Ne zaman CHP'ye çatsa "tek parti" döneminden örnek veriyordu:

“Düşünün; CHP’li il başkanı o zaman aynı zamanda o ilin valisi, belediye başkanı. Demokrasi tarihinde hangi gelişmiş ülkede veya gelişmekte olan ülkede bu var? Bu ancak otoriter veya totaliter rejimlerde olan bir olaydır. Bu da CHP’ye yakışır, onun tarihinde var. Şimdi yandaş kalemleri bize kalkıp ’tek parti diktası’ diyorlar. Önce aynaya bir bakın. Aynada kimi göreceğiniz belli. Biz, talimatla gelmedik.”

Yıllardır CHP’yi tek parti döneminden bu sözlerle eleştiren Erdoğan, meğer o günlere özlem duyuyormuş. Daha üç gün önce Diyarbakır’da yaşananlar da bunun en açık örneği.

Diyarbakır’ın seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı’yı cezaevine atıp yerine kayyım diye atadıkları vali Hasan Basri Güzel‘in AKP il örgütü yöneticileriyle yaptığı toplantıdan söz ediyorum.

6 Mayıs’ta Hasan Basri Güzeloğlu, AKP Diyarbakır İl Başkanı Serdar Budak, ilçe başkanları, kadın kolları başkanı, gençlik kolları başkanı ve AKP'li belediye başkanlarıyla video konferansıyla bir görüşme yaptı. Üstelik bu görüşme hem belediyenin, hem valiliğin, hem AKP il başkanlığının hem de il başkanının sosyal medya hesabından paylaşıldı, Vali'nin görüşmeye "başkanlık ettiği" vurgusuyla birlikte.

Ama o toplantıda ne konuşulduğuna dair bir bilgi verilmedi. Toplantı kamuoyunda biraz tepki toplayınca valilikten bir açıklama yapıldı.

Bildiğimiz türden bir açıklama. Elbette söz konusu haberler "algı oluşturmaya yönelik" ve "sorunlu bir zihniyetin" ürünü olarak nitelendirildi!

Meğer kayyım vali bey, koronavirüs sürecinde halk sağlığını ilgilendiren tüm konularda toplumun tüm kesimleriyle işbirliği yapıyormuş. Ekonomik, siyasal ve sosyal kesimi temsil eden tüm aktörlerle de video konferansla bir araya geliyormuş.

Kötü niyetli olan bizler de valinin "katılımcı yönetim anlayışına dönük yapılan bu toplantıyı siyasi bir toplantı gibi göstererek amacından saptırmaya" çalışıyormuşuz!

Üstelik bu toplantı "amacı münhasır bir buluşma" imiş. (Yani "bir kimse veya bir şey için ayrılmış, mahsus, sınırlanmış, sınırlı" bir buluşma demek istiyor.)

İşte sorun da tam burada.

Eğer vali bey korona ile mücadele için siyasal kesimi temsil eden tüm aktörlerle bir araya geliyorsa neden o toplantıyı sadece AKP’lilerle yapar?

O ilde başka partilerin temsilcileri, teşkilatları yok mudur?

Bu toplantı bal gibi de siyasidir. Ve Erdoğan’ın eleştirdiği tek parti döneminin icraatlarından bir farkı da yoktur.

Sahi ne diyordu Erdoğan:

“Düşünün; CHP’li il başkanı o zaman aynı zamanda o ilin valisi, belediye başkanı. Demokrasi tarihinde hangi gelişmiş ülkede veya gelişmekte olan ülkede bu var? Bu ancak otoriter veya totaliter rejimlerde olan bir olaydır.”