Sonradan yazacaklarımı baştan ifade edeyim…
Fenerbahçe’de tüm futbolcular performans olarak, Altay hariç, sürekli geriye gidiyor… Takımın iyileri arasında gösterilen Szalai, Pelkas, Valencia, Osayi, Ozan… Kim derseniz deyin, giderek daha geriye gidiyorlar…
Bu isimler arasında Ozan fizik gücüyle ayakta kalan isimlerden biri. Bu sezon çok da maçı imzalamış bir oyuncu. Bu derbilerin havasını bilen böyle bir oyuncuyu, iyi sezonunda yedek bırakan Erol Bulut, takımın halini de tartınca, artık faydasının olmayacağının altını çiziyor…
Bilinen, her teknik direktörün en az 1-2 oyuncuyu performans açısından takıma kazandırdığıdır. Erol Bulut’tan böyle bir beklenti olmadığı gibi Fenerbahçeli hiç olmazsa eldekilerden en iyi performansı almasını umar halde...
Bu nedenle Erol Bulut’la yolların kesilmesi Fenerbahçe’nin gelecek yıl için atacağı ilk adım olur…
‘Hocanın arkasında durmak’ taktiğinin Fenerbahçe’de işe yaradığını pek hatırlayamıyorum!
Erol Bulut Fenerbahçe macerasını bu noktaya kadar taşıdıysa, şimdiden Altay’a bir teşekkür hediyesi hazırlamaya koyulmalı… Bugüne kadar Altay olmasa Sarı Lacivertliler birkaç maçtan 3-4 yiyerek hezimetle ayrılırdı. Beşiktaş derbisi de bunlardan biri oldu!
Peki Fenerbahçe kaçırmadı mı? Kaçırdı… Ama kaçırdıklarının çoğunda beceriksizlik, formsuzluk vardı. Yemediklerinde ise Altay’ın parmağı… Bu farkın altını çizmek lazım…
Türkiye’de gece operasyonları artık gündem oldu. Hop yatıyorsunuz, hop kalkıyorsunuz: Bir sürü atama, değişiklik… Hafta sonu dediğin dinlenme sürecidir. Oysa Türkiye’de hafta sonları aksiyon filmi gibi… Cuma akşamı mesai bitiminden pazar akşamı oynanan derbiye kadar olanlara bir bakın… Birçok ülkede bu kadar olay ancak yıl genelinde oluyor…
Maçları izlemeye başlarken de psikoloji farklı oluyor… Pazartesi itibarıyla hafta sonu yaşananların ekonomik yansıması ne olur endişesindeyken, derbiyle son bir nefes alalım dedik. 
Nerdeee..
Sevdiğim bir Beşiktaşlı arkadaşım daha ikinci dakikada yazıverdi: ‘Vay arkadaş, ilk dakikada başladı’… İddiası belliydi, maç Fenerbahçe’ye verilecekti! 
‘Haydaaa’ deyip ister istemez gözüm maçı bırakıp hakemi izlemeye kaydı, zor döndüm oyuna…
Bu kadar ön yargıyla izlenen maçlara, her taraftar artık hakem eleştirisine hazır başlıyor. 
Öyle bakarsak, ‘Futbolcular o kadar iyi ki, hakemler kötü yönetimleriyle maçları katlediyorlar’ demek lazım. Hakemlere mi savunuyorum? Asla… Ama hakemler kadar futbolcular da kötü… 
Örneğin… 15’de Osayi veya 37’de Nazım atsa, Fenerbahçeli hakemi ağzına alır mıydı? Aynısı kuşkusuz Beşiktaşlılar için de geçerli… Ve diğerleri için de… Herkes için…
Herkes hakemlerden şikayetçi, futbolcularından umutlu… Fenerbahçe cephesi Gustavo’yu bekledi, İrfancan’ın takıma monte edilişine gün saydı, Pelkas büyük umut olarak oynadı, Osayi’den beklentiler yüksekti… Hepsi oynadı… Beraberlik zor kurtarılırken maçın Sarı Lacivertliler adına kahramanı klasikti: Altay…
Bu arada İrfancan demişken… Kuşkusuz çok yetenekli ve iyi bir oyuncu. Ama büyük oyuncu olmak için bir de sahada duruş gerekir. İzlediğim İrfancan sürekli hakeme, seyirciye ve rakibe yönelik oynuyor. Elbette iyi oynayacağı, maç kazandıracağı günler gelecektir ama bu hareketlerle büyük futbolcu olamaz, camia onu iyi yerlere koymaz… Nacizane bir gözlem diyelim, geçelim…
Hakemi kötü, futbolcusu beceriksiz, heyecanı iyi bir derbi sonrası gelen 1-1’lik skor puan farkını koruması itibarıyla Beşiktaş'a yaramış gözüktü…
Fenerbahçe yarışa devam eder mi derseniz… Bu kadar fırsat kaçırdıkları için ‘zor’ denebilir. Başta da belirttiğim üzere, form grafiği düşen oyuncu sayısı giderek artıyor ve hala bir sistem gözükmüyor. Erol Bulut’un seçimleri tartışmaya açık. Takıma kimseyi kazandıramazken sakatlıklarda en korkulan isimlere forma veriliyor. Serdar sakatlandı, yerine giren Tisserand’ın yarattığı kabus hataların sorumlu futbolcu kadar teknik direktördür de… 
Bu nedenle Sarı Lacivertlilerin gidişatı oldukça endişe verici…
Kim bilir… Bir sabah bir kalkarız… Erol Bulut gitmiş bu kez…
Burası Türkiye, şaşmamak gerek!