Çocukken böyle hissetmiyordum elbette; Hem çocuktum ve anneme kendi hazırladığım bir şeyleri vermek çok tatmin ediciydi hem bu kadar ‘satın alma’ üzerine kurulu ama arsız bir dünya yoktu belki de hem de annelerin acılarıyla hemhal olmamıştım daha. Mesela Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda ikonlaşmamışlardı, mesela Barış Anneleri rengarenk giysilerle her ihtiyaca yetebilmek için canhıraş koşturmak zorunda değillerdi, mesela Saliha Önkol’u ve Ceylan’ı bilmiyorduk, mesela Taybet Ana kendi memleketinde kendi sokağında hiç haberimiz olmadan yaşıyordu daha, Mısra ÖZ, Çorlu tren 'kazasında' oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybetmemişti daha … Şimdi ise her Anneler Günü’nde kalbimin ortasına bir taş oturuyor. Tabii bir de çok isteyip de anne olamayanların, annesini ya da evladını kaybetmişlerin, annesi ya da evladından dolayı şanssızların hikayelerini de ekleyin buna ve olmazsa olmaz; reklam soslu, kutsallık ambalajlı baskı da cabası… Velhasıl Anneler Günü ile aram hiç hoş değil. Onun için bu hafta, senelerdir anne-evlat ilişkilerini uzaktan uzağa gıptayla izlediğim hatta çocuğumu kucağıma aldığımda, kendisi hiç farkında olmadan bana büyük bir güç vermiş olan bir ablamı davet ettim -ki bu sene başı en çok ağrıyan kesimlerden biri de LGBTİ+ bireyler ayrıca- … LİSTAG Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Dum, sağolsun sorularımı titizlikle cevapladı.

Son olarak bir insana (yavru ya da yetişkin) bir çiçeğe, bir ağaca, bir hayvana da annelik sunan kadın-erkek ya da kendini nasıl tanımlıyorsa herkesin Anneler Günü’nü gönlümdeki ismiyle Şefkat Gününü kutlarım.

LİSTAG hangi niyetle kuruldu, nasıl bir araya geldiniz, kuruluş sürecinden ve amaçlarınızdan bahseder misiniz?

LİSTAG (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve + Aileleri ve Yakınları Derneği) çocukları LGBTİ+ olan birkaç anne ve babanın yaşadıkları zorlukları paylaşarak, dayanışmak ve bilgilenmek üzere bir araya gelmeleri ile kuruldu. 2008’den beri faaliyetlerini sürdüren, çocukları, kardeşleri, akrabaları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks, ve + ) olan aile üyelerinden oluşan bir destek ve dayanışma derneğidir. Amacımız, tüm insanların cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadelerinin özgürce beyan edildiği, değer verildiği ve saygı duyulduğu bir gelecektir.

Kuruluşunuz sırasında ne gibi zorluklar yaşadınız ve yine kuruluş sürecinde işinizi kolaylaştıran şeyler neler oldu?

LİSTAG 2008 yılında, çocukları arkadaş olan küçük bir grup LGBTİ+ ebeveyninin Lambdaİstanbul Derneği'nden birkaç aktivistin öncülüğünde bir araya gelmesiyle kuruldu.Önceleri kafelerde buluşup, sohbet ederek, sorunlarımızı paylaşmaya ve bilgilenmeye başladık. Kurulduktan kısa bir süre sonra Lambdaİstanbul’dan ayrılarak ayrı bir STÖ olarak çalışmalarımıza devam ettik ama Lambdaİstanbul’dan öğrendiğimiz örgütlenme deneyimlerini hep koruduk; anti hiyerarşik, yatay örgütlenme gibi.

O günlerde Lambda’nın kapatılması için dava açılmıştı, bu bizi çok rahatsız etti ve bizde bu davada diğer LGBT dernekleri ile dayanışma içinde ‘’Çocuğumun Derneğine Dokunma’’dedik. LİSTAG ilk yıllardan beri dünyadaki benzer aile örgütlenmeleri ile (İngiltere'de FFLAG, Amerika'da PFLAG, Italya’da AGEDO, İspanya'da AMPGYL, Almanya’da BEFAH) ile hep yakın ilişki içerisinde olmuş onların deneyimlerinden ve desteklerinden yararlanmış, yeri geldiğinde onlara da örnek olmuştur.

Aktivist çocuklarımızdan biriyle, iki anne olarak Floransa’da yapılan İtalyan LGBTİ Aile Grubu AGEDO’nun davetlisi olarak bir toplantıya gitmek ve oradaki LGBTİ+ çocukların aileleri ile yaşadıkları süreci, ailelerin bilgilendikçe nasıl dönüştüklerini konu alan bir film izlememiz bizleri çok etkiledi. Seyrettiğimiz filmde bir psikiyatrist moderatörlüğünde ebeveynlere yönelik yapılan bilgilendirme ve paylaşım toplantılarının çok yararlı olduğunu gördük biz de, benzer bir şekilde CETAD'ın (Cinsel Eğitim Tedavi  ve Araştırma Derneği) ruh sağlığı uzmanları ile gönüllü ve ücretsiz olarak bu çalışmalara başladık. 

Kısa bir zaman içinde, bize ulaşmak isteyen ebeveynler ile haberleşmek, dertleşmek için  LİSTAG Danışma Hattımızı açtık.

LİSTAG DANIŞMA HATTI  0546 484 82 85

2010 yılında Türkiye'de İstanbul dışında da aile örgütlenmelerinin oluşması  için CETAD ile yürüttüğümüz  bir ortak çalışma ile Ankara ve İzmir’de gönüllü CETAD uzmanlarına/psikiyatristlerine bulundukları illerde LGBTİ+ aileleriyle çalışmaları için gerekli eğitimi vererek Ankara ve İzmir Aile gruplarının düzenli toplantılar alarak başlamasının önünü açtık. Daha sonra bu illere, Antalya’yı da ekledik ve Antalya Akdeniz Aile Grubu’nun düzenli toplantılar alarak örgütlenmesine yardımcı olduk. LİSTAG’ın faaliyetleri İstanbul ile sınırlı  değildir ama diğer illerdeki aile grupları LİSTAG’in şubesi de değildir. Bu aile gruplarının kurulması ve güçlenmesi için her zaman elinden gelen desteği vermiş ve vermeye devam etmektedir.

LİSTAG 2013 yılında, “Benim Çocuğum” belgeselinin ilk gösterimi ile toplumda LGBTİ +’lar ile ilgili önemli bir farkındalık yaratmıştır. Ayrıca, diğer STK ve LGBTİ+ ların  derneklerinin etkinliklerine katılarak onlar ile dayanışma içinde olmuştur.

Şimdiye kadar ne gibi faaliyetler yaptınız ve bir etki yaratabildiğinizi düşünüyor musunuz? Bundan sonrası için önünüzde ne gibi hedefleriniz var?

Salgının başlaması ile faaliyetlerimizi internet üzerinden çevrimiçi sürdürüyoruz.

LİSTAG ebeveynleri olarak haftalık düzenli toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılar, LİSTAG üyelerinin bağlarını korumak için önemli oluyor. Bir aile gibi olduğumuz için birbirimizi görmek ve özellikle bu günlerde sohbet etmek gerçekten bizi iyi hissettiriyor.

Haftalık çalışma programımızı oluşturuyor, deneyimlerimizi konuşuyor, aramıza yeni katılan ebeveynler ve aile üyeleriyle tanışıyoruz.

Ayrıca bilgi, en son haberler, eğlence, endişeler vb. paylaştığımız gruplarımız da var.

Her ay aramıza yeni katılan ebeveynler ile CETAD’dan (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) gönüllü ruh sağlığı uzmanlarının desteğiyle  bilgilendirme ve paylaşım toplantıları düzenliyoruz.

Ayda bir kez ailelerimiz ve çocukları ile yemekli toplantılar düzenleyip bilgi ve deneyim alışverişinde bulunuyoruz.

LİSTAG’dan yedi ebeveynin hikayelerinden oluşan “Benim Çocuğum” adlı belgeselimizin özel gösterimlerini yapıyor sonrasında ailelerin yaşanmışlıklarını paylaşıyoruz. www.benimcocugumbelgeseli.com

Uluslararası LGBTİ+  organizasyonları ile işbirliği içinde Avrupa ve Dünyada dayanışma, deneyim paylaşımı ve savunuculuk faaliyetleri yapıyoruz.

Yurt içinde ve yurt dışında LGBTİ+ dernekleri tarafından düzenlenen toplantılara, Onur Haftası Etkinliklerine ve Onur Yürüyüşlerine katılıyoruz.

LGBTİ+ dostu Özel Şirketler ile ‘’LGBTİ+ İNSAN HAKLARI FARKINDALIK ATÖLYELERİ yapıyoruz.

18 yaşından küçük LGBTİ ve + çocukların ebeveynleri ile onların soruları ve çözümleri üzerine ‘’LİSTAG JUNIOR’’ dayanışma grubu oluştu.

Bu grup ile LGBTI+ çocukların okullarda yaşadığı, ayrımcılık ve akran zorbalığını   çalışmayı hedefliyoruz.

Çocuğunuz, kardeşiniz veya herhangi bir yakınınız LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve +) ise ve desteğe ihtiyaç duyuyorsanız 10:00-19:00 saatleri arasında danışma hattı telefonumuzu arayarak bizimle iletişime geçebilirler.

LİSTAG DANIŞMA HATTI

0546 484 82 85

Ayrıca, sosyal medya hesaplarımızdan da bize ulaşabilirler.

http://www.listag.org, Facebook: @listagdernegi, Twitter:@LGBTTAileGrubu, İnstagram:@listagfamilygroup

Özellikle günümüzde Corona virüsü nedeniyle evde aldığımız günlerde, LİSTAG ebeveynlerinin gerçek yaşam öykülerini konu alan‘’Gökkuşağından Hikayeler’’ den ünlülerin okudukları video kayıtlarını sitemizde, sosyal medyada yayınladık ve bu videoların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladık.

Ankara, Antalya-Denizli, İstanbul ve İzmir’deki LGBTİ+ ebeveynleri gruplarının gönüllü ve üyelerini güçlendirmesi, teşvik etmesi ve çeşitli alanlarda becerilerini ve bilgilerini geliştirmesi için çalışmalar yapıyoruz.

Yakın zamanda yayınladığımız;

1. LGBTİ+ İNSAN HAKLARI FARKINDALIK ATÖLYELERİ KOLAYLAŞTIRICI KLAVUZU

2. LGBTİ+ AİLELERİ İÇİN MEDYA VE İLETİŞİM STRATEJİSİ KILAVUZU

3. LGBTİ+ AİLELERİ İÇİN DANIŞMA HATTI KILAVUZU kitaplarını yine pandemi döneminde online düzenlediğimiz atölyelerde gönüllülerimizin katkılarıyla ürettik. Bu kaynakların sadece bizim değil, diğer aile gruplarına da yararlı olacağına inanıyoruz.

Diğer STK'lar tarafından düzenlenen çevrimiçi eğitimlere  ve etkinliklere katılarak toplumda LGBTİ+’lar ile ilgili farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.

Ebeveynler ve çocuklar için “Başka Bir Aile Mümkün” olduğunu vurgulayan aile hikayeleri ve LGBTI+ çocuklarımızın kendi hikayelerinden oluşan ‘’Kendimi Bildim Bileli’’ adında iki hikaye kitabımız yayınlandı. Bu kitapları diğer illerdeki aile gruplarına ve bize ulaşıp talep edenlere gönderiyoruz.

LISTAG, TurkMSIC, Şiddetsiz Eğitim ve Araştırma Derneği ve CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) ile birlikte Türkiye’de Tıp Öğrencilerinin LGBTİ+ İnsan Hakları konusunda Farkındalıklarının Arttırılması  amacı ile 6 ay süren, çevrimiçi  atölye çalışmaları  düzenledik.

Türkiye'deki Aile Grupları ile "Avrupa ülkelerinin çoğunlukta olduğu, Güney Amerika'dan Hindistan'a kadar genis bir yelpazede" dünyanın başka ülkelerinde ki  ebeveynlerle ve uzmanlarla geniş katılımlı uluslararası webinarlar düzenledik.

Türkiye’deki farklı illerdeki aile gruplarının da katılımıyla  "Gönüllülük ve Gönüllü Programı" üzerine çalıştık.

2013 yılında gösterime giren, Türkiye’li bir grup LGBTİ+ ebeveyninin bulunduğu’’Benim Çocuğum’’ belgeseli ile, bugün hala çocuklarının LGBTİ+ olduğunu öğrenen ailelere açılma ve bunu kabul süreçlerinde ve LGBTİ+ lara, sivil toplum, kamu, özel sektörde eğitim faaliyetlerine destek olmakta, Uluslararası alanda, Türkiye’de LGBTİ+insan haklarının savunuculuğu yapıyoruz.

Hedefimiz,

LGBTİ+'ların tam eşitliğe ulaşabilmesi için gerekli kanunların ve politikaların yaratılması, Türkiye’de ve Dünya’da bu konuda bir tutum ve davranış değişikliğinin sağlanması.

Kendi kişisel annelik deneyiminiz nasıldı? Çocuğunuzla ilişkinizde aşmanız gereken zorluklar neler oldu ve şimdi hangi noktadasınız?

Ben isteyerek çocuk sahibi oldum ve mutlu bir hamilelik geçirdim. Hamilelik döneminden başlayarak çocuk yetiştirmeyle ilgili kitaplar okudum. Çocuğum çok hareketli, sosyal, sanata ilgi duyan, tiyatro yapan, şarkı söyleyen bir çocuktu ben bunları gözlemlediğim için onu okul hayatında başarı odaklı zorlamadım, o günlerde istediği bir eğitim aldı.

Ben çocuğumun eşcinsel olduğunu ergenlik yaşlarında düşünmeye başladım ve konunun uzmanı cinsellik ile çalışan bir hekim ile konuştum. Eşcinselliğin hastalık olmadığı ve çocuğumu herhangi bir çocuk gibi yetiştirmem söylendi, ben de öyle yaptım.

Onun, aile, akraba ve yakın arkadaşlarımız arasında bir sorunu olmadı. Orta okul, lise yıllarında çoğu LGBTI+’lar gibi o da akran zorbalığına uğradı. Ben de okula gidip idareci ve rehber öğretmenleri ile görüştüm. Onlara “Bazı çocuklar farklı olabilir, sizin göreviniz çocuklara farklılıklara saygı göstermeyi anlatmak olmalı” diyerek, “benim çocuğumu üzmeye kimsenin hakkı olmadığını” da söyledim. Ben de onu kimse üzmesin, istemediği, durumlar yaşamasın diye, rahatsız edecek kadar korumaya ve arkadaşları ile ilgili sorular sormaya başladım. Neyse ki bu günleri, birbirimizi üzmeden atlattık. Ben de çocuğum da şanslıydık.

Toplumumuzda cinsellik tabu olduğundan, eşcinsellik, translık, lezbiyenlik gibi kavramların anlamı doğru bilinmediğinden, önyargı ve kulaktan kulağa geçen yanlış bilgiler ile LGBTİ+’lar ayrımcılığa uğruyor, ötekileştiriliyor. Bunların sonucu olarak nefret söylemleri yerleşiyor ve bu devlet politikası olarak, sistemli bir şekilde yapılıyor.

Bu durumda kendi çocuğunuz için bile güvenli bir alan yaratamıyorsunuz.

Ben çocuğumun değil, toplumun yanlış olduğunu bilen bir anneydim ve bunun için çocuğumun arkadaşlarının aileleri ile birlikte toplumda bu algıyı değiştirmek için  bilgilenmeyi seçtim ve mücadele etmeye karar verdim. Ben ilk günlerden beri, 13 yıldır LİSTAG gönüllüsüyüm. 2019’dan itibaren de Yönetim Kurulu Başkanlığı görevindeyim.

Size göre nedir annelik ve bu ülkede anne olmak kolay mı? Anneliğe yüklenen toplumsal kodlar  Sizi zora soktu mu, ne olsa daha iyi olurdu? Mesela çocuğunuza bakmak için işinizden ayrılmak zorunda oldunuz mu ya da buna benzer başka deneyimleriniz oldu mu?

Bana göre annelik, bir çocuğu isteyerek veya istemeyerek dünyaya getirdikten sonra, bitmeyen, ömür boyu onun iyi, mutlu, sağlıklı olması için sonsuz çabalamaktır. Hayattaki en büyük sorumluluktur.

Toplumumuzda, kadınları annelik üzerinden var etmeye yönelik bir yaklaşım söz konusu. “Annelik kutsaldır” safsatası ile kadınlar evlenmeye ve anne olmaya zorlanmaktalar. Bu toplumun kodlarına öyle bir işlenmiş ki, anne olmak istemeyen veya olamayan kadınlara kendileri eksik hissettirilir. Kadınlar dünyaya geldikleri andan itibaren, pembe kıyafet giydirilerek, uslu, hanım hanımcık olmaya zorlanarak zaten bu cinsiyetçi kodları içselleştirerek büyütülüyor. Aile, toplum ve kurumlar tarafından sürekli baskı altında tutuluyorlar. Bu kalıpların dışına çıkmak her zaman kolay olmuyor.  Ben kendi açımdan, biraz daha şanslı bir anneyim. Kendi ailem tarafından, daha demokratik, her bireyin sözü geçen bir ortamda büyüdüm. Böyle aileler de bile, kadınlara yüklenen roller tamamen ortadan kalkmıyor ama bir nebze daha rahat nefes alabilme olanağınız oluyor.

Bu toplumda çocuk büyütmek ise başlı başına büyük zorluklarla baş edebilme becerisi gerektiriyor. Çocukla ilgili bir sorun olduğunda, örneğin hastalık gibi çoğunlukla anne suçlanır, baba evin geçimini sağlamakla yükümlüdür ve çocukla ilişkisi, canı istediğinde biraz oynamaktan ibarettir.

Çalışmak isteyen veya zorunda olan bir anne, tam bir kıskacın içine girer.  Çocuğa kim bakacak? Birkaç seçenekten birini tercih etmek zorundadır. Çocuk için ya aile büyüklerinden destek alınacak ya bir bakıcı tutulacak ya da kreşe verilecek. Her üç seçenek de dezavantajlar içeriyor. Çalışan anne her zaman suçluluk duygusu hisseder. Bu da toplumsal kodlardan kaynaklanır. Anne sonsuz verici olmak zorundadır ve biraz eksik kalsa hemen kendisi dahil çevresi tarafından eleştirilir.

Bir arkadaşım, “İki çocuğumu da küçük yaşlardan itibaren kreşe vererek büyüttüm. Çocuğunuzu sabah bırakıp, akşam alıyorsunuz. Eve gittikten sonra, bakımı, yemeği derken oyun oynamak için vakit kalırsa şanslısınız. Bu döngü böyle devam ederken, bir bakıyorsunuz çocuğunuz büyümüş. Çocuğunuz büyüdüğünde ‘Beni sen büyütmedin ki, kreşlerde büyüdüm’ sözünü de sıkça duyabilirsiniz” demişti.

Oysa işyerlerinde kreşler açılsa, gün içinde belli zamanlarda görme, sevme şansı verilse, hem anne hem de çocuk için çok motive edici olur. Buna yönelik yasa maddeleri mevcut ama uyulmuyor ve yeterince denetim yok. Ayrıca işin ekonomik boyutu da var. Kreş ücretleri çok yüksek olduğu için, aldığınız maaşı oraya vermek yerine, işten ayrılan bir çok kişi tanıyorum.

LGBTİ + annesi olmak, özellikle çocuğunuz trans ise birkaç kat daha zor. Daha küçük yaşlarda, atanmış cinsiyet kimliğinden huzursuz olan çocuğunuzun, toplumdaki, “Kızlar şöyle giyinir, şöyle davranır, erkekler böyle davranır” kalıpları yüzünden büyük sorunlar yaşarlar. Okullardaki beden eğitimi dersleri, kısa, uzun saç, pantolon giydin-etek giymedin gibi konular hep sorundur. Okuldan atılmaya kadar varabilir.

Anneler çoğunlukla  korumacıdır, bu çocukların anneleri çok daha fazla korumacı davranmak zorundadır. Hastanelerde, kamu kurumlarında görme olasılıkları çok yüksek olan ayrımcılıktan korumak için her zaman yanında olmak zorunda hissederler kendilerini. Tabi bu konuda yeterli bilgi ve donanımları var ise, işte bu nedenler ile LİSTAG aileleri çocuklarıyla ilgili sebeplerle örgütlenip toplumda önemli bir politik yapı oluşturmuşlardır.

Annelerle sevgi alışverişinin aile dışında da mümkün olduğunu, evlatların da ebeveynlerine borçlu olmadığını unutmayalım.

Son olarak LGBTİ+ bireylerin maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddet ile ilgili neler söylemek istersiniz?

LGBTI+ların maruz kaldığı ayrımcılık, nefret söylemlemleri ve şiddet, uzun yıllardan beri var ama bu son yıllarda sistematik olarak arttığını görüyor ve  endişe ediyoruz.

Bizim çocuklarımızı gün geçmiyor ki hedef göstermesinler. Zaten toplum içinde bir çok yerde zorlanıyorlar, aile içinde, okulda, işyerinde, sokakta ayrımcılığa uğrayabiliyorlar. Bir de bu ötekileştirme, onları da korumakla görevli olması gereken her kesimden devlet görevlileri tarafından yapılıyor. Devletin Diyanet İşleri Başkanı, toplumu birleştirici olması gerekirken, beklenenin yerine LGBTİ+’ları dışlayan, onları değersizleştiren demeçler ile, yine İçişleri Bakanı ve bunlardan güç alan diğerleri de, LGBTİ+’ları, onların ailelerini, yakınlarını, arkadaşlarını huzursuz ediyorlar.

Yakın zamanda yaşanan, Boğaziçi Üniversitesi Öğrencilerinin LGBTI+ kulüplerinin kapatılması ile devam eden, onları kriminalize etmeye çalışan gözaltılar ve tutuklamalara kadar giden hak ihlalleri yaşanıyor.

Biz ebeveynler olarak, bundan çok rahatsız oluyoruz. Bizim çocuklarımızın herhangi birinin başına bir şey gelse bunun sorumlusu kim olacak.


Günseli Dum

LİSTAG Yönetim Kurulu Başkanı