son dönemde en çok konuşulan konu, Erdoğan’ın seçimleri kaybedeceği ve seçimleri kaybetmemek için neler yapabileceği. Bunlar içinde yapabileceği yada yapmak istediği 2 konu ön plana çıkıyor, onlardan birincisi Suriye ile savaş ve savaş halinde seçim yapamayıp, savaşı bir şekilde devam ettirerek yönetimi elinde tutmak, ikincisi de aynı 15 Temmuz darbe girişimi gibi bir darbe tertipleyip, sonra olası palavra darbe girişimine karşı, ordu içinde güçlendirdiği SADAT ekibiyle darbeyi önleyip, silahlı kuvvetleri SADAT’lı kuvvetlere döndürmek.

Bu dediklerim kolay şeyler değil, çünkü neredeyse bütün dünya Türkiye’nin Suriye’den çıkmasını istiyor. Son bilgilere göre Erdoğan Putin’den seçime kadar izin istemiş, seçimden önce Suriye’den çıkmasının kendisine ciddi oy kaybı yaşatacağını söylemiş. Bunu Erdoğan bir koz olarak istemiş olabilir ama savaş mantığından da vazgeçmiyor. Hem ABD hem de Rusya Türkiye’ye karşı hava sahalarını kapattıklarından dolayı asker savaşmak istemiyor. Erdoğan kara savaşı istiyor ama asker hava desteği olmadan kara savaşının büyük bir hezimete yol açacağını söylüyor. Ayrıca hava sahasını açsalar da, asker Suriye hava savunmasının Rusya tarafından donatıldığını ve bunun da çok kuvvetli olduğunu biliyor ve bu yüzden de istemiyor.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz ay 5 generalin istifa ettiğini yazdık ve söyledik ama Milli Savunma Bakanlığı bu sayıyı sadece 2 olarak açıkladı ve 5 sayısını yalanladı, ikisinin de ailevi nedenlerden istifa ettiğini açıkladı. Ancak son gelen habere göre değişik rütbelerdeki 67 komutanın istifa dilekçesi verdiği ve bunlardan sadece 3’ünün kabul gördüğü söyleniyor. İstifası kabul edilmeyenler şimdilik sussa da, bence bu bir şekilde basına yansıyacak ve konuşulacaktır.

Askeriyeyi savaşla beraber SADAT’ın güçlenmesi de yıpratıyor. Son askeri şûrada 1800’e yakın Ergenekoncunun istifa ettirileceği yazılırken, bu sayının o kadar olmaması çok tartışıldı. Anlaşılan bitakım subaylar SADAT grubuna nakledilmiş gibi gözüküyor.

15 Temmuz sonrası en çok konuşulan ve tartışılan komutanlardan birisi olan Zekai Temelli, önceki sene askeri şûra kararıyla emekli edildi ve ben dahil olmak üzere hepimiz şaşırdık. Yukarıdaki duyumlar gelirken Aksakallı’nın da duyumu geldi ve kendisinin SADAT’ın artık 2 numaralısı olduğu bilgisi geldi. Bu ne kadar doğrudur bilemiyorum ama doğruluk payı yüksek gibi gözüküyor. Erdoğan savaşa girecek yada darbe yapacaksa, en çok gereksinim duyduğu kişiler Aksakallı gibiler olacaktır.

Bu arada aylarca Metin Külünk’ü de yazmıştık. Bunun adına terfi mi denir, sınıf atlama mı bilemem ama Külünk de artık Osmanlı Ocakları işinden çok SADAT ile uğraşıyormuş. Ankara’daki arkadaşlar Külünk’ün bu aralar Suriye’ye gidip gitmediğini daha iyi kontrol edebilirler. Bunlara bir de İYİ Parti’den büyük kavgalarla ayrılan, hatta sonrasında ihraç edilen Ümit Özdağ’ı da koyarsak, attığım başlık tam da yerine oturmuş olacak.

Son olarak size bir soru

1-TSK’nın açılımı nedir?

a-Türk Silahlı Kuvvetleri

b-Türk SADAT kuvvetleri