Ali Koç, Erdoğan’dan kopya çekiyor: Başarısızlığı dış düşmanla örtmeye çalışıyor

Trabzonspor yenilgisini unutturmak için taraftarları sokağa çağırıyor, Fenerbahçe’yi eleştiren herkese sosyal medyadan saldırı başlatıyor, hakemleri suçluyor, saha koşullarını suçluyor ama asla dönüp kendisine bakmıyor.

Erdoğan’ın Türkiye’yi nasıl korkunç bir tabloya sürüklediğinin en açık örneğini Fenerbahçe örneğinde yaşıyoruz. Şablon basit: Kendinden başka herkesi suçla. Erdoğan dış güçleri, üst akılı suçluyor, Ali Koç Federasyonu…

Mesela Dolar’ın 10 liraya dayanması Erdoğan’ın beceriksizliği, cahil kararları, ABD ve Avrupa Birliği ile kavgasının sonucu değil. Dış güçlerin Türkiye üzerine oynadığı oyunun bir sonucu. Kendisine eleştirenlere saldırmak üzere kurulmuş bir trol ordusu ve medyası sürekli bunu işliyor.

Maalesef Ali Koç giderek Recep Tayyip Erdoğan’a benzemeye başlıyor. Kendisini asla sorgulatmıyor. Taraftarı sokağa davet ediyor, Federasyona, Merkez Hakem Komitesi’ne, bir kararı tartışılabilecek bir hakeme saldırıyor.

Dört yıla yaklaşan süre içinde bir tek isabetli transfer yapamadığını göremiyor mesela. Türkiye ikinci liginden herhangi bir takımın alabileceği Serdar Dursun, Maz Meyer, Mergim Berisha, Miguel Crespo gibi sıradan isimlerle takımı doldurmanın, 10 milyon Euro ödenen İrfan Can Kahveci, Mesut Özil gibi isimlere futbolu unutturmanın asıl sorumlusu olduğunu kabullenmiyor.

Ağzında altın kaşıkla doğmuş bir isim Ali Koç. Hep hazır olanı yönetmiş. Danışmanı, eleştireni, tartışanı yok. Acun Ilıcalı ve bir grup menajerle oyuncağı gibi yönetiyor kulübü, Erdoğan’ın Türkiye’yi yönettiği gibi.

Aslında yönetemiyor. Takım da, kulüp markası da her geçen gün kötüye gidiyor. Bir takım elbette maç kaybedebilir ama neden kaybedildiği oturup analiz edilmiyor. Sürekli dış güçler, yani hakemler suçlanıyorsa, orada arıza vardır ve Fenerbahçe yönetim anlayışında çok ciddi arıza var.

Dördüncü yılına giren bir yönetim Avrupa’nın en zayıf gruplarından birinde üst tura çıkma umudunu kaybetmiş, Türkiye liginin 10’uncu haftasında lige havlu atmışsa, sorumlusu üçüncü sınıf bir teknik direktör olan Vitor Pereira değildir. Üçüncü sınıf bir teknik adam dışında kimseyi bulamadığını açıkça ilan eden ve takımı dört yıldır üçüncü sınıf oyuncularla dolduran Ali Koç’tur.

Büyük bir holding kültüründen gelen Ali Koç, Fenerbahçe’yi bakkal dükkanı gibi yönetmektedir. Yönetim anlayışı Recep Tayyip Erdoğan’ınki kadar başarısız ve çağ dışıdır ve alınan sonuçlar bunu göstermektedir. Türkiye çağdaşlıkta, Fenerbahçe sportif başarıda küme düşmüştür ve gerçeği görmeden bunun düzelmesi ihtimali yoktur.

Fenerbahçe yönetimi taraftara gerçeği anlatıp ‘üç yıl şampiyon olmayacağız ama çok güçlü bir futbol kültürü kuracağız’ derse taraftar bunu anlayabilir. Ama her sezona şampiyonluk sloganı ile başlayıp yenilgileri sürekli dış düşmana bağlamayı anlamaz.

Ali Koç bir karar vermek ve arkasında durmak zorunda. Ya Fenerbahçe’ye yepyeni bir kültür getirecek ya da devlet müteahhitlerinin geleneğini sürdürüp pahalı ve ses getiren transferlerle bir kadro kuracak. Şu anda ikisini de yapamıyor ve her gün hikaye anlatıyor.

Dört yıla yaklaşan yönetimi ile gerçek bir hayal kırıklığı yaşatan Ali Koç’un şapkayı öne koyup düşünme zamanı geçmek üzere. Bu kulübün tarihinde nasıl anılacağını zenginliği değil, icraatı belirleyecek ve şu ana kadar yaşananlar bu açıdan iyiye işaret etmiyor.

Maç sonu kendisine ilk soruyu yönelten gazetecinin “Fenerbahçe tek kale oynadı, Alanyaspor iki kere gelip gol attı” şeklindeki çanak sorusu en az Erdoğan’ın uçağındaki gazetecilerin sorusu kadar utanç verici ve rezilcedir. Pereira’ya soru soran gazetecilerin bile kulüp tarafından istenmeme endişesi taşıdıkları açıkça görülmektedir.

Kendisine yalan bir dünya kuran Erdoğan’ın Türkiye’yi nereye getirdiğini Ali Koç kendisi göremiyorsa, ağabeyi Ömer Koç’un uyarılarını okuyup Fenerbahçe’deki yönetimine uygulayabilir.