Tümamiral Yaycı neden istifa etti?



Artı Gerçek

Türkiye bu çok önemli süreçte belki de Mavi Vatan fikrini bir süre rafa kaldırmak zorunda kalabilir.


Kesin bir cevabım yok, somut bir bilgiye de sahip değilim.

Basında, sosyal medyada konuşulan ihtimallerin bir bölümü şunlar:

1-Laiklik konusunda hassas avrasyacılarla Erdoğan arasında bir sürtüşme olabilir.

2-Tamamen Hulusi Akar ile ilgili bir tasarruf da olabilir, Erdoğan da bu ortamda Akar ile sürtüşmek istememiş olabilir; Hulusi Akar eski bir Hitchcock klasiğinin ismini hatırlatıyor belki de birilerine: “The man who knew too much, 1956” (Çok şey bilen adam).
Filmde güzelliği ve sesiyle (Que sera sera’yı söylüyor) Doris Day var.

3-Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı donanmada Gülen cemaatı ile mücadelesi ile de biliniyor; Yaycı’yı önce pasif bir göreve almak ve arkasından gelen istifasının Erdoğan’ın Cemaat ile mücadelesinden vazgeçtiği dedikoduları da bana inandırıcı gelmiyor, bu konular arasında ilişki yoktur herhalde.

4-Yaycı’nın pasif bir göreve geçirilmesinin ardında bir ihale meselesi ve Yaycı’nın bir usulsüzlüğe izin vermemesi meselesinin yattığı dedikodusu da var; konunun detaylarına hâkim değilim ama ihale meselesinin bizim necip ülkemizde her şeye kadir olduğunu da biliyorum.

Ankara’da ve her yerde “Mavi vatan mı, ihale mi?” sorusuna ihale diyecek çok sayıda kişi ve kurum var, buna emin olabilirsiniz.

Şunu da belirteyim, “Mavi vatan” adı verilen projenin detaylarına hâkim değilim ama bölgede kalıcı çözümün ve barışın Türkiye’nin AB üyeliğinden ve Kıbrıs’ın bir federasyon ya da konfederasyon olarak birleşmesinden geçtiğini de söyleyebilirim.

                                                                                              XXX 

Yukarıda Cihat Yaycı’nın nispeten pasif bir göreve alınması ve takiben gelen istifasının nedenleri hakkındaki dedikoduları aktarmaya çalıştım.

Benim de aklıma başka bir konu geliyor, doğruluğu hakkında iddialı asla değilim, Tümamiralin pasif göreve aktarılmasının nedeni hakkında bir ihtimali aktarmak istiyorum. 

Türkiye çok kötü yönetiliyor; dünyada kötü yönetim konusunda muhtemelen Venezuela’dan sonra ikinciyiz, iki liderin de (!!!) çok iyi anlaşmaları da muhtemelen bundan.

Kötü yönetim ekonomiyi de dibe çekiyor, enflasyonda, işsizlikte, ekonomik küçülmede zirveye oynuyoruz.

Covid-19 krizi de bu ekonomik buhranı körüklüyor, işsizlik hem sosyal olarak hem de siyaseten çok tehlikeli boyutlara ulaşıyor.

Türkiye’nin çok acil olarak döviz girişine ihtiyacı var, oysa Türkiye sermaye çıkışları yaşıyor, turizm, ihracat çok olumsuz bir seyir izleyecekler; bir senelik vade içinde de cari açık dışında iki yüz milyar dolara yaklaşacak dış ödemesi var Türkiye’nin.

Erdoğan ise bir inat uğruna en ucuz kaynak olan IMF kaynağını reddediyor.

Batı ülkeleri, para orada ağırlıklı olarak, Türkiye ile swap anlaşması yapmak istemiyorlar.

Türkiye’nin batı ile olan siyasal sürtüşmeleri para aktarımını çok ama çok zorlaştırıyor.

Siyasal sürtüşme konuları çok sayıda ama S-400’ler ve Kıbrıs açıklarında petrol ve doğal gaz araması konuları çok önemli bu sürtüşmelerde.

Türkiye bu çok önemli süreçte belki de Mavi Vatan fikrini bir süre rafa kaldırmak zorunda kalabilir; batı siyasal merkezleri mesela swap sözleşmelerinin bu konulara endeksli olabileceğini ihsas etmiş olabilirler Hazine ve Maliye Bakanlığına.

Erdoğan için bu konjonktürde yani kısa vadede küçülme ve işsizlik oranlarının makul seviyelerde kalması çok hayati olabilir.

Batı ile döviz akışı için bu tür bir üstü kapalı anlaşmaya varılmak isteniyorsa Deniz Kuvvetlerinde Cihat Yaycı’nın aktif ve önemli bir görevde bulunması proje ile tutarsız olabilir. 

Sayın Cihat Yaycı’nın görev değişikliği ve istifası önemli bir gelişmedir, anlamak da önemlidir.

Bendeniz de bu konuda bir başka ihtimali sunmak istedim sadece. 
 
 

YAZARIN TÜM YAZILARI