Ne alaka? İnanın ki ‘kel’ değil!.. İktidarın, çiftçiye destek olma hedefiyle üreticinin elindeki, deposundaki patates ve soğanı alıp yurttaşa ücretsiz dağıtma projesinden hiç farklı değil, Cenk Tosun ile Oğuzhan Özyakup’un Beşiktaş’taki varlıkları! Soğansız yemek olur mu? Biranın yanında kızarmış patates olmadan olur mu? Elbette her ikisi de midenin ve mutfağın vazgeçilmezleri… Ancak yoklukla, yoksullukla, yolsuzluklarla boğuşup diğer yandan da ayakta kalmaya çabalayan yurttaşın yaşamı ne yazık ki patates ve soğandan ibaret değil! Yurttaş patates ile evinin kirasını, doğalgaz – elektrik –su faturasını, soğanla da mutfak – sağlık- eğitim –  giyim kuşam giderlerini mi karşılaşayacak? Alaka; Cenk Tosun yoklukta kadroda olabilir, ha keza Oğuhan Özyakup da, ama varlıkları Beşiktaş için öncelikli gereklilik değil. Soğansız da patatesiz de yaşanır, Beşiktaş da Cenk Tosun’suz Oğuzhan Özyakup’suz oynar ve yine kazanır, üstüne üstlük şampiyon da olur…   

Beşiktaş dağları karla kaplı Erzurum’da yenginin, ben ise Ahmet Muhip Dıranas’ın ‘Fahriye Abla’ dizelerindeki Erzincan’ı Erzurum’a devşirme peşinde; “En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya / Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın / Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın.”  Arada da ‘Patates – soğannnn’ çığırışıyla satış yapmaya çabasında! Beşiktaş, Erzurumspor karşısında ilk golü erken buldu ve yanıtını da aynı çabuklukta aldı. Sonrasında attığı gol dışında sahada hiçbir halta yaramayan Oğuzhan Özyakup’un yersiz böbürlenişine tanıklık ettik. Elbette Erzurumspor kalecisi Jakup Szumski o hatayı yapmasa, Oğuzhan Özyakup gol atma becerisinden oldukça uzakta. Bir sonraki adımda da Erzumspor’un yine eşitliği getiren golü geldi. Burada da yanlısı yansızı topu elinden sektirip kaleye girmesine neden olan Beşiktaş kalecisi Ersin Destanoğlu’na yükleniverdi. Çocuğun kurtardıklarında sesleri çıkmayanlar bir hatasında genç kaleciyi sorgu odasına çekmeye kıta olarak hazırlardı eğer karşılaşma Beşiktaş’ın 4-2’lik yengisiyle noktalanmasa! Takılma Ersin, topu boş kaleye atmayı beceremeyenlere baksınlar önce. 

Adım, adım ilerliyoruz ve maçın en önemli pozisyonuna geliyoruz… Rachid Ghezzal’ın attığı ‘muhteşem’ gol öncesi Cenk Tosun topu eliyle kesiyor burası oldukça açık ve net. Karşılaşmanın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu en fazla güven veren, adı spekülasyonlarla anılmayan bir isim. O ise bu pozisyonu 'es' geçti. Ancak şöyle bir detay var. Cenk Tosun'un eliyle kontrolünden sonra top Erzurumsporlu futbolcuların kontrolüne geçtiği için VAR devreye giremedi.  ‘Ancak sonuçta Beşiktaş kazandığı maçta gereksiz yere ‘zan’ altında kalıverdi… Gökhan Töre skoru belirleyen golü attı ve Beşiktaş bir üç puanın daha sahibi oldu.  Ya Erzurumspor?

Kanımca burası fazlaca önem ihtiva ediyor! Görüldü ki, Yılmaz Vural küme düşmesine kesin gözüyle bakılan Erzurumspor’u çok kısa sürede toparlamış. Sevimli ve deneyimli teknik adama bu takım sezon başında teslim edilmiş olsaydı şimdi nerelerde olurlarda kestirmek güç değil. ‘Bunu kısa sürede nasıl başardı?’ demeyeceğim zira geçmişte futbolcununun kıçına tekme atan Vural artık oyuncuların gönlünü nasıl kazanacağını gayet iyi öğrenmiş. Yedek kulübesinde oturan Ricardo Gomes’i sahaya sürerken sarılıp öpmesi bunun en somut göstergesi. Son söz şu: Beşiktaş'ın ana omurgasında olmazsa olmaz birkaç futbolcu var. Bunların başında Welinton Souza, Atiba Hutchison, Josef de Souza ve Vincent Aboubakar geliyor. Beşiktaş BB Erzurumspor karşısında Aboubakar'ın eksikliğini çok hissetmedi. Ancak Josef de Souza için aynı şeyi demek çok mümkün değil. Çünkü de Souza tek başına defansın önünü çok iyi kapatan bir futbolcu. Bunun yanı sıra hücumda da kritik roller üstlenebiliyor. Dün Sergen Yalçın onun görevini Dorukhan Toköz'e emanet etmişti. Toköz'ü Atiba ve Oğuzhan Özyakup destekleyecekti. Ancak maç başlayınca gördük ki Beşiktaş maçın belirli bölümlerinde Erzurumspor hücumlarını defansın önünde süpürmekte yetersiz kaldı. Bu nedenle de Beşiktaş çok uzun zamandır ilk kez gol beklentisi istatistiğinde rakibinin gerisinde kaldı. Ancak yine de kazanmasını bildi ve lig koşusunu sürdürdü.