Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK toplantısında yaptığı uzun konuşmada Erdoğan hükümetinin kendi yarattığı hayat pahalılığın önüne geçecek tedbirleri alacaklarını ve refah düzeyindeki gerilemeyi süratle telafi edeceklerini söyledi. Ekonomist olduğunu defalarca ilan eden Cumhurbaşkanı bir yandan enflasyonu düşüreceklerini bir yandan da halkın eriyen alım düzeyini yükselteceklerini ekledi.

Erdoğan’ın açıklamalarının arasında da en çarpıcı olan şüphesiz, “faiz-enflasyon dayatmasını önümüze koyanların bir kısmı zırcahil, bir kısmı haindir” cümlesiydi.  Keza, Cumhurbaşkanı’na göre “gösterge-faiz-enflasyon dünyanın hiçbir yerinde ilişkisi kalmayan bir tür dayatma ve AKP olarak uyguladıkları ekonomi programı gayet tutarlı”

Peki. 

Fakat dünyadaki merkez bankalarının 2021 son çeyrekten bu yana attığı adımlar Erdoğan’ın sözlerini doğrular nitelikte değil.  

Pandemi süreciyle ertelenen talep, aynı süreçte başta G20 olmak üzere bütçe imkânı olan devletlerin vatandaşlarına yaptıkları doğrudan gelir destekleri ve aksayan tedarik zinciri birleşimi dünyanın hemen her yerinde enflasyonu son 30-40 yılın zirvelerine taşıdı.  Enflasyonist ortamda yaşama tecrübesi hiç olmayan bir nesil enflasyonun yol açtığı ekonomik dengesizliklerle tanıştı. 

Artan enflasyonla mücadele için dünyanın en büyük merkez bankası Fed para politikasında değişim fişeğini yakmasıyla da 2021 özellikle ikinci yarısında büyüklü küçüklü merkez bankaları ülke para birimlerinin değerini korumak, artacak enflasyona bir de kur değer kaybı gibi maliyetleri sıçratan bir ivmeyi engellemek için birer birer faiz artırmaya başladılar. Büyük merkez bankaları arasında ilk adımı atan da 2021’in son aylarında İngiltere Merkez Bankası oldu.

Fed topa 25 baz puan faiz artışıyla Nisan 2022’de girmeden hemen önce tahvil alım programını sonlandırdı.  ABD ekonomisinden dünyaya yayılan doların azalması ufak tefek piyasa depremlerine neden olduysa da asıl hareket Fed’in faiz artış adımını Mayıs 2022’de 50 baz puana çıkarması ve birkaç toplantıda daha tempoyu düşürmeden 50’şer baz puan faiz artışları ile yola devam edeceğini açık etmesiyle yaşandı.  Bankanın 2022 içinde ağırlıklı olmak üzere bilançosunu 1 trilyon doların üzerinde 3 trilyon dolara kadar daraltacağı iması da zaten hareketin tetikleyicisi oldu.  

ABD ekonomisinde uzun yıllardır %2 hedefin altında seyreden tüketici fiyatları enflasyonunun bu sene başında %8,5 ile zirve yapması Fed’i harekete geçiren, 2008 Küresel Finansal Krizi’nden bu yana birkaç dur kalk hariç devrede olan genişlemeci para politikasından 180 derece dönmeye iten neden. Fed’in parasal sıkılaştırma döngüsüne 2024 başlarına kadar, ta ki TÜFE enflasyonu hedef %2’ye yakınsayana kadar devam edeceği bekleniyor. Bu arada Fed’in enflasyon sorumluluğu gereği attığı adımlarla yavaşlayacak ABD ekonomik büyümesi, diplerden yeniden yükselecek işsizlik gibi sorunlara çözüm bulmak da ABD hükümetine kalıyor. 

Avrupa Merkez Bankası (AMB) ise Temmuz 2022’de ilk faiz artışı adımını yaparak devreye girecek.  2022 ve 2023’te devam edeceği faiz artışlarına bilanço daralması da Ukrayna işgali ve Rusya ambargolarının enerji fiyatlarında açtığı gediği kollayarak devam edecek. 

Özetle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın inançlarının aksine, “enflasyon-faiz ilişkisinin” son derece canlı bir şekilde yerinde durduğunu yansıtan bir ABD merkez bankası var karşımızda.  Üstelik Türkiye hariç dünyanın birçok merkez bankası da Fed’in adımlarının etkilerinden ülke para birimlerini, ülke ekonomilerini ve vatandaşlarının hayat şartlarını korumak için çok önce harekete geçerek “enflasyon-faiz” ilişkisinin canına can katmış pozisyondalar. 

Bu merkez bankaları hangi ülkelere mi ait? 

Norveç, Yeni Zelanda, Kanada, İngiltere, Avustralya, İsveç, İsviçre, Güney Kore, Güney Afrika, Meksika, Suudi Arabistan, Hindistan, Arjantin, Mairitus, Çad, Kamerun, Gabon, Kongo Cumhuriyeti, Namibya, Burundi, Tunus, Mısır, Nijerya, Malawi, Ghana, Zimbabwe, İsrail, Kamboçya, HongKong, Maçau, Tayvan, Bahreyn, Kuveyt, Malezya, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Hindistan, Mongolia, Pakistan, Kazakistan, Guatemala, Bolivya, El Salvador, Jamaika, Kolombiya, Paraguay, Şili, Uruguay, Brezilya, Makedonya, Sırbistan, İzlanda, Romanya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, belarus, Moldovya...

Zırcahiller ordusu... 

Keza, Türkiye olmayan bu ülkelerin merkez bankalarını artan enflasyona artırdıkları faizle karşılık verdikleri için hain kategorisine sokmak doğru olmaz.     

“Ya vicdansızlık yapma”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP olarak uyguladıkları ekonomik programın “gayet tutarlı” olduğunu söylemekte. 

Faiz indirimlerinin başladığı Eylül 2021 ile Mayıs 2022 arasında Rusya’nın Ukrayna işgali ile küreselleşmenin ortadan ikiye yarıldığını, enerji fiyatlarında büyük sıçramalar oluştuğunu, küreselleşmenin ikiye ayrılmasıyla üretim merkezlerinin değişerek uzun yıllar küresel enflasyonu besleyeceği gerçekleri bile tek başına bir ülkenin para politikasında ve hatta maliye politikasında yeni bir duruş, adaptasyon ve değişim gerektirir. 

Ocak 2022’de kurdaki “köpüğü” aldıklarını sıranın enflasyondaki “köpüğü” almaya geldiğini açıklayan Erdoğan o gün bu cümlesini TL/dolar 18’den 13’e inmiş, yıllık TÜFE enflasyonu %36 iken sarf etmişti. 

Dün, benzer bir şekilde hükümet olarak kur ve enflasyon sorununun üstesinden geleceklerini, vatandaşlarının gelirini artırdıklarını, “ya vicdansızlık yapma, ne aç kaldın? Aç kalan falan yok” derken TL/dolar 16,3 TÜFE enflasyonu ise %70 seviyesinde. Türk-İş’in açıkladığı aylık veriler içinde açlık sınırı 6,017,85TL ile asgari ücretin 1,764TL üzerinde. Kur Korumalı Mevduat ile Hazine kaynaklarından para sahibine vergilerimizden aktarılan kaynağın hesabı 127 milyar TL civarında, sene sonu 200 milyar TL’ye uzanmakta.