Dün akşam saatlerinde ekranda bir haber belirdi: ‘Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ile 1’inci Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği, yayıncı kuruluşu protesto kararı aldı. Kulüplerin, liglerde oynanacak tüm maçlarda başlama düdüğü sonrasında 1 dakika boyunca mücadeleyi bırakarak protesto eylemi yapacakları açıklandı.’ Ardından Karagümrük - Galatasaray maçı başladı ve gerçekten de iki takımın futbolcuları sözü edilen eylemi yaptılar. Ne Karagümrüklüler ne de Galatasaraylılar ilk düdüğün ardından 60 saniye boyunca mücadele etmediler. Vay be sendikadan yoksun, oyuncular birliğinden ırak, mesleki hiçbir güvenceye sahip olmayan futbolcular Türkiye’de eylem yapıyor. Elbette kulüp başkanlarının direktifi doğrultusunda!..

Gözüm iki ekranda… Birisi günde 14 ile16 saat arasında çalıştığım bilgisayar diğeri de televizyon ekranı. Çok geçmeden bir açıklama beliriyor haber ekranında. Yayıncı kuruluş Digiturk, Kulüpler Birliği Vakfı’na yanıt veriyor. "Digiturk, 2020–2021 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini Türkiye Futbol Federasyonu’na tam olarak ödemiştir." Haydaaa bu nereden çıktı şimdi?  Ve devam ediyor; “ Digiturk olarak, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı ve 1’inci Lig Futbol Kulüpleri Birliği Derneği tarafından yapılan açıklamayı büyük şaşkınlıkla karşıladık. Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmek isteriz ki naklen yayın lisans haklarının tarafı Türkiye Futbol Federasyonu'dur. Federasyon, Digiturk tarafından yapılan ödemeleri alır ve kulüplere dağıtır. Buna göre Digiturk, 2020/21 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini federasyona tam olarak ödemiştir. Öte yandan Digiturk, dünya çapında birçok yayıncının Kovid-19 salgını nedeniyle yapmayı reddettiği 2019 - 2020 sezonu naklen yayın lisans ödemesini, herhangi bir kesinti uygulamadan tam olarak yapmıştır. Ayrıca Digiturk ve federasyon, karşılıklı mutabakat çerçevesinde, pandeminin yarattığı zorlukların üstesinden birlikte gelebilmek için, mevcut sezonun geri kalanına yönelik bir ödeme planı üzerinde çalışmaya devam etmektedir. 

Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yatırımcısı olan Digiturk'e karşı Süper Lig ve 1. Lig kulüplerinin bu davranışını dayanaksız ve haksız buluyoruz. Türk futbolunun değerini ve markasını olumsuz etkileyeceği belli olan bu tür eylemler en başta kulüplere zarar verecektir. Buna rağmen, Türk futbol endüstrisinin paydaşlarıyla birlikte, ülke futbolunu yurt içi ve yurt dışında geliştirmek ve tanıtmak için tüm iyi niyetimizle çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.” Buyurun buradan yakın! Yayıncı kuruluş oldukça açık ve de net şekilde ‘ben ödemeyi federasyona yaptım’ diyor…

Gece uzun, açıklamar ise kısa!

Derken futbol federasyonu resmi sitesinden yanıt veriyor, Katar sermayesine: “Yayıncı kuruluş Digiturk beIN MEDIA GROUP’un yaptığı açıklama federasyonumuz tarafından dikkatli bir şekilde takip edilmiştir. Çok açık bir şekilde bilinmesini isteriz ki, 2020/21 sezonu yayın hakları bedeli üzerinde prensip olarak varılan ve kamuoyunda da yer alan tutar göz önünde bulundurulduğunda dahi, Digiturk beIN MEDIA GROUP, 2020/21 sezonuna ilişkin ana sözleşme hükümlerine göre yapması gereken ödemelerin tamamını ifa etmemiştir. Dolayısıyla henüz üzerinde mutabakat sağlanmamış olmasına rağmen yayıncı kuruluşun açıklamasında belirtmiş olduğu “Digiturk, 2020/21 sezonunda bugüne kadar oynanmış tüm karşılaşmalara ilişkin naklen yayın lisans bedelini TFF'ye tam olarak ödemiştir” yönündeki açıklaması gerçeği yansıtmamaktadır.  Tüm taraflar açısından büyük hassasiyet taşıyan konu Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve hukuk çerçevesinde federasyonumuz tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmekte olup gerekli açıklamalar kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

Hakikat sonrası, gerçeklerin nesnel deliller yerine duygu ve inançlarla belirlenmesine verilen ad tüm dünyada. Biz futbolun peşinde koşan milyonlar için hakikat nerede şimdi? Bunu nesnel deliller eşliğinde öğrenmek istiyoruz. Ama Türkiye'de futbolun üzerine konmuş iki kurum bize gerçekler yerine hakikat sonrası tanımına uygun açıklamalar yapıyorlar. Yani diyorlarki bize, ne yeryüzündesiniz, ne de gökyüzünde, oysa biz kendimizi tribünde sanıyorduk!..