Libya’da önemli gelişmeler yaşanıyor



Artı Gerçek

Trablus hükümetine 'tüm Libya’yı kurtarmak üzere' kapsamlı bir askeri harekât başlatmak fikrini kim verdiyse, bu yenilginin müsebbibi de olmuştur.


Dün itibariyle 8’e ulaşan korona virüs vakası ile pandemiden etkilenen ülkeler arasına giren Libya’da silahlar susmuyor. BM’nin çağrısı üzerine “insani bir ateşkes” üzerine anlaşan taraflar, aradan 24 saat geçmeden yeniden savaşmaya başladı. Ülkenin zayıf sağlık altyapısı da hesaba katıldığında, bu yeni çatışmaların korona virüse karşı mücadelede Libyalıların can kayıplarını artıracağı çok açık.

Ancak bu gerçeğe rağmen, 25 Mart tarihinde Trablus’ta devlet konseyi başkanı Feyyaz Serrac, Tobruk Temsilciler Meclisi ve Libya Ulusal Ordusu güçlerine karşı “Barış Fırtınası Harekâtını” başlattıklarını açıkladı. Operasyonun adı dahi, bu fikri hangi danışmanlardan aldıklarına dair bir izlenim uyandırıyordu. Bu kapsamda Trablus güçleri, harekâtın ilk gününde önemli bir başarı da elde ederek, ülkenin kuzeybatısındaki el Watiya hava üssünü ele geçirdiler. Watiya hava üssü, Trablus’taki Mitiga havaalanından sonra ülkenin en stratejik hava üssü sayılıyor ve başkent Trablus’a da oldukça yakın. Bu şekilde Serrac güçleri, Libya Ulusal Ordusu’nun hava üstünlüğüne ağır bir darbe indirmeyi planlamışlardı.

HAFTAR GÜÇLERİ TRABLUS’UN BATISINDAKİ ŞEHİRLERİ ELE GEÇİRDİ

Ancak bu başarı çok kısa süreli oldu. Hemen aynı gün içinde, Watiya hava üssü tekrardan Tobruk güçlerinin eline geçerken, bu kez Haftar milisleri tarafından karşı hücum başlatıldı. Hızla dağılan Trablus güçleri, bu bölgede bulunan şehirlerin kontrolünü ardı ardına kaybetmeye başladı.

Tabela, Jadida, Rigdalin, El Assa, Ebu Kemaş, El Cemil ve nihayet Tunus’a açılan Ras Jadir sınır kapısı Haftar güçlerinin aline geçti. Liman şehri Zuvara bir süre kuşatma altında kaldıktan sonra, buradaki Trablus milisleri aileleriyle birlikte Tunus’a doğru çıktılar, Haftar güçleri onların geçişine izin verdikten sonra bu şehri de ele geçirdi.

Berlin Konferansında sağlanan ateşkesi bozarak "harekât" başlatan Trablus hükümeti tam anlamıyla "elindeki bulgurdan da oldu." Tümüyle kuşatılan Trablus ve Misrata'nın dış dünyayla kara bağlantısı koptu. Liman şehri Zuvara’yı da kaybeden Serrac güçleri tamamen Trablus ve Misrata’ya sıkışmış oldu.

ÇATIŞMALAR TRABLUS MERKEZİNE YAKLAŞIYOR

Trablus’un güneyinde ve Mısrata yakınlarındaki Ebu Griyan’da da Libya Ulusal Ordusu hücumları görüldü. Trablus güçlerinin elindeki Bayraktar İHA’ları bu hücumlara karşı aktif biçimde kullanıldı. Haftar güçlerinin tümgeneral düzeyinde kayıplar verdiği bu saldırılar sonucunda hücumlar biraz hız kaybetse de devam etmekte. ‘Libya Ulusal Ordusu’nun Trablus’a yönelik bombardımanı, korona virüs salgını paniği içerisindeki sivil nüfusu çifte endişeye sevk etti. Savaşın kısa süre içerisinde Trablus merkezine doğru yayılabileceği söylentileri halk içerisinde yayıldı. Gerçekten de ülkedeki iç savaşta nihai aşamaya girilmiş olabileceğine dair sinyaller giderek artıyor.

Sahadaki denge bu şekildeyken, Trablus hükümetine “tüm Libya’yı kurtarmak üzere” kapsamlı bir askeri harekât başlatmak fikrini kim verdiyse, bu yenilginin müsebbibi de olmuştur. Oysa Serrac hükümeti, 25 Mart’a kadar esasen Berlin Konferansında alınan ateşkes kararını öne çıkartıyor, Haftar tarafını anlaşmaya uymamakla suçlayarak sınırlandırmaya gayret ediyordu. Berlin Konferansından bu yana tarafların elindeki yerleşim yerleri esasen değişmemiş olarak kalmıştı. Oysa şimdi Katar büyüklüğünde bir toprak Trablus güçlerinin elinden çıkmış oldu.

LİBYA’DA BİR GRUP ÜLKÜCÜ!

Bu çatışmalar esnasında Türkiye’den Suriye’ye geçerek cihatçı gruplar bünyesinde Suriye devletine karşı savaşan, oradan da Libya’ya geçerek Serrac güçlerine katılan altı Ülkü Ocağı üyesinin fotoğrafı paylaşıldı. Altısının da çeşitli zamanlarda Libya’daki çatışmalarda öldürüldüğü öne sürüldü.

Son öldürülen kişi, İzmir Karşıyaka Ülkü Ocakları yöneticisi Murat Polat’tı. (sağ baştan 2.) Bu kişi hakkında yapılan çok sayıda sosyal medya paylaşımından, kendisinin Suriye iç savaşında oldukça aktif şekilde hükümete karşı savaştığı anlaşılıyordu. Bu durum, kendisini “ilim irfan merkezi” olarak tanıtan Ülkü Ocaklarının gençleri silahlandırarak Suriye’ye gönderdiği yönünde tartışmaları sosyal medyada başlattı.

Ancak MHP Esenler İlçe Başkanı Suat Yılmaz, bu fotoğraf üzerine Twitter’dan bir açıklama yaparak, “Bizi Libya’da öldü diye haber yapıyorlar. Murat Abi Şehit oldu bizler de hayattayız.” dedi. Böylece kendisinin de Suriyeli silahlı gruplar safında savaştığını kabul etmiş oldu.

SURİYELİ PARALI ASKERLERİN DURUMU

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) bir raporuna göre, Suriyeli paralı askerlerin Libya’ya gidişi artık durduruldu. Bunun başlıca sebebi, savaşçı sayısındaki artışla birlikte artık Ankara’nın militanlara vaat ettiği 2000 doları ödememesi. SOHR kaynaklarının eriştiği bir ses kaydında, Libya’daki Suriyeli paralı asker, “Türkiye bize maaşlarımızı sadece bir aylığına ödedi, bize hiçbir güvence sunmadı. Sigara bile bulmakta zorlanıyoruz. Bir evde kalıyoruz ama sigara almaya bile çıkamıyoruz, çünkü Haftar’ın hücreleri bütün bölgede faal durumda.” derken duyuluyor. Paralı asker, Suriye’de bulunan militanlara seslenerek artık kimsenin Libya’ya gelmemesini istiyor.

SOHR’a göre, Ankara’nın da talebi bu yönde, zira AKP iktidarının Libya’ya aktarmak için öngördüğü 6.000 militan sayısı artık aşıldı. Habere göre, paralı askerlerden 4750’si Libya’ya ulaştı, 1900’ü ise Libya’ya gönderilmek üzere Türkiye’de eğitimde bulunuyor. Libya’ya aktarılan ÖSO militanlarından 151’i çatışmalarda öldü.

 

YAZARIN TÜM YAZILARI