Tam 48 hafta boyunca her pazar günü bu sütunda, hepsi çok değerli konuklarımla huzurunuzdaydık. En çok Covid-19 ile birlikte başkalaşan/değişen hayatlarımızda neyi, neden ve nasıl yaşıyoruz diye anlamaya çalıştık. Yine Covid-19'la birlikte aslında belki hepimiz gibi ama yine de biraz daha sahipsiz ve çaresiz bırakılan Sanatçılarla bu süreci nasıl geçirdiklerini, hayata bakışlarını bazen “başımıza gelen”le ilgili çözüm yollarını ve çokça hayallerini konuştuk. En çok içimizi titretenler boş sahneler, satılığa çıkarılmış enstrümanlar, denizlerin daha fazla saklayamadığı kirlilik, değişen mekan algımız, görünmeyen bir tehdide karşı savaşan ruh halimiz, bizim için en ön cephede savaşan sağlıkçılarımızın hikayeleri, çöpe atılan 1,5 senelik eğitim sistemimiz, dışarı çıktığında gönlünce dokunamayan, koşamayan, arkadaşsız kalan çocuklarımız, türlü etiketlerle acımasızca cezalandırılan her bir insan hatta yitirdiğimiz canlarımız oldu.

Ama yine de sanat tutunabileceğimiz en biricik dalımızdı ve bunca debdebe içinde asla bırakamazdık. Umarım söyleşilerimizi keyifle okumuşsunuzdur. Her bir hikayedeki müthiş renkliliğe, umuda, sevgiye tanık olmuşsunuzdur. Her bir konuğumdan çok şey öğrendim, zevkle yazdım ve sözlerini bana emanet ettikleri için çok teşekkür ederim. İyi ki sanat var, iyi ki bir aradayız. 

Bu haftayla beraber dinlenmek, sindirmek, becerebilirsek biraz eğlenmek ama her şeyden çok gücümüzü yeniden toplayıp, karşınıza yeniden çıkabilmek için çok da kısa olmayan bir ara vermek zorundayız. 5 Eylül 2021’de yeniden görüşmek üzere. O zamana kadar her şey gönlünüzce olsun. İyi bir yaz dilerim.