Devrimler ve savaşlar ulusal olmaktan çok uluslararası olaylardır. Bu tür olaylar, kimi milli duyguları harekete geçirse de, daha çok enternasyonal duyguları harekete geçirir. Ruhları milli duyguların içine hapsolmamış, Tevfik Fikret’in deyişiyle, “vatanım ruy-i zemin, milletim nev’i beşer” diyen ruhlar, doğmadıkları, hatta görmedikleri topraklardaki insanlarla dayanışma için çarpışmaya giderler. Gönüllü enternasyonalist savaşçı, paralı askerin tam zıddıdır. Günümüzde bu, bilinçli veya bilinçsiz karıştırılıyor da...

Tarihte, bu ruhların en bilinen örneği, tarihçi E. H. Carr’ın ünlendirdiği deyimle, “devrimin fırtına kuşu”, anarşist Mihail Bakunin’dir. Bütün ömrü boyunca, 19. yüzyılda, Avrupa’da meydana gelmiş neredeyse tüm devrimlere olduğu gibi, Polonyalıların 1862 yılındaki, Rusya’ya karşı ulusal ayaklanmasına da bir an tereddüt etmeden koşmuştur. 

Enternasyonal dayanışmanın tarihteki en büyük örneği ise, İspanya İç Savaşı sırasında, Cumhuriyetçilerin Franko darbecilerine karşı direnişine omuz vermek için dünyanın her tarafından İspanya’ya gelen anti-faşistlerdir. Bunlardan George Orwell gibi bazıları, ülkelerindeki destek örgütleriyle bağlantılı olarak, bağımsız bir şekilde İspanya’ya gelmiş ve anarşist ya da POUM milislerinin saflarında darbecilere karşı savaşmıştır. George Orwell’in bu savaşta ağır yaralandığı bilinir. 

İspanya İç Savaşı’na uluslararası çapta en örgütlü destek ise, zamanın büyük enternasyonal teşkilatı olarak bilinen Komintern’den gelmiştir. Komintern, Sovyetler Birliği’nin, Batılı ülkelerin (başka İngiltere ve Fransa) non-interference (müdahalesizlik) anlaşmasına katılmasına rağmen, International Brigade’yi (Uluslararası Tugaylar) örgütlemiş ve İspanya İç Savaşı’na çok sayıda tugay göndermiştir. Tahminlere göre, bu gönüllü birliklere 53 ülkeden 32.000 gönüllü katılmıştır.

 

International Brigade fikri önce Fransız Komünist Partisi (PCF) lideri Maurice Thorez tarafından ortaya atılmış ve o sırada (1936) Komintern Propaganda Sorumlusu Willi Münzenberg (1940 yılında NKVD tarafından öldürülmüştür) tarafından yürürlüğe konmuştur. Bu girişimin hayata geçirilmesinde İtalyan ve Fransız Komünist Partileri başı çekmiştir. Sovyetler Birliği, “non-interference” Komitesi’nde olmasına rağmen girişimi gayriresmi olarak desteklemiş, Stalin’in, İspanya Komünist Partisi Sekreteri Jose Diaz’a yazdığı destek mektubu Mundo Obrera’da yayınlanmıştır.

Daha sonra Yugoslavya lideri Tito olarak bilinecek olan Josip Broz’un da, özellikle Doğu Avrupa’dan gelecek gönüllülerin örgütlenmesinde önemli rolü olmuştur. Gönüllüler arasında, Sovyetler Birliği’nden sürgün edilmiş 500 kadar komünist de bulunuyordu. 

Tugayların hareket merkezi, İspanya’nın Albacete kentinde kuruldu. Tugayın genel Komutanı Fransız Komünist Partisi’nden André Marty, askerî müfettiş ise İtalyan Komünist Partisi’nden Luigi Longo’ydu. 

Uluslararası Tugaylar, arada birçok ideolojik ayrılık olmasına rağmen, Franko darbecilerine karşı birçok muharebede, anarşistlerle, Durruti Tugayı’yla, devrimci Marksistlerin örgütü POUM milisleriyle omuz omuza savaştılar. Örneğin İç Savaş’a POUM aracılığıyla katılan, sonradan Uluslararası Tugaylar’a geçen İngiliz şair ve eleştirmen John Cornford, faşistlerle mücadelede düşmüş bir devrimcidir. Keza, şair ve romancı Ralph Winston Fox da İç Savaş’ta düşmüş bir komünisttir.

İrlandalı Cumhuriyetçi ve sol kanat aktivisti, şair Charles Donnelly ise İç Savaş’ta düşen bir diğer enternasyonalist savaşçıdır. Anarşist Durruti’nin, 26 Kasım 1936’da, Madrid savunması sırasında, Durruti Tugayı’nın başında dövüşürken düştüğünü biliyoruz. Ünlü Fransız yazar ve filozof Simone Weil’in de anarşistler arasında mücadeleye katıldığını belirteyim. 

Enternasyonal Tugaylar, kendi “ulusal müfrezelerine” ulusal ya da komünist önderlerinin isimlerini vermişlerdi (enternasyonal bir dayanışma açısından yadırganacak bir “ulusalcı”lıktır bence bu): İrlandalılar, İrlandalı sosyalist sendikacı James Connolly’a atfen, Connolly Tugayı; Amerikalı savaşçılar, ABD Devlet Başkanı Abraham Lincoln’e atfen, Lincoln Tugayı; İtalyanlar, İtalyan ulusal kurucusu Giuseppe Garibaldi’ye atfen, Garibaldi Tugayı; Almanlar, Alman Komünist Partisi’nin Nazi kamplarında tutuklu lideri Ernst Thaelmann’a atfen, Thaelmann Tugayı; Polonyalılar, şair Adam Mickiewicz’e atfen, Mickiewicz Tugayı; Yunan, Yugoslav, Bulgar, Çekoslovak, Macar ve Romenler, Komintern Başkanı Georgi Dimitrov’a atfen, Dimitrov Tugayı vb. adını benimsemişlerdi. 

Enternasyonal Tugayların başında, ne yazık ki, Stalin’e, karakter olarak, “hık demiş burnundan düşmüş” denecek kadar benzeyen André Marty adlı paranoyak bir şahıs bulunmaktaydı. Fransız Mersaillaise Tugayı’nın komutanı Gaston Delaselle, Lopera Köyü’ndeki çarpışma yenilgiyle sonuçlanınca, André Marty tarafından “Franko ajanı” olmakla suçlanmış ve hızlı bir “yargılama”dan sonra kurşuna dizilmiştir. 

Enternasyonal Tugaylar’da çarpışmalarından yıllar geçtikten sonra “casusluk”la suçlanıp infaz edilen başka kurbanlar da var: 1949 yılında, Macaristan’daki Stalinist Rakosi rejimi tarafından “ajan”lıkla suçlanıp idam edilen Laszlo Rajk ve 1981 yılında Arnavutluk’ta Enver Hoca tarafından öldürtülen, Arnavutluk Emek Partisi’nin emektar önderlerinden Mehmet Shehu. 1951 yılında Çekoslovakya’da Stalinist polis tarafından örgütlenen Slanski davası sanıklarının özellikle İspanya İç Savaşı’na katılanlardan ve Yahudilerden seçildiğini ve ölüme gönderildiğini de ekleyeyim. 

Uluslararası Tugayların ömrü uzun olmadı. Yaklaşık 6 ay süren kahramanca mücadelelerden sonra, 22 Şubat 1937 tarihinde Milletler Cemiyeti’nin “Non-interference” komitesi, yabancı gönüllülerin İspanya İç Savaşı’na katılmasını yasakladı. Böylece, İtalyan faşistleri ve Alman Nazileri İç Savaş’ta Franko’ya silahlı güçleriyle ve asker göndererek açıkça destek verirken, Batılılar, “müdahalesizlik” adı altında anti-faşist güçlere müdahale ettiler. 

İçinde lekeler de olsa İspanya İç Savaşı’ndaki enternasyonal dayanışma, bugüne de ışık tutacak niteliktedir. Dün Rojava’da, bugün Ukrayna’da (çeşitli ülkelerden gönüllülerin, Ukrayna’daki direnişe omuz vermek üzere Polonya’nın Korczowa kasabasında toplandıkları bildirilmektedir), yarın Afrika’nın, Avrupa’nın, Latin Amerika’nın, Asya’nın herhangi bir ülkesinde, emperyalizme, kapitalizme, faşizme, istilacıya, bölgesel hegemonyacılığa, ırkçılığa, ulusal baskıya ve her türlü ayrımcılığa karşı enternasyonal dayanışma ruhu yeniden ve yeniden alev alacaktır.


www.gunzileli.net
[email protected]