Önceki cuma akşamı Artı TV'de Celal Başlangıç'ın yönettiği “Artı Gerçek” programını izliyordum. Celal son anketi konuşurken ülkenin ekonomisini anlatması için Eser Karakaş'a söz verdi. Eser ekonomiyi konuşmadan önce anketle ilgili açıklama yapacağını söyledi ve “Sorumlusunu biliyoruz, tek kişi, adamın tek başına oyu % 41. CHP'nin AKP'yi geçmesi gerekiyor. Ben başından beri karşıyım, Türk halkı eğitimsizdir, aptaldır denmesine. Öyle şey yok. Herkesin kendi rasyonalitesi kendine göredir. Cahil dediğimiz insanların tek farkı bizden onların rasyonelleriyle bizim rasyonellerimiz aynı değil. Başka rasyoneli var, bizim rasyonelimiz başka. Bizlerle aynı rasyoneli paylaşmıyor diye cahil yada gerizekalı muamelesi yapmamamız lazım.” dedi.

Aziz Nesin “Türkiyenin %60'ı aptal” dediğinde kızanların sayısı neredeyse Kenan Evren'e oy veren %92'ye çıkmıştı ve belki de o yüzden Aziz Nesin de aptal oranını o sayıyla eşdeğer tutmuştu. Bu benim için çok önemli, çünkü ben bu tezi başından beri savunuyorum ve bilhassa son günlerde de çok kullanıyorum. O yüzden sevgili Eser'e yanıt verme gereği duydum.

Yıllar önce yine CHP oylarını yükseltemiyor, tam tersine düşüyor tartışması alevlendiğinde çok partili döneme geçildiğinden beri yapılan seçimlerde alınan bütün sonuçları vermiştim yazımda. Ecevit'in bir dönem aldığı oylar dışında hep aynı oranda kalmış ve %7'lere kadar düşmüş. O yüzden bu halkın Ortanın Solu bir partiye duyacağı sempati bu kadar. Bu kadar dememe bakmayın, son dönemde sosyal demokrat parti olmaya çalışıyor ve bu yüzden oyları ya sabit kalır yada düşer. Çünkü cumhuriyet kurulduğundan beri CHP'ye sosyal demokrasiyi savunan bir genel başkan ve yönetim gelmedi. Sadece Erdal İnönü'yü sayabiliriz, o da CHP'li değildi ve derin devletin tepkisi dahil başına gelenleri biliyoruz. Kürtlerle işbirliği yapınca bunu CHP'liler bile anlamadı.

İkinci konu, sorumlusu tek kişi değil, işi sadece Erdoğan'ın devrilmesine bıraktığınız zaman esasında sistemle hiçbir alıp veremediğinizin olmadığını söylemiş olursunuz ve AKP'nin bile başına başka birisi gelirse bitakım şeylerin düzeleceğine inanırsınız. Buna da inandılar esasında insanlar AKP ilk hükümet olduğunda. O zaman Abdullah Gül ve benzeri kişilerin de etkinliği vardı, Erdoğan henüz tek adam olmamıştı ama değişen bişey yoktu, hâlâ kapitalizm vardı ve bunu da savunan bir şeriatçı başbakan. Dindar bir insan ne kadar demokrat olabilir, çok tartışılacak bir konu ama bir insanın yaşamını din yönetiyorsa, o insan ömür boyu demokrat olamaz. O yüzden bugün İslamiyetin günümüz koşullarına göre uyarlanması tartışmaları var kendi aralarında ama bu tartışma sessiz yapılıyor. Dolayısıyla Erdoğan partiyi kurarken de aynıydı, şimdi de, gömlek neyim değişmedi.

Üçüncü konu, CHP oy olarak AKP'yi geçerse Türkiye'ye demokrasi filan gelmiyor. Sistemi bir kenara bırakıp olayı Erdoğan üzerinden gördüğünüz zaman CHP'nin işbirliği yaptığı ve yapacağı bütün partilerin siyasi görüşlerini bir kenara atmış olursunuz. 7 Haziran seçimlerinde AKP, CHP'den yine fazla oy aldı ama hükümet kuramadı, o yüzden bir partinin diğerinden daha fazla oy alması herşeyi çözmüyor, yaşadık da. Hatta Ecevit bile en fazla oyu aldığında CHP tek başına hükümet kuramadı ve en tartışmalı hükümeti kurdu.

Gelelim aptallık konusuna -ki bana göre en önemli konu burası-, aydınlar gerçeklerden niye kaçıyor, anlamıyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim, bana göre aptallık bir hastalık değildir, tam açıklaması nasıl yapılır, bir doktor yada bilimci gibi açıklayamam ama 21. yüzyılda hâlâ ülke nüfusunun büyük bir kısmı ilkokul mezunuysa burada bir aptallık vardır, olmaması da olanaksızdır.

Eser, aptallığa karşı rasyonelliği koymuş. Rasyonellik akla uygun davranış biçimi ve Türk halkının böyle davrandığını söylüyor.

Bu halk Mustafa Kemal çevirtene kadar Kur'an-ı Kerim'i türkçe okumamış ama sonuna kadar inanmış ve gitgide sofulaşmış. Sizce bu akla uygun bir davranış biçimi midir, aptallık mıdır? O yüzden de inancın karşısında dinciler hep ateizmi getirmişler, çünkü dini bilmediklerinden kendileri de tartışmamışlar. Günümüz koşullarında domuz yada çok eşlilik tartışılmış mıdır acaba, bildiğim kimi arkadaşlar haricinde tartışıldığını sanmıyorum.

Gelelim başka konuya, işçi sınıfının ve köylünün, yani ezilenin bu kadar kalabalık olduğu bir ülkede hep sömürenden, hep kapitalizmden yana olan partilerin kazanması akıl işi midir, rasyonellik midir. Asgari ücretle sürünen bir işçinin nasıl bir akla uygun yanı vardır ki Demokrat Parti'ye, Adalet Partisi'ne, Anavatan Partisi'ne ve AKP'ye oy versin. Var da ben mi göremiyorum, yoksa bu bir aptallık mı, kendi sınıfını yada kendi sınıfsal çıkarını bilmemek mi?

Kur'an'ı Kerim yok ama müslüman, Mustafa Kemal'in yazdığı kitap yok, adamın felsefesi yok ama Kemalist, 2 kitap okumamış ama devrimci. Bu arkadaşlar mı rasyonel. O yüzden mi 12 Eylül'de Kenan Evren bir bildirisinde fabrikalardaki DİSK temsilcilerinin bölgelerindeki en yakın sıkıyönetim komutanlığına gidilmesini emrettiğinde tıpış tıpış gidildi ve kuyruklar oluştu? Hatta mesai bitince geri dönenler ertesi gün yine gittiler.

Bu yüzden mi öldük, asıldık, işkencelerden geçtik Eser, çok rasyonel olduğumuz için mi biz bunları yaşarken kimsenin gıkı çıkmadı, gerçekten çok mu rasyonel mi bu millet yoksa süzem cahil ve nasyonel mi?