7 Aralık günü Artı Gerçek sitesinde “Antalya’da ırkçı saldırıya uğrayan kürt öğrenciler okulu bıraktılar” başlıklı bir haber yayınlandı.

Haber şöyle böyle bir haber değil, her satırında ayrı ve çok önemli başka haberler var; adeta son senelerin Türkiye haber bülteni gibi.

Olay Antalya’da bir yurtta yaşanıyor, her yurt gibi burası da KYK’ya (Kredi ve Yurtlar Kurumu) bağlı bir yurt.

Yurdun özel ya da devletin yurdu olması, ismi, çocukların nerede okudukları falan hiç önemli değil.

Yurtta kalan üç kürt öğrenci çok sayıda başka öğrencilerin, MHP’li oldukları iddia ediliyor, saldırısına maruz kalıyorlar.

Üç kürt öğrencinin kürt oldukları zaten biliniyor herhalde ya da yurtta aralarında kürtçe konuşuyorlar.

Bu tür çok çirkin haberlere senelerdir maalesef alışıyoruz artık, iş burada kalsa sıradan bir adli mesele der, geçmememiz lazım ama geçebiliriz; nihai analizde bir öğrenci olayı der konunun üzerinde çok durmayız, tosuncukların ırkçı saldırıları ilk kez yaşanmıyor.

Meselenin vahameti, kimse bana kızmasın, bir grup milliyetçi tosuncuğun kürt öğrencilere saldırmasından kaynaklanmıyor.

Ancak, burada bir parantez açalım, kendini türk diye gören bir grubun kürt olarak tanımladıkları başka öğrencilere saldırması çok adi bir ırkçılık ve nefret eylemi.

Aynı türk milliyetçisi tosuncukların saldırısının Almanya’da dazlak diye nitelendirdikleri neo-nazilerin yaptıklarından pek farkı yok.

Yurtta yaşanan kavga sonrası savcılık devreye giriyor, bu da normal.

Ancak, normal olmayan, çok net bir biçimde ANORMAL diyebiliriz, savcılığın ifadelerini aldığı tosuncukları olayı “basit bir yaralama” vakası deyip serbest bırakması. 

Hayır, Sayın Savcı, bu olay öyle sıradan basit bir yaralama olayı değildir, ırkçı bir nefret saldırısıdır, bu tür saldırıların TCK’da mutlaka başka bir karşılığı vardır ve var.

TCK’da başka bir karşılığı var ama MHP’lilere bunu uygulayabilecek savcı var mıdır, bundan hiç emin değilim doğrusu.

Bu çok çirkin hukuki durum meselenin çok vahim birinci sonucu.

İkinci çok vahim sonuç yurt yönetiminin olayın mağduru kürt çocuklar aleyhine soruşturma açmış olmasıdır.

Yurt yönetimi anladığım kadarıyla meseleyi bir öğrenci kavgasına indirgemek istiyor.

Hayır efendim, mesele bir öğrenci kavgası değildir, “Yurtta kürt ve HDP’li istemiyoruz” diyebilen bir tosuncuk grubunun ırkçı nefret saldırısıdır.

Malum, kavga biraz simetrik dalaşmadır ama bu yaşanan pek öyle değildir, tıpkı bazı tarihsel olaylara mukatele yani karşılıklı katl denmesi gibi; mukatele kavramı da simetrik güç kullanımının bir ifadesidir.

Yurt yönetiminin saldırıya uğrayan gençleri korumaya alması, güvenliklerini temin etmesi, eğitimleri konusunda güvence vermesi gerekir iken mağdurlar aleyhine yurttan kesin ihraç talebi ile disiplin soruşturması açmış olması çok vahim bir gelişmedir.

Kürt çocukların bu ortamda artık eğitimlerine devam etmesine pek olanak kalmamış gibi durmaktadır ve onlar da gereğini yapıp galiba maalesef eğitimlerini kesmiş görünmektedirler.

Gelinen nokta çok vahimdir.

Irkçı nefret saldırısını kavga olarak gören savcılık kurumu için çok vahimdir, yurt yönetimi ve KYK için çok vahimdir.

MHP’li oldukları söylenen saldırganlar için bir söz söylemeyeceğim çünkü onlar artık söz söyleme kapsamının biraz dışındadırlar.

KYK yönetimi, savcılık kurumu kamusal kurumlardır ve bu kurumların konuya ilişkin davranışlarının her gün “milli birlik ve beraberlik” söylemini terennüm eden devlet düzeyiyle benzerliği ilginçtir.

Bu yurt olayına bir bakın, bu olay, bu yaklaşım iç barışa katkı yapabilir mi?

NOT: 250 ton mandalina üzerlerinde zararlı bir böcek türü olduğu için Rusya tarafından Türkiye’ye iade edilmiş.

Tarım Bakanından, Ticaret Bakanından bir milyonuncu kez rica ediyorum, bu mandalinaları ne yapacaklar, açıklasınlar.

Rusların yemediği mandalinaları biz kendi çocuklarımıza mı yedireceğiz?

Yerli ve milli olmak böyle bir şey olsa gerek.