Etrafınıza topladığınız ve futbol zekalarına hayran kaldığınız sahadaki oyunu çok iyi bildiklerini iddia edenler var ya, onlar sizi çok kötü yemişler Ahmet Bey!.. Onların sözünü ettiği süslenmiş ve çok iyi pazarlanmış Hollywood senaryolarından ibaret... Onlar ekrana çıkar İngiltere Premier Ligi, Almanya Bundesliga, İspanya La Liga olmadı İtalya Seri A anlatırlar… Oturdukları yerden en iyi futbolcunun kim olduğunu ‘şıp’ diye söylerler, hangi futbolcunun nerede daha verimli olacağı üzerine bıkmadan, usanmadan saatlerce ahkam keserler ancak iş pratiğe gelince düz duvara toslarlar ama hiç bozuntuya da vermezler Ahmet Bey… Beşiktaş’ın alt yapısında söz sahibi olanları, ‘scout’ tabir edilen futbolcu izlemekle görevli elemanları onların istemi doğrultusunda değiştirdiniz ne oldu? Onlara göre genç futbolcular ile Beşiktaş yeni kimlik kazanacak ve yüklü transferler son bulacaktı. Oldu oyununun adını da ‘Beyaz Gölge’ olarak değiştirip televizyon dizisi yapsaydınız! Mahalle takımları bile bu kadar kısa sürede kurulmuyor… Ahmet Bey ‘demir sattığınız’ için çok iyi bilirsiniz, bir masa başında bir de sahada çalışanlar mevcuttur. Masa başındaki hesaplar ile sahadaki uyumsuzluğa kim bilir kaç kez tanıklık etmişsinisdir. Siz, deneyimlerinize istinaden demirin söz konusu inşaata yetmeyeceğini defalarca dile getirmissinizdir ama masa başındakiler bunun aksini savunmuştur. Sonunda da haklı çıkan eminim siz olmuşsunuzdur. Ne yazık ki sizin durumunuz bu örnekle bire bir örtüşmekte. Siz ve arkadaşlarınız masa başında harika şeyler üretiyorsunuz ancak pratiğin hiç de sizin düşündüğünüz gibi olmadığını deneme - yanılma yöntemiyle öğreniyorsunuz. Ancak bu süreçte de Beşiktaşlıları fazlaca kızdırıyorsunuz. Sizin için ‘Ağlak Başkan’ tanımını yapıyorum zira Ahmet Nur Çebi ne zaman kendisine uzatılan mikrofonun karşısında ağzını açsa, Beşiktaş’ın ekonomik yapısından dem vuruyor. Sanki 6.5 yıl Beşiktaş’ı bu duruma getirmiş Fikret Orman yönetiminde görev yapmamış gibi. Kusura bakmayın Ahmet Bey, yaşanmış olumsuzluklardan kendinizi bu kadar kolay soyutlayamazsınız. Birilerini kandırabilirsiniz ama o da her zaman değil!

Bunları Konyaspor, Beşiktaş’ı 4-1 gibi farkla skorla yendiği için yazmıyorum, başından bu yana siz ve yönetiminiz hakkındaki düşüncemin özü bu…Fırsat buldukça da dile getiriyorum zaten…

Beşiktaş’ın sahadaki takımı hakkında fazla bir şey yazmak yersiz ve de gereksiz zira ortada ‘takım’ benzeşi bir yapı yok. Sergen Yalçın’ın şapkasından tavşan çıkarma yetisine sahip olmadığını başında söylemiştik. Futbolculuğundaki inişli-çıkışlı kimi zaman da tutarsız girafik elbette ki teknik adamlık kariyerine de yansıyacaktı kaçınılmaz olarak. Sergen Yalçın futbol oynarken denirdi ki “Canı ister de oynarsa harika bir maç izleriz.” İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur… Canı istemeli önce Sergen Yalçın’ın! İzlemim şu sıralar keyfinin hiç de yerinde olmadığı, haksız da diyemem açıkçası… ‘Bunlarla idare et’ diye tutturan yönetim, ektiği genç futbolcu fidanlarının 15 gün içinde boy atıp sofraya geleceğini varsayıyor. Olur görürsem söylerim! Beşiktaş’ı çok daha sorunlu ve vahim günler bekliyor. Bu arada Sergen Yalçın, Welinton Silva’yı neden transfer ettirdi gerçekten nedenini merak ediyorum. Damogoj Vida mı eee siz de bir karar verin artık adamı satıyor musun yoksa takımda mı tutuyorsunuz? Bir futbolcu tek başına kendi takımını nasıl batırır? Vida bu sorunun yanıtını kusursuz şekilde örneklerle gösterdi Konya’da… Ahmet Bey bu arada size akıl verenlere çok bel bağlamamınızı öneririm. Zira burası İstanbul’daki bir amatör kulüp değil halkın takımı Beşiktaş…