Önce, habere ilişkin basından bir alıntı ile başlayalım:

''Düzce-Zonguldak karayolunda dün (26ç Mart 2021) meydana gelen heyelan sonrasında yolun gece saatlerinde tamamı çöktü. İki şeritli yol kayboldu. Düzce’yi Karadeniz’e bağlayan geçiş güzergahlarından olan Düzce-Zonguldak karayolu çöktü. Bölgede meydana gelen aşırı yağış sonucu ilk önce yolda çatlak meydana geldi. Ardından ise yağışında devam etmesi ile birlikte gece saatlerinde Akçakoca’dan Düzce istikametine yol tamamen çöktü. Karayolları yetkilileri yolda incelemelerde bulundu.

İki yönlü trafiğe kapatılan D-655 Düzce-Zonguldak Batı Karadeniz bağlantı yolunda çalışma başlatıldı. Jandarma ekipleri Şifalı Su ile Akçakoca Sapak mevkilerinde önlem alarak araç geçişine izin vermiyor.

Düzce ile Zonguldak arasında ulaşımın sağlandığı karayolu Limak tarafından 2012 yılında yapıldı.”

***

Söz konusu karayolunu yapan firma ünlü LİMAK firması, 1976 senesinde iki ortak mühendis arkadaş kurmuşlar dünyada devletten en çok ihale alan firmaların da en başında geliyor, büyük patron Sayın Nihat Özdemir, şimdi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı, Limak firmasının Onursal Başkanı şimdilik, şirketin başında da kızı Ebru Özdemir görev yapıyor.

Yoğun yağmur altında karayolunun Akçakoca taraflarında bir bölümü tamamen çökmüş.

Türkiye’nin bir özelliği de bu tür olaylar, kazalar sonrası projektörleri olayın üzerine tuttuğunuz zaman Türkiye’nin başka bir yüzünü görüyorsunuz ama bizim basında fikr-i takip geleneği pek olmadığı için her konu çok çabuk unutuluyor.

Daha çok yakın, bir askeri helikopter kazası oldu, biri korgeneral çok sayıda subay vefat etti ama bakın bir gazetelere, konuyla ilgili en küçük bir haber bile çıkmıyor artık.

Soruşturma ne oldu, kaza kırım raporunun sonucu nedir?

Muhtemelen Düzce-Zonguldak karayolu çökmesinin da akıbeti aynı olacak.

Yağış sonrası bir karayolunun çökmesi Karayolları müfettişleri ve bilirkişiler tarafından yeterli incelemeye tabi olacak mı?

Bu ihalenin LİMAK firmasına nasıl verildiği, rekabet koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konuşulacak mı?

Sakın bu karayolu ihalesi de 21-b’ye göre verilmiş olmasın?

Yüklenici firma (LİMAK) karayolunu devlete teslim ederken kontrol mühendisleri acaba üzerlerine düşen görevleri nasıl yaptılar?

İhale sözleşmesinde, daha yolun inşaatının üzerinden on sene bile geçmemiş, yüklenicinin kusuru nedeniyle bir sorun çıktığı zaman bir tazminat müessesesi çalışacak mı?

Unutmayalım, bu karayolunu inşa eden firma, LİMAK, aynı zamanda İstanbul Havaalanını da, başka büyük yapıları, yolları da inşa eden firma, ihale sürecinde güvenlik önlemlerine ne kadar kaynak aktarılıyor acaba?

Düzce bölgesi, Allah korusun, deprem bölgesi, bir yoğun yağışta çöken karayolu, şiddetli bir depremde nasıl dayanabilecektir?

Bu çöken yolun tamirat harcamalarını kim üstlenmektedir?

Bir yargısal süreç başlatılmış mıdır?

Bu soruları uzatmak mümkün.

Her kazanın (?) altını kazıyın, muhtemelen ülkemize yönelik çok önemli detaylara ulaşacaksınız.

“Yağmur yağdı böyle oldu” demek mümkün müdür?

Eski Ali Sami Yen stadının yerine yapılan inşaatta bir asansör düştü, on işçi hayatını kaybetti, Sayın Erdoğan’ın İmam Hatip lisesinden arkadaşı patron nasıl bir ceza aldı, hatırlayan var mı?

Bir AVM inşaatında yangın çıktı, işçiler uyurken yanarak öldüler, peki sonra ne oldu?

Muhtemelen bu işlerin fıtratında vardır böyle kazalar diyelim ve konuyu değiştirelim.