Bu sezon belki de ilk kez bir Fenerbahçe maçının ilk yarısının nasıl bittiğini anlayamadım…

İstek, oyun düzeni, sürekli baskı ve özellikle tempo üst düzeydeydi… Her Fenerbahçeli sağa sola büyük bir enerjiyle koşarak devreyi tamamladığında skor da 2-0 olarak gelmişti…

Devre arası merak ettim, internete bakınırken 2019 yılına ait bir haber dikkatimi çekti. Avrupa’nın en büyük kelebek uçuş alanına sahip Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’nde 10 bine yakın kelebeğin yanı sıra en yüksek hava temizleme özelliğine sahip 12 çeşit bitkinin yetiştiğini ve bu çalışmalardan aynı zamanda destek de veren NASA’nın yararlandığını okudum…

Artık bilemem Konya’nın bu temiz havası mı yaradı ama Fenerbahçeli futbolcuların 45 dakikalık enerjisi, ‘Hepsi maç bitiminde oksijen makinesine bağlanır’ dedirtecek düzeydeydi…

Bir kez yazdığımı hatırlıyorum, Sarı Lacivertlilerde kritik dörtlünün Gustavo, Szalai, Valencia, Pelkas olduğunu… Bu isimlere Osayi’nin de eklenme şansının yüksek olduğunu belirtmiştim. Konyaspor karşısında Gustavo haricindekiler onbirdeydi ve her biri takımın vites gücü oldular. 4 isim takımı ileri çekince diğerleri de ayak uydurdular ve ortaya iddialı bir Fenerbahçe çıkıverdi.

Fenerbahçe ismini kenara koyun… Kalitesi ortada Türkiye liginde hangi takım 45 dakika bu futbolu oynarsa, maçı koparır gider…

İkinci bölümde Fenerbahçe deplasman takımı olmanın da etkisiyle biraz daha kontrollü bir anlayışa büründü ama o da oyunu elinde tutmasına yetti…

Başarılı isimlerin başında kuşkusuz Szalai geldi. Golü kenarda dursun, savunmada yaptığı müdahalelerde çok kritik hamlelerde bulundu. Ayrıca bu müdahaleleri sonrası topu uzaklaştırırken bile takımını atağa kaldırmaya çalışması çok isabetli bir transfer olduğunun altını çizdi.

Osayi rakiplere çok sıkıntılı bir oyuncu. Bileğine hâkimiyeti, aniden hızlanması derken onu tutmak çok zorlaşabiliyor. Yapılan hamlelerdeki sertlik de o oranda artıyor.

Gökhan, Valencia, talihsiz sakatlığına kadar Pelkas iyi isimlerdi. Hatta onların yanında Mert Hakan da şimdilik en iyi maçını oynadı. Tek negatif isimler, bu kadar etkili ismin yanında kendini bulamayan Sosa ve Novak oldular. Özellikle Sosa’nın etkisizliği şaşırtıcı…

Ve bir klasik… Verilen pozisyonlarda yine Altay sahneye çıktı, devleşti…

Fenerbahçe sonuçta 3-0’lık skorla rahat bir maç kazandı. Kazanırken de özellikle ilk yarıdaki futboluyla taraftarlarının gönlünü aldı…

Şimdi hep savunduğumuza gelelim… İlk yarıda Fenerbahçe aleyhine bazı pozisyonlar vardı. Sarı Lacivertliler kazanamasa saatlerce, hatta günlerce konuşulabilecek, çeşitli savlarla ortamı karıştıracak bazı pozisyonlardı. Ama iyi futbol, baskılı oyun ve gelen goller olunca, bunlar ikinci plana düştü. Olması gereken de bana göre budur! İyi oynayan takım kazanır!

Artık Fenerbahçe için önemli olan bu istikrarlı futbolunu sürdürmesi. Önceki dönemde galibiyet istikrarı yakalamıştı ama bu kadar iyi futbol yoktu. Bu kez iyi futbol istikrarını yakalarlarsa, sezon için kaybedilmiş bir şey yok, hedef yaklaşır…

Futbol, kulüp sevgisi kadınların kıskandığı bir sevgidir. Fenerbahçe böyle mutlu edeceği bir maç için 8 Mart’ı seçti. Biz de futbolu kenara koyup kadınlarımızın gününü kutlarız…