Yıl 2020… 
Bilim, teknoloji her türlü bilgilendirmeyi artık yapıyor…
Örneğin meteoroloji… Ne zaman güneş açar, yağmur yağar önceden büyük yüzdeyle bilerek insanlığa haber veriyor…
Türkiye’de 2020’li yıllarda bu bilgiyi alanlar, işi sağlama da almak için olsa gerek, hutbelerde yağmur duası okutuyorlar!
Yıl 2020…
Türk sporu, kulüpleri son 20 yılın rezil yönetimi sonrası ekonomik olarak topun ağzındalar, hepsi batık…
Böyle bir ortamda Ali Koç çıktı ortaya, son 3 yılda milyon Eurolarla takım üzerine takım kuruyor. Bu sezon her şeyi sil baştan yapıp ilk zamanlarda işler de iyi gidince, ‘Nisan şampiyonluğu’ndan söz edilir oldu…
Sanırım işi sağlama almak için şampiyonluk duasına çıkmak unutuldu! Geç kalmadan bu da yapılmalı!
** 
Fenerbahçe 3 maçtır Kadıköy’de kazanamıyor. Bu kez de Malatyaspor’a 3-0’lık kendi adlarına utanç bir skorla kaybettiler. 
TFF geçen sezon son 8 haftayı boşu boşuna oynanmış saymayıp alınan sonuçları değerlendirseydi, Malatyaspor küme düşmüştü. O Malatyaspor bu kadar kısa süre sonra gelip Kadıköy’de şampiyonluk hesabı yapan takıma 3 tane atıyorsa… Fenerbahçe bunu iyi düşünmeli…
Maçtır, kaybedilir. Ama bu yatırım, bu kadro bir istikrarı aralık ayında hala yakalayamamışsa, sıkıntı var demektir!
Şimdi çoğunluk Fenerbahçeli, futbolculara ve teknik direktöre yüklenecektir. Haklıdırlar ama önce Fenerbahçeliler kendilerini sorgulamalılar…
Erol Bulut gelir gelmez ‘Sen bizim imparatorumuzsun, senle ne hedeflere koşacağız belli değil’ tarzı yüceltmelerle beraber daha ilk maçtan Şükrü Saraçoğlu Stadı’na posterleri asıldı… ‘Yürü be hocam’ denip durdu. Kimse ‘Fenerbahçe gibi bir kulübe gelmesi için stajı yeterli mi’ sorgulamasını yapmadı. ‘Gazcı medya’ da eksik olmayınca olay farklı yerlere geldi. 
Fenerbahçe zor kulüptür. Teknik direktör seçimi futbolcu seçiminden önemlidir. Alınan futbolcular hocanın kariyeri altında ezilmeli. Ya da ondan çekinmeli. Örneğin Denizli, Daum, Zico dönemlerinde bu yaşandı. Soru şu: Hangi futbolcu Erol Bulut’un kariyerinden etkilenip onun komutasına girer Fenerbahçe’nin bu kadrosunda?
Gelelim futbolculara…
Cisse… Leblebi gibi gol atar Fenerbahçe’de… Fenerbahçe ile Alanyaspor aynı ortam ya!
Mert Hakan Yandaş… Galatasaray’a imza atmışken Fenerbahçe’ye geldi ya, ‘Öz Fenerbahçeli… Yerli Alex olur’!
Sosa… Bakmayın yaşına. Maestro belli!
Ve benzerleri… Her gelene, her kalana kral muamelesi… Daha dereyi geçen yokken herkes Kadıköy’ün veliahtı durumunda!
Geçen yıl çim üzerinde top koştururken Fenerbahçe’nin en önemli mevkilerinden birine gelen Emre Belözoğlu’nun ‘Alo, ben Emre abin’ telefonlarıyla gelen oyunculara güvenmek çabası. Hangi oyuncu, hangi sisteme uygun acaba ne kadar araştırıldı? Yok eğer bu çalışılıp transferler yapıldıysa yine sınıfta kalındı! Herkes üzerine düşeni yapmalı!
Emre Belözoğlu elbette Fenerbahçe’ye mal olmuş bir oyuncudur ama biraz staj yapmadan, deneyim kazanmadan bu göreve gelmesi ilginç…
Aynı şekilde… Fenerbahçe’nin eskileri niye kulüpte görev yapmıyor denirken, Mehmet Yozgatlı, Aurelio, Emre, Volkan Demirel, Selçuk hep beraber Samandıra’dalar. Ayrıca isimler de var. Yani çok büyük bir kadro orada ama ne yapıyorlar, kimse çözemiyor. 
**
Ve Ali Koç… Döneminde neredeyse her maç bir rekor kırılıyor. Malatyaspor karşısında yenilgiyle Fenerbahçe lig tarihinde ilk kez Kadıköy’de üst üste 3 maç kaybetmiş…. Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon’a karşı yıllardır süregelen istatiksel üstünlük döneminde tarihe gömüldü. Yine 3 sezon üst üste Sarı Lacivertliler hiç bu kadar çok futbolcu değişimi yaşamamışlardı.
Ama olmuyor!
Olmayacak gibi de…
Ali Koç kulübe para kazandırmak için acaip yöntemler buluyor. Mesela her maçın formalarını açık arttırma ile satıyor. Bu maçın formalarını alan çıkarsa onları da Fenerbahçe TV’ye çıkarmalı. Bu maçın formalarını alanların çıkacağı program ciddi reklam toplayabilir!
Ama sayın Koç… Bu kadar emek verirken, para harcarken sportif başarıyı biraz daha profesyonel kovalamalı. Hakeme, medyaya, rakiplere yüklenmek olabilir. Haklı olduğu noktalar da vardır. Ama üçüncü sezonuna girdiği Fenerbahçe’de sportif başarı olarak doğru yaptığı henüz pek bir şey yok!
**
Eskiden Türkiye’de yapılan hatalarda, siyasi – sportif fark etmez, fatura kesilirdi. Ama kişiler başkalarına olduğu kadar kendilerine de keserdi faturayı…
Artık bu kavram rafa kalktı. ‘Suçlu aramak, günah keçisi seçmek’ yeni yöntem oldu…
Fenerbahçe bir ilki yaşamalı… Günah keçisi aramamalı, fatura kesmeli… Zira görüntü bu sezonun da elden gitmeye başladığı şeklinde…