Beşiktaş’ın ligin son basamağındaki Erzurumspor’u İnönü Stadı’nda 4-0 gibi net skorla yenmesinin ardından teknik direktör Sergen Yalçın için (çok doğru taktikle oynattı vs.) takımdaki her hangi futbolcu için de (çok iyi oynadı vs.) türevi şeyler yazmak gerçekle pek bağdaşmaz, elbette benim bakış açımla! ‘Sergen değil Ömer’ başlığının açılımında bu nedenini aktarmaya çalışayım!..

Galatasaray yitirmiş, Fenerbahçe yitirmiş, Alanyaspor yitirmiş. Beşiktaş’ın rakibi, sınırlı beceriye sahip ve yönetimsel ve de teknik kadroda yaşanan karmaşık dönemi aşmaya çabalayan Erzurumspor… Beşiktaş’ın tek alternatifi kazanmak, ki rakiplerin yitirdiği haftada avantajlı duruma geçip dağıttığı puanları telafi edebilsin. Hakem Halil Umut Meler başlama düdüğünü çalıyor ancak 60 saniye iki takımın oyuncuları da topa dokunmuyor. Malum yayıncı kuruluşun ödeme yapmamasını protesto ediyorlar. Elbette Katarlı yayıncı kuruluş bu eylemi ekrana yansıtmamak için üstün çaba harcıyor! (Bu konuya sonra döneceğiz.) Beşiktaş’ın 12 haftada 2 galibiyet, ki onu da ligin ilk iki haftasında alan becerileri sınırlı futbolculardan oluşan rakibi Erzurumspor karşısında fırtına deyimiyle bütünleşecek şekilde esmesi bekleniyor. İlk yarıda topa daha çok fazla sahip olan Beşiktaş, ama ilk yarıda gol pozisyonuna giren ise ligin son basamağındaki Erzurumspor… Beşiktaş’ın genç  kalecisi Ersin Destanoğlu, soğuktan değil heyecandan titriyor! Art arda öylesine iki basit hata yapıyor ki tam da ‘atamayanı döverler’ deyimiyle örtüşen nitelikte. Beşiktaş akılcı savunma yapan Erzurumspor’a ilk yarıda gol atamıyor ve ikinci yarı başlıyor. Değişen çok şey yok, derken Ömer Şişmanoğlu ceza alanı içinde gerek yokken Necip Uysal’ı yere indiriyor ve tartışmaya açık olmayan penaltı kararı veriliyor. Vincent Aboubakar gölü atıyor ve Beşiktaş’ı öne geçiriyor…

Bu golün sonrası Erzurumsporlu futbolcuların ‘guardı düşüyor’ ardından da oyun disiplinini yitiriyorlar. Sonrasında sırasıyla 2 , 3 ve 4’üncü gol geliyor. Beşiktaş penaltı olmasaydı da  öne geçemez miydi? Büyük olasılıkla geçerdi ancak burada önemli noktanın altını özenle çizmek gerekli. Beşiktaşlı futbolcular penaltı golünün ardından o dakikaya kadar yoksun oldukları özgüvenleriyle yeniden buluştular.

Demem o ki, Sergen Yalçın’ın yapamadığını Ömer Şişmanoğlu kontrolsöz hareketiyle becerdi! Neden olduğu penaltı sonrası hem kendi takımını oyundan düşürdü hem de rakibinin kendisine gelmesine olanak tanıdı. Bu arada şunu da belirtmekte yarar var. Erzurumsporlu futbolcular kolayı yapmamakta direnip, zoru başarmaya çalışıyorlar bu nedenle de istediklerini sahaya yansıtamıyorlar. Futbol basit oyun onlarca atraksiyona gerek yok ki! Kendi aralarında pas yapmak yerine topu sürekli rakibe ikram ediyorlar. Demem o ki, Beşiktaş – Erzurumspor maçının kaderini Sergen Yalçın değil Ömer Şişmanoğlu, skoru ise Beşiktaşlı futbolcular belirledi…

Ve tabii ülkedeki her protesto hareketinin yandaş medya tarafından ‘es’ geçilmesi bölümü! Yayıncı kuruluş ‘ben ödedim’ diyor, yayıncı kuruluşun uydusu futbol federasyonu ‘hayır tamamı ödenmedi’ diyor ve kulüpler paralarını istiyor. Yayıncı kuruluş başlama vuruşundan sonraki 60 saniyelik eylemi ekrana getirmiyor zira maçın aktarımını yapan spiker ne diyecek, izleyiciye? ‘Paralarını ödemiyoruz bize karşı eylem mi yapıyorlar.’ Öneri; Geçmişte yalan haber yapan muhabiri TSYD’ye şikayetip ardından da antrenmanlara almayan kulüpler, protesto eylemini görmezden gelen gazetelerin muhabirlerini yine antrenman tesislerine almasınlar. Elbette ki bu işin esprisi, ‘Eylemi görmezden gelin’ emrini kimin verdiği belli! Ne servis müdürünü ne de muhabiri yerebiliriz. Sadece onlara ‘Ne işiniz var bu satın alınmışların?’ yanında diyebiliriz, onlar da hemen yanıt verirler ‘ekmek parası.’  Siz de yurttaş gibi kuru ekmek yiyin!..