Klasiktir, ‘Her şey yalan, gerçekler sahnede’ dedikleri süreçin başlangıcı oldu Dinamo Kiev sınavı… 

Polonya’daki başlangıç düdüğüne kadar Fenerbahçe’nin hazırlık sürecine bakarsak, çoğu sezon öncesine göre Sarı Lacivertliler sınıfı geçen notu almışlardı… Zamanında göreve başlayan teknik ekip, transferler derken D. Kiev karşısında İsmail Yüksek’le beraber Arao ve King yeni yüzler olarak onbirde yerlerini almışlardı…

11’in dışında kalan ama 11’e alınsalar kimsenin şaşırmayacağı o kadar çok isim vardı ki, bu tablo Fenerbahçe’nin uzun maratona hazır olduğunun bir işaretiydi…

Ama dış etkenlerce sezon başlarına özel ‘gaz verme’ politikası da eksik olmadı bu süreç içerisinde…

Yeni transferler tutulacak gibi değillerdi… Şampiyonlar Ligi’nde elemelerden gruplara istatiksel olarak en fazla takım çıkaran Jesus, zaten geçen yıl da Lucescu’yu geçmişti…Benzer tablolar sürekli tekrarlanıp durdu…
Ama gerçek resmi maçlarla başlayacaktı… 

İlki de Dinamo Kiev sınavıydı…

Jesus’un onbir seçimi bir yandan cesaret, bir yandan tedbir kokuyordu… Hazırlık döneminin yıldızı İsmail hakkıyla sahadaydı. Yanındaki Arao’yla ikili seçimi, deplasman takımı olarak tedbirin bırakılmadığını gösteriyordu. Valencia- King ikilisi ise kazanmaya oynayacak takım seçimiydi…

Ocak ayından beri resmi maç oynamayan bir takımla yine yeniden yapılanan bir takımın ilk yarıdaki mücadelesinde dengeler eşit gözüktü. Ukrayna temsilcisi sadece kısa bir bölümde, ileride basabildiği anlarda tehlike yaratırken Fenerbahçe gole daha yakın taraf gözüktü…

Elbette gözler yenilerdeydi… Arao sınıfı geçer bir görüntü sergilerken King süre ister bir tablodaydı. İsmail çok yetenekli ama üzerine aniden binen misyonun heyecanı olabilir, sert müdahaleleriyle bazen alarm veriyor…

Eskiler bildiğimiz gibiydi. Valencia’nın istekli görüntüsü umut verici. Osayi - Ferdi görev elemanlığına devam ediyorlar. İlk bölümde tek sırıtan İrfancan gibi gözükse de Fenerbahçe umut veren bir oyun sergiledi…

İkinci bölümde benzer tablo vardı. Jesus’un değişiklikleri ise kanımca Fenerbahçelileri mutlu etti. Portekizli teknik adam sonuca gitmek isteyen değişikliklerle takıma takviyelerde bulundu. Zorladı da Fenerbahçe ama olmadı. 
İlerleyen her dakika Arao’nun performansı ‘nokta’ transfer olarak gönüllere su serpti…

İş Kadıköy’e kaldı. Geçen yıl Jesus, Lucescu’yu 0-0’a 2-0’lık skorla geçmişti. Fenerbahçe şimdi tarihin tekerrürünü bekliyor…

Yazının başına ek olarak şunu da diyebiliriz sanırım… Son yılların en iyi hazırlık dönemini geçiren Fenerbahçe, ilk resmi maçında da son yılların en umut verici oyunlarından birini sergiledi…

Ama futbol bu… Sabır ve istikrar başrolün değişmez ikilisi…